ANAMUR'UN SESİ
"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
arama   site haritası
 

 

ANAMUR
Tarihçe
Coğrafi Durum
Yönetim
Turizm ve Tarım

 

ÇEVRE HAFTASI

 

MERSİN MİLLETVEKİLİ MEHMET ŞANDIR TBMM GENEL KURULUNDA İSRAİL OLAYINI KONUŞTU

 

GÜN SAZAK'IN 30.ŞAHADET YILDÖNÜMÜ

 

LÜTFİ ÖZDEMİR ŞEHİDİMİZİ UNUTMADIK...ÖZEL YAZILAR...

 

FOTOĞRAFLARLA LÜTFİ  ÖZDEMİR'İN HAYAT HİKAYESİ

 

MUSTAFA YILDIZDOĞAN "ŞEHİTLER ÖLMEZ" DİNLE

 

 

BAŞLIKLARDAN KONULARA ULAŞIN

 

  ANNELER GÜNÜ YAZILARI:

 

   YAZILAR


-Anneler Günü Anasayfası
  Çınar ARIKAN Yazısı


-
Şinasi ŞİRİN
  Anneler Günü Yazısı


-
Anneler Günü Nedir?

 

   MESAJLAR

-
Anneler Günü Mesajları
 

  ANNE ŞARKILARI

 

MUSTAFA YILDIZDOĞAN - "ANAM" DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

http://mp3.eylence.az/song/Mustafa-Yildizdogan/Anam.mp3.html

 

 

   ŞİİRLER


-
Ahmet Hamdi TAMPINAR
  Annem İçin


-Ahmet Kutsi TECER
  Anneler


-
Arif Nihat ASYA
  Anne


-
Aşık VEYSEL
  Anama


-
Bülent ECEVİT
  Köylü Kadınları


-
Faruk Nafiz CAMLIBEL
 Anneme Mektup


-
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
 Anneme Verdiğim Söz


-
Mustafa YILDIZDOĞAN
  Anam


-
M. Necati ÖNGAY
 Anne Sevgisi


-
Nazım HİKMET
 Annen


-
Necip Fazıl KISAKÜREK
 Anneme Mektup


-
Ümit Yaşar OGUZCAN
 Anacığım

 

-Rakım ÇALAPALA

  Ailemiz

 

 

DİĞER MESAJ HABER VE DOSYALARIMIZA ULAŞMAK İÇİN BU BÖLÜMÜ LÜTFEN TIKLAYINIZ...

 

19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI...
"1-BAYRAM TÜM TÜRK DÜNYASINDA VE ANAMUR'DA TÖRENLERLE KUTLANDI" HABER DOSYAMIZ İÇİN TIKLAYINIZ...

WWW.ANAMURUNSESİ.COM YAZDI (08.06.2010)

Şahadetinin 40. yılında bir sembol Ülkücü:

Yusuf İmamoğlu
(...1945 - 08.06.1970)

    Bulgaristan göçmeni bir ailenin çocuğuydu. Ailece Bursa'nın İnegöl kazasında oturuyor, İstanbul Edebiyat Fakültesi Coğrafya bölümü son sınıfta okuyordu.

    Fakülteye sokulmayan Ülkücü Yüksek Öğretmen Okulu öğrencilerinin karnelerini imzalatmak üzere okuluna gittiğinde, Vural Yıldırımoğlu, Yusuf Kayabaşı, Ali Menekşe, Feridun Şakar ve Vahram Apik isimli komünist anarşistlerin öncülüğünü yaptığı silahlı grubun yaylım ateşine maruz kalarak ağır yaralandı.

    Okulun dışında gruplar halinde toplanan komünist militanlar, ambulansı içeri sokmadıkları için hastahaneye zamanında götürülemeyerek kan kaybından şehit düştü. (8 Haziran 1970)

    08.06.2010 Tarihinde www.anamurunsesi.com yazdı _______________________________________________  

       Yusuf İmamoğlu
     
(...1945 - 08.06.1970)

     

   Şahadetinin 40. yılında bir sembol Ülkücü:

Yusuf İmamoğlu
(...1945 - 08.06.1970)

 

    Bulgaristan göçmeni bir ailenin çocuğuydu. Ailece Bursa'nın İnegöl kazasında oturuyor, İstanbul Edebiyat Fakültesi Coğrafya bölümü son sınıfta okuyordu.

    Fakülteye sokulmayan Ülkücü Yüksek Öğretmen Okulu öğrencilerinin karnelerini imzalatmak üzere okuluna gittiğinde, Vural Yıldırımoğlu, Yusuf Kayabaşı, Ali Menekşe, Feridun Şakar ve Vahram Apik isimli komünist anarşistlerin öncülüğünü yaptığı silahlı grubun yaylım ateşine maruz kalarak ağır yaralandı.

    Okulun dışında gruplar halinde toplanan komünist militanlar, ambulansı içeri sokmadıkları için hastaneye zamanında götürülemeyerek kan kaybından şehit düştü. (8 Haziran 1970)

    Cenazesi, Bursa Emirsultan Mezarlığına defnedildi.

    Şehit olduğu zaman cebinden 35 kuruş para çıkmış ve otopsi sırasında da üç gündür hiç bir şey yememiş olduğu tespit edilmişti.

    8 HAZİRAN 1970, YUSUF İMAMOĞLU'DA ŞEHİT DÜŞTÜ...

    "Yusuf İmamoğlu Türk İslam davasının ne ilk, ne de son şehididir. Aziz şehidimiz Yusuf İmamoğlu'nun ve diğer şehitlerimizin hesabı bir gün sorulacaktır." Başbuğ Türkeş (8 haziran 1970 Marmara Öğrenci Lokali)

   İstanbul Ülkü Ocaklar Birliği'nin önde gelen alperenlerinden olan İmamoğlu, yiğitliği, gözüpekliği, komandoluğuyla tanınmış ülkücü öğrenci Yusuf İmamoğlu, 8 Haziran 1970 günü komünistlerin işgali altında bulunan Edebiyat Fakültesi'nin koridorlarında silahlı kızıl bir çetenin saldırısı sonucu aldığı kurşun yaralarıyla şehit düşüyordu.

    Şehit İmamoğlu'nun yapılan otopsi raporundan 24 saattir yemek yemediği açıklanıyordu. Cebinden ise 35 kuruş para çıkıyordu. O ne burjuva bir ailenin sosyetik çocuğu, ne de Amerikan ve yabancı kolejlerde okuyan batı kültürüyle yetişmiş fakirlik ve fukaralık edebiyatı yapan sosyalistlerin züppe çocuğuydu. O Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelen yoksul bir ailenin evladıydı.

    İmamoğlu'nun şehit düşmesini müteakiben binlerce ülkücü öğrenci İstanbul sokaklarında protesto gösterilerinde bulundu.

    Yusuf İmamoğlu'nun şehit edildiği günün akşamı MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş Marmara öğrenci yurdunda bir konferans vermiş ve Yusuf İmamoğlu'nun şahadetine temasla; "Yusuf İmamoğlu Türk İslam davasının ne ilk, ne de son şehididir. Aziz şehidimiz Yusuf İmamoğlu'nun ve diğer şehitlerimizin hesabı bir gün sorulacaktır." demişti.

   İki bini aşkın dinleyiciye hitap eden Türkeş ; "Komünistler milliyetçi bir gencimizi daha kahpece öldürdüler. O, Türk Milletinin ebediyete kadar intikal etmesi davasını savunan bir gençti. Davası uğrunda, vatan ve millet yolunda şehit oldu. Bizim inançlarımıza göre, o, en yüksek mertebe olan şehitlik mertebesine ulaştı. Dün benim bir Yusuf'um vardı. Bu gün hepiniz Yusuf'umsunuz. O, bu din için millet için bu vatan için öldü. O'na kurşun sıkan ellere, ona fırsat veren kafalara lanet olsun." demişti.

    Şahadeti üzerine Emine IŞINSU'nun Devlet'teki yazısı:

       YUSUF İMAMOĞLU

    600 yıl süren o muhteşem destanın dirilmeğe başladığı yeşil Bursa'mızdanmış: İnegöl kasabasında doğmuş. Öyle de fakirmiş ki, su satarak okumaya çalıştığı zamanlar bile olmuş... Yüreğinin bir köşesinde Kara Osman Beyin akıllığını ve Sultan Murat'ın merhametini yerleştirmiş. Millet düşmanları onu, altı aydan beri hep tehdit edermiş, yine de silah taşımazmış. Öldürüleceği sık sık aklından geçermiş ama, vurmağa kıyamazmış....

    Henüz gencecikti, taze bir fidan gibiydi; büyüyecek, kocaman bir çınar olacaktı. Bırakmadılar! Şimdi yüreğime kurşun misali bir ağırlık çökmüş, çaresizliğimin acısında boğulacak gibiyim. Önümdeki kağıda da, kalemimin ucunda çırpınan kelimelere de kahrediyorum. Emine bacısı, İmamoğlu kardeşinin şehitliğine ağıt yazacak ama neye yarar ki! Memleketin yüksek menfaatleri diyoruz; kardeş kavgası felaket getirir, diyoruz; "siz de vurun!.. demeğe dilimiz varmıyor!" Peki, ne yapacağız? Milletimizin belki de son umudu genç yiğitlerin yıkılışlarını seyrederek zaman mı tüketeceğiz? Ve yaşamaktan utanmayacak mıyız?

    Doğrudur tabii, kardeş kavgası felaket getirir. İyi ama, "kardeş" nerede ki! Yusuf İmamoğlu'na kıyanlar, bırakın kardeşliği, herhangi bir düşmanın haysiyetinden bile uzaktırlar! İmamoğlu'nun şehit düşmesi olayında öyle müthiş bir hainlik var, öylesine anlaşılmaz ve anlatılamaz. Bir kin var ki, vahşetin her türlüsünü mumla aratır. Gazetelerde okuduğum vakit inanmak istememiştim; sonra araştırdım, meğerse doğru imiş: İmamoğlu, hemen ölmemiş. Çevresinde yavaş yavaş büyüyen bir kan gölcüğü yatıyormuş. Hastaneye haber salınmış, derhal ambulans göndermişler ve birileri çıkmış, fakültenin kapılarını tutmuş, ambulansın yanına gitmiş, can kurtarmaya gelenleri önce paylamış, sonra da kovmuşlar! "Kim çağırdı sizi, demişler, ihtiyacımız yok, dönün!" Ve yiğit Yusuf, öz vatanın da garip Yusuf, kanını tükete tükete dünyasını değiştirmiş. Canavarlık mı bu o bile değil! Çirkin, küçültücü, insanı insanlığından utandırıcı bir şey!

    Affet beni Allah'ım, kulun böylesini niye yarattın! Ölmenin vazife öldürmenin hak sayıldığı tek yer savaş meydanlarıdır. Ve savaşta, yaralı düşmana silah çekilmez, hemen tedavisine koşulur. Sağlık ekiplerinin yardımını önlemek savaş kanunlarında bile suçtur. Ve İmamoğlu'na yapılanlar, aslında açık bir işarettir. Beyni yıkanmış bir zümrenin, insanlık ölçülerinde tamamen saptığını gösterir. İmkan ve fırsat buldukları vakit, Lenin ve Mao sosyalizmi ardına nasıl bir kavga vereceklerini gösterir. Ders bir değil çoktur, gizli değil, açıktır. İbret almakta gecikilmesine tahammül yoktur.

    İmamoğlu'nun artık bize ihtiyacı kalmamıştır. Şimdi o, "Bir hilal uğruna" batan "güneşler"in yanındadır. Şehit kardeşi Süleyman Özmen'le eleledir. Yüreğimizdeki acı Süleymanlardan, Yusuflardan gelir ama, endişemiz cümle Bozkurtlar içindir; Türklüğün son bağımsız kalesi bu mübarek topraklar içindir... Gayri söze ne hacet...

    Emine Işınsu, Devlet, 15 Haziran 1970, Sayı : 63

 

    İmamoğlu'nun bir şiiri;

         Haydi Yiğit

    Unutturacaklarmış benliğimizi,
    Kundaklayacaklarmış kimliğimizi,
    Yeniden göstermek için varlığımızı,
    Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
    Ülkümüzün cihan varsın farkına!

    Kur'an'a rehber diye sarıldık,
    Eğilmedik, düştük öldük, kırıldık,
    Ne yazık düşmanı dışta bilirdik,
    Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
    Ülkümüzün cihan varsın farkına!

    Elimizi Hak'tan yana açarak,
    Zafer ışığını coşup saçarak,
    Maziden atiye bir yol açarak,
    Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
    Ülkümüzün cihan varsın farkına!

    İmamoğlu getir bu aşkı dile,
    Atıver kendini şu coşkun sele,
    Kimbilir kaç yürek çarpar seninle,
    Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
    Ülkümüzün cihan varsın farkına!

                                             
Yusuf İmamoğlu

http://www.haberiniz.com/index.php?option=com_content&task=view&id=14355&Itemid=172 

Haberiniz.com

                         

  MESAJ HABERLER BÖLÜMÜ DEFA OKUNMUŞTUR...

"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ
   

  Başa Dön 

Yazdır

 
 
 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır [Çınar Arıkan]