Nevruz Bayramı
Vikipedi,
özgür ansiklopedi
Nevruz Bayramı, Kuzey Yarımküre'de yaşayan insanların ortak bahar
bayramıdır.
Nevruz Bayramı Farslar, Türkler,
Kürtler, Zazalar, Azeriler, Afganlar,
Arnavutlar, Gürcüler, Türkmenler,
Tacikler, Özbekler, Kırgızlar'la
beraber neredeyse tüm kuzey yarımküre
tarafından kutlanan geleneksel yeni
yıl ya da başka bir değişle doğanın
uyanışı ve bahar bayramı.
Aynı
zamanda, Zerdüştlük, hem de Bahailer
için de kutsal bir gündür ve tatil
olarak kutlanır. Günümüz İran'ında,
her ne kadar İslami bir kökeni olmasa
da bir şenlik olarak kutlanır.
Nevruz, İran ve Bahai takvimlerine
göre yılın ilk gününü temsil eder.
Bazı topluluklar bu bayramı 21 Mart'ta
kutlarken, diğerleri kuzey yarım
kürede ilkbaharın başlamasını
temsilen, 22 veya 23 Mart'ta
kutlarlar.
İsim
kökeni
Kelimenin aslı eski Farsça'dan gelir:
nava=yeni + rəzaŋh=gün/günışığı,
anlamı "yeni gün/günışığı" dır ve
günümüzün Farsçasında da hâlâ aynı
anlamda kullanılmaktadır(nev=yeni +
ruz=gün; anlamı "yeni gün") İrani
dillerdeki Gün anlamına gelen Ruz
(Farsça), Roç (Beluçca), Roc (Zazaca)
ya da Roj (Kürtçe) sözcükleri Proto-İranicenin
"Rauça"sından gelir. Bu da eski Hint-Avrupacanın
manası Işık olan *Leuk- kelime köküne
dayanmaktadır. Şu en eski şekilden
Rusçadaki Luç, Almancadaki Licht,
Yunancadaki Leukós, Latincedeki Lux,
İngilizcedeki Light ve Ermenicedeki
Luy da oluşmuşlar. Proto-Iranicede
Rusçadaki gibi bir k > ç ses
ertelemesi ortaya çıkmışdır ve ayrıca
'L' sesi 'R'ye dönüşmüştür.
Eski İrani dili olan Avestçede Raôçah
zamanında esasdan Işık demekti. Eski
hint-ari dilindeyse (Bugünkü Kuzey
Hindistanda varolan dil grubu) Roçiş
kulanılmaktadır.
Nevruz teriminin tarihte ilk yer
aldığı kayıtlar, M.S. 2. yüzyıldaki
Pers İmparatorluğu kayıtlarıdır, ancak
bundan çok daha öncesindeki (yaklaşık
M.Ö. 648 ve 330 yılları arasında) Pers
İmparatorluğu altında yaşayan değişik
milletlerin Pers Şahına Nevruz gününde
hediyeler getirdiğine dair bilgiler
mevcuttur.
Nevruz diğer Türk devlet ve
topluluklarında da kutlanılır.
Bunlardan Azerbaycan'da Novruz,
Kazakistan'da Navrız meyrami (Наурыз
мейрамы), Kırgızistan'da Nooruz, Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Mart
dokuzu Kırım Türklerinde Navrez, Batı
Trakya Türkleri'nde Mevris adları ile
anılır.
Kürtçe'de, Farsça'daki ile aynı anlama
gelmesiyle birlikte yazılışı
Newroz'dur. İran kökenli bir devlet
olan Tacikistan'da (Наурыз мейрамы)
Navrız meyrami adı ile kutlanan Nevruz
Arnavutluk'ta ise Sultan Nevruz olarak
isimlendirilir.
Nevruz ve
Ekinoks
Ekinoksta Dünyanın Güneş tarafından
aydınlatılmasının gösterimi. Güneş
ışıkları ekvatora dik geldiği için
aydınlanma çemberi kutuplardan
geçmektedir.
Ana madde: Ekinoks
Nevruz, baharın ilk günüdür ve bu gün
kuzey yarım kürede bahar ekinoksunun
(gün tün eşitliği) oluştuğu gündür.
Güneşin ekvatora dik açı ile gelir.
Gece ve gündüz birbirine eşitlenir.
Ayrıca hem kuzey hem de güney kutbu
aynı anda gündoğumu hattındadırlar ve
gün ışığı her iki yarımküre arasında
eşit olarak paylaşılmaktadır.
2008 yılında, kuzey yarımkürede
ekinoks, 20 Mart tarihinde saat
05:48'de gerçekleşmiştir.
Tarih ve
gelenek
Nevruz geleneğinin tarihin en son
Buzul Çağı'nın bitmesinden hemen
önceki günlere yani 15.000 yıl
öncesine kadar uzanır. Efsanevi Pers
Kralı Cemşid, Indo-Iranlıların
avcılıktan hayvacılığa ve yerleşik
yaşama geçişini temsil eder. O
çağlarda mevsimler insanoğlunun
hayatında günümüzdekinden daha
yaşamsal bir önem arz ediyordu ve
yaşamla ilgili her şey dört mevsim ile
çok yakından ilgiliydi. Zor geçmiş bir
kışın ardından gelen bahar, tabiat
ananın çiçekler, yeşillenenen bitkiler
uykusundan uyanması ve sığırların
yavrulaması, insanoğlu için büyük bir
fırsat ve bolluğun canlanması demekti.
İşte böyle bir dönemde bu Nevruz
kutlamalarını başlatanın Kral Cemşid
olduğu söylenir.

Persepoliste
krala hediyelerin sunumu
İran evrenbiliminin mimarlarından ve
Zerdüştlerin Peygamberi olan Zerdüşt
birçok bayramın kurumsallaşmasını
sağlayan kişidir. Nevruz da Zerdüşt
tarafından kurumsallaştırılan
bayramlardan biridir.
Persepoliste
krala hediyelerin sunumu
Bundan 12 yüzyıl sonrasında, M.Ö. 487
yılında, Büyük Darius, Persepolis'teki
yeni inşa edilmiş olan sarayında
Nevruzu kutluyordu. Son araştırmaların
sonuçları bu kutlamaların çok özel bir
anlam ifade ettiğini göstermektedir.
Sadece Nevruz gününde sabah saatin
06:30'unda güneşin ilk ışıkları
gözlemevindeki büyük kabul salonuna
denk geliyordu ve bu olay sadece 1400
yılda bir gerçekleşiyordu. Bu durum
aynı zamanda Babillilerin ve
Yahudilerinde yeni yılı ile
çakışıyordu ve bu nedenle, bu
kutlamaların eski toplumlar için çok
uğurlu ve önemli sayıldığı açıktır.
Persepolis yerleşkesinin ya da en
azından Apadana'non sarayının ve
"Yüz
sütunlu Salonun" Nevruzu kutlamak
amacıyla inşa edildiği sanılmaktadır.
Ne yazıkki eski kitabelerde Nevruzdan
bahsedilmemektedir.
Azerbaycan'da
Azerbaycan, nevruz en canlı olarak
yapıldığı, kelimenin tam anlamıyla
"bayram" şeklinde kutlandığı yerlerden
biridir. Azerbaycan'da nevruz bayramı
hazırlıkları, nevruz gününden çok önce
başlamaktadır.
Kadı
Burhaneddin
Kadı Burhaneddin Anadolu sahasında
yaşamış olmakla birlikte, dili
dolayısıyla Azerbaycan edebiyatına
mensup bir şair olarak kabul
edilmektedir. Kadı Burhaneddin’in
nevruzla ilgili bazı beyitleri
şöyledir:
Nevrûz olalı
cihânı görsen
Bu kevn ile mekânı görsen
Ten ten tene düşdi cümle ten ten
Sığmaz kanuma bu cânı görsen
Meger nevrûz gelmişdür musavver
Ki olmışdur cihân yine münevver
Hatayî
Hatayî’nin
nevruzla ilgili birkaç beyti şöyledir:
Geldi nev-rûz ü bahâr ü ahd ü devr-i dost-kâm
Yâr eli tek yeryüzü nakş ü nigâr oldı yine
Nev-rûz
gülinün açık dehânı
Murg anda hezâr okur zebânı
İsrâdan beri gelün nev-rûz idin Şaha
yetün
Hey gaziler secde kılun gaziler deyin şâh menem
Fuzulî
Azerbaycan alanı şairi olduğu kadar
Osmanlı alanı şairi de olan Fuzulî,
bir beytinde nev-ruz'un yılda bir defa
geldiğini ve gülleri açtığını
söylemektedir:
Her gün
açar gönlümü zevk-i visâlin yenleden
Gerçi güller açmağa her yılda bir nev-rûz olur
Şehriyâr
Türk dünyasının son devirde
yetiştirdiği en büyük şairlerden biri
olan Şehriyâr, bilindiği gibi Güney
Azerbaycan yöresine mensuptur.
Şehriyâr "Heyder Baba’ya Selâm"
isimli şiirinde, nev-ruz'dan da
bahsedilmektedir.
Bayram yeli
çardahları yıhanda,
Novruz güli, gar çiçeği çıhanda,
Ağ bulutlar köyneklerin sıkanda,
Bizden de bir yâd eleyen sağ olsun,
Derdlerimiz koy dikkelsün dağ olsun.
Çağatay-Özbek
Çağatay alanı, Türk dünyası
edebiyatları içinde Ali Şîr Nevaî,
Hüseyin Baykara, Babür Şah, Lutfî,
Mevlana Sekkakî gibi temsilcileriyle
önemli bir yere sahiptir.
Alî Şîr Nevaî
Ali Şîr Nevaî, Çağatay edebiyatının en
büyük şairi, bir beytinde, nevruz günü
gece ile gündüzün eşit olmasından söz
etmekte; diğer bir beyitte ise
nevruzla Kadir gecesini bir arada
kullanarak, nevruzu -âdeta-
kutsallaştırmaktadır. Şair, çok güzel
olan bir beyitinde, hitap ettiği
kişinin her gecesinin Kadir; her
gününün de nevruz olmasını temenni
etmektedir:
Vaslı ara
kördüm reng emiş boynuyu-saçı
Tün-kün teng ekan zâhir olur boldı Nevrûz
Lutfî
Çağatay edebiyatının önemli
temsilcileri arasında yer alan Lutfî’nin
"Gül ü Nevrûz" isimli bir
mesnevisi bulunmaktadır. 1333 yılında Celâleddin Tabîb tarafından yazılan bu
eser, 1411 yılında Lutfî tarafından
Çağatayca’ya tercüme edilmiştir.
Yangı
yılnıng başıda rûz-ı nevrûz
Sadeftin çıktı bir dürr-i şeb-efrûz
Sivüngendin atası gencin açtı
Ni kim kazğanğanın âlemğa saçtı
Çü nevrûz boldı nevrûz içre fîrûz
Atadı oğlınıng atını Nevrûz
Gedâî
Gedâî’nin, 15. yüzyılın önde gelen
Çağatay şairlerinden olduğu, usta bir
şair olup aruzu başarıyla kullandığı
bilinmektedir. Gedâî’ye göre nevruz,
mutlu olma zamanıdır; çünkü, ümit
fidanının yeşerdiği mevsimdir:
Şâd
bolğıl ey Gedâ kim mevsim-i nev-rûzdın
Gülbin-i ümmîd bâ-berg ü nevâ boldı yana
Kâmrân Mirza
Babür’ün oğullarından biri olan 16.
yüzyıl Çağatay şairi Kâmrân Mirza,
nevruzu bayram olarak görmekte;
sevgiliye kavuşmayı
"devamlı nevrûz,
devamlı bayram" kabul etmektedir:
Vaslıng olsa
neyleyin nev-rûz bayram kim manga
Her zamân nev-rûzdur her lahza bayram durur
Babür Şah
Hindistan’da Türk-Moğol
imparatorluğunun kurucusu olan Babür
Şah (Zāhir ud-Dīn Muḥammad Bābor),
aynı zamanda büyük bir yazar ve
şairdir. 16. yüzyıl şairi olan ve Ali
Şîr Nevaî’den sonra en büyük Çağatay
şairi olarak kabul edilen Babür Şah
da, nevruzu bir bayram olarak
nitelendirmektedir.
Sevgilisinden ayrı olması sebebiyle
gamlı olan şair, nevruzda ve bayramda
bile mutlu olamamaktadır. Sevgiliye
"Senden ayrı olduktan sonra bayramı ve
nevrûzu neyleyeyim?" diyen şaire
göre, kavuşma bayramı yüz nevruzdan ve
bayramdan daha hoştur:
Ol ki yıllar
aylar ötkergey gam ü mâtem bile
Şâd ü hurrem bolmagay nev-rûz ile bayram bile
Sindin ayru niylegey min ‘ıyd ile nev-rûznı
Ay ü yıl hoştur sining birle eger bolsam bile
Yüzi nev-rûzı vaslı ‘ıydını Babür ganimet tut
Ki mundın yahşı bolmas bolsa yüz nev-rûz ü bayramlar
Sekkakî
Çağatay edebiyatının ilk büyük şairi
olan Sekkakî de, nevruzu pek çok şair
gibi bir bayram olarak kabul
etmektedir:
Gülistân
ehline bugün irür hem ‘ıyd ü hem nev-rûz
Olar gül saçdılar men hem kitürdüm hoş bu halvanı
Nur Ali
Kabul
Özbekçe Çağatayca’nın; Özbek edebiyatı
da Çağatay edebiyatının bir devamıdır.
Özbek şairlerin nevruz anlayışı da,
Çağatay şairlerden farklı değildir,
onlara göre de nevruz bir bayramdır ve
kutsaldır. Özbek şair Nur Ali Kabul’ün
ifadesiyle nevruz,
"hürlük
timsalinin özü" ve
"aşığın
sevdiği kız"'dır. Aynı vatan gibi
nevruz da bir anne veya bir sevgili;
kısaca bir kadın olarak düşünülmüş ve
vatan gibi, anne gibi, yar gibi
kutsallaştırılmıştır. Şair, nevruzu
kutsallaştırma bakımından Nevâî’ye
yaklaşmaktadır:
Turan üzük
bolsa Özbekistan köz,
Uning tarifiga yoqtur boşqa söz,
Türki millatlarning içinde feruz,
Hürlük timsolining özısan Navröz!
Her insan taqdırga şökrana aylab,
Sening gelişngni kutlar ataylab,
Bağrığa oladı seni avaylab,
Oşıgning sen sevgan qızısan Navröz!
Türkmenistan'da
Türkmen edebiyatının güçlü şairleri
de, çeşitli vesilelerle nevruza yer
vermişlerdir.
Mahtumkulu
Türkmen edebiyatı denince akla gelen
ilk isim şair Mahtumkulu'na göre,
nevruz gelince bütün cihan renklenir,
canlanır; dağların başında da duman
peyda olur:
Gelse nevrûz âleme, renk kılar cihân
peydâ
Ebrler âvâz urup, dağ kılar duman peydâ ...
Şeydayı
Şiirlerinde nevruza yer veren Türkmen
şairlerden biri de, Şeydayı’dır.
Şeydayı, baştan sona kadar nevruz
konusunu işleyen bir şiir yazmıştır.
Gelin
Novruz, cümle-yi êlem gülüstandır bu
gün,
Gül açıldı, andalıbıb işi afgandır bu gün, ...
Gayıbı
Gayıbı, "Mergzar Oldı Yene"
adlı şiirinde, nevruzun gelmesiyle
birlikte, tabiatın ve insanların
aldığı yeni hal anlatılmakta; nevruzla
gelen bahar mevsimi, Allah’ın
kudretinin bir tecellisi olarak
görülmektedir:
Çünki novruz
oldı alem gülgüzar oldı yene,
Gunçadan güller açıldı, mergzar oldı yene.
Bayram Han
Çok renkli bir kişiliğe sahip olan,
Karakoyunlu Türkmenlerin Baharlı
kabilesine mensup bulunan, sırasıyla
Şah İsmail’e, Babür’e, oğlu Hümayun’a
ve onun da oğlu Ekber’e eşsiz bir
kumandan olarak hizmet eden Bayram
Han’a göre, nevruz, gamlı gamsız
herkesin sevindiği bir bayram ve düğün
günüdür:
Bugün Nevruz, bugün bayram, bugün toy
Kaygı-gamsız sevinç yapar her bir öy
Hatam Şair
Hatam Şair de, bahtından ve ilinden
şikayet ederken nevruza yer vermekte
ve
Bahar bolmaz
novruz bolmaz yıl menin,
Yagşı-yaman parhın bilmez il menin. demektedir. Bu
şiirde de nevruz, iyi ve güzelin
simgesi olarak ifade edilmektedir.
Doğu
Türkistan'da
Uygur Türklerinin, nevruzu milattan
önceki tarihlerden itibaren bir bayram
olarak kutladıkları bilinmektedir.
Uygurlar yanği kün deyimiyle bu güne
özel bir önem vermektedirler. Kumul
şehri, Tömürti köyünde söylenen bir
Halk koşmasında;
Novruz kelip
bizlägä yıl baharı kältüdi.
Erizläni bağläni, xoşallıqqa çömdüdi.
Şadi bat, şadi bat, noruz mubaräk bat.[38]
Nevruz gelip bizlere, yılın baharını getirdi.
Tarlaları bağları, sevinç ile doldurdu.
şadı bat, şadı bat mübarek nevruz bat.
Şeyh-zâde
Abdürrezzak Bahşı
Osmanlı sarayında görevli olarak
bulunan şair, "Bahariye" ve
"Nevrûz Beyitleri" de yazmıştır.
Şaire göre sıkıntılı kış mevsiminin
bittiği, karın ve buzun azalıp baharın
başladığı nevruz günü, mübarek bir
gündür. Nevruzla birlikte kışlayan
kuşlar uçmaya, güller açılmaya,
gelincik ve lâle gibi çiçekler bağları
aydınlatmaya ve cennet kokusu bu
dünyaya gelmeye başlar, birbiriyle
oynayan bütün canlılar da,
birbirlerine hal dili ile
"Nevrûz
mübarek olsun." derler:
Kış kiçti vü
yaz boldı
Mahbub-lara naz boldı
Kar muz şimdi az boldı
Nevruz mübarek-bad
Şîr
Senuber Şahin
Uygur Türklerinden Şîr Senuber
Şahin’in de "Nevruzname"
şiirinde:
Keldi noruz
yıl başi, ketti köngülning çirkini,
Noruz diban kilurlar hatunlarınıng türkini,
Güller kerip kız oğul egri koyar börkini,
Meclis kilip oynışar açur köngül mülkini,
Kaygu mihnetler ketip yayraşur kündüz bukün. demektedir.
Tataristan-Kırım
Nevruz, halen gerek Tataristan'da
gerekse Kırım'da, bir bayram olarak
kutlanmaktadır. Tabii ki, her iki Türk
yurdunda da, konusu nevruz olan
şiirler bulunmaktadır. Bunlar
arasında, İdil Bulgar devletinden
kalan bir "Nevrûz Beyiti" de
vardır. 19. yüzyılın sonunda
belirlenmiş ve yayınlanmış, toplamı
123 dörtlük olan "Neürûz Beyete"'nin
ilk ve son dörtlükleri şu şekildedir:
Şöker kıldım
hodaga
Salavatım anlarga
Möhemmed-Mostafaga
Ve' az eytdek sezlerge
Hakın birenez bez1erge
Yaşen yitsen yöz1erge
Neüruz möbarekbad
Günümüzde, Tatar çocukların Nevruz
bayramlarında okudukları Nevruz
şiirlerine "takmak" (çaçma) adı
verilmektedir. Bilindiği gibi takmak
İslâmiyetin kabulünden önceki Türk
şiirinde kullanılan tabirlerden
biridir. Günümüzde okunan Nevruz
şiirlerinin, en az bin yıllık geçmişi
bulunan bir yorumla adlandırılması da
anlamlıdır. "Takmak" olarak
adlandırılan Nevruz şiirleri, yukarıda
ilk ve son dörtlükleri verilen
"Nevrûz
Beyete" esas alınarak
söylenmektedir. Bu da, bu geleneğin
tarihi devamlılığı ve halk nazarındaki
ağırlığıyla ilgili olmalıdır:
Aç İşigin
kirebiz
Nevrûz eyte kilebiz
Heyir-dua kılabız
Aş-sıy kütip urabız
Nevrôz mübarek bâd
Nevrôz eyttik biz sizge
Hakkın birigiz, bizge
Eşigiz citsin yüzge
Malıgız artsın közge
Nevrôz mübarek bâd
Anadolu'da
Nevruz, Anadolu'da da şairler
tarafından genellikle "bayram"
olarak nitelendirilmiştir; ona
bazıları "muhterem", bazıları
da "sultan" sıfatını uygun
görmüştür. Nevruz, halktan, saraydan
ve âlimlerden gördüğü saygıyı,
şairlerden de görmüştür.
Şeyhî
Divan edebiyatının kuruluş devri
şairlerinden olan Şeyhî, bir beytinde,
nevruzu "nevrûz-ı muhterem"
tamlamasıyla anmakta ve onun bir
bayram olduğunu söylemektedir:
Pîrûzdır
bu rûz ü hümâyûn durur bu dem
Kim hem-dem oldı 'îd ile nevrûz-ı muhterem
Necatî Bey
Divan şiirinin usta şairlerinden biri
olan Necati Bey, aynı zamanda
kendisinden sonra gelen divan
şairlerini de en fazla etkileyen iki
şairden biridir. Necati Bey, nevruz'la
gül ve sevgili arasında münasebetler
kurmakta; nevruz gelince bulutların
güneşin üzerinden çekildiğini, yani
güneşin yüzünü gösterdiğini
söyledikten sonra, sevgiliden de gün
yüzünü göstermesini istemektedir.
Cam-ı nevrûzî
içüp mestâne yüz bin nâz ile
Şah-ı şûhun salınur boynına şâhid-vâr gül
Gidersün ko kara zülfün sabâ yili yanağundan
Ki nevrûz olıcak dirler güneş üzre sehâb olmaz
Ahmet Paşa
Divan edebiyatının en büyük
şairlerinden biri olan Ahmet Paşa,
nevruza "ayş nevrûzu, nevrûz-ı
hümayûn" tamlamalarıyla yer
vermekte ve "îd-i nevrûz"
terkibinde de onun bir bayram olduğunu
haber vermektedir:
‘Îd-i
nevrûzu görüp gül defterinden ‘andelîb
Hoş dua ve medh okur şâh-ı zafer-yâb üstüne
Ey müneccim ruh ü zülfin göricek dilberümün
‘ Îd-i nevrûza bulaşmış
şeb-i yeldâ göresin
Hayalî Bey
Doğum yeri Balkan toprakları olan
Hayalî Bey de, divan şiirinin büyük
temsilcilerinden biridir. “Ol
mâhîler kim deryâ içredir deryâyı
bilmezler” şeklindeki mısrası,
âdeta bir darb-ı mesel olmuştur. O da,
divanında nevruza birkaç beyitte yer
vermiş, bu günde gece ile gündüzün
eşit olduğundan bahsetmiştir. Bu
beyitlerden birinde de nevruz,
“nevrûz-ı şerîf” tamlamasıyla
mübarek bir gün olarak
vasıflandırılmaktadır:
Nevrûz-ı hüsnüne ereli hatt-ı müşgbâr
Oldu berâber ey perî geceyle gündüzüm
Kâzî asker oldu gül şâhına nevrûz-ı şerîf
Gece gündüz geldiler ana berâber durdular
Bâkî
Divan edebiyatının en büyük birkaç
şairi arasında yer alan Bâkî de,
nevruzu, sevgilinin gün yüzünü arz
ettiği gün ve bir musikî makamı olarak
anmaktadır:
Gün
yüzün arz eyledi nevrûzda ol meh-likâ
Mihr altun kaplu bir âyîne virdi rûnümâ
Başladı gülşende murg-ı hoş-nevâ nevruz'dan
Şâh-ı gül bezminde taksim etdi bir garra gazel
Kaygusuz
Abdal
Kaygusuz Abdal'ın en büyük
şairlerinden biri olduğu, hatta
kurucusu olarak kabul edildiği Bektaşî
edebiyatında nevruz, Basrî Baba’nın
“Geldi nevrûz doğdu Şâh-ı Evliyâ”
mısrasından da anlaşılacağı üzere Ali
bin Ebu Talib (Alī b. Abī Ṭālib)’nin
doğduğu, Fatıma bint Muhammed (Fāṭima
bint Muḥammad) ile evlendiği ve
Muhammed bin Abdullah tarafından
halife tayin edildiği... gün olarak
geçer. Bu edebiyatın en büyük
şairlerinden biri olarak: kabul edilen
Kaygusuz Abdal da, yeryüzünün nevruzda
coştuğunu söylemekte ve onun bu halini
cennete benzetmektedir:
Erişti bâd-ı
nevrûz gü1istâne
Gü1istân vakti yetti kim uyane
Tamamet yeryüzü cünbişe geldi
Behişte benzedi devr-i zemâne
Pir Sultan
Abdal
Pir Sultan Abdal’ın, Bektaşî
edebiyatının yedi büyük şairinden biri
olması dolayısıyla, kendisinden sonra
gelen Bektaşî şairler üzerinde büyük
tesiri olmuştur. O da, nevruzu
işlediği konular arasına dahil etmiş
ve "sultan nevrûz"
tamlamasıyla
oldukça yüceltmiştir. Şaire göre,
sultan nevruzda canlar uyanır ve hâl
ehli olanlar da nura boyanır; bu gün
birlik günüdür ve aşıklar bu günde
Yaratan’dan aydınlık alırlar:
Sultan Nevrûz
günü canlar uyanır,
Hâl ehli olanlar nura boyanır,
Muhip olan bu gün ceme dolanır,
Himmeti erince Nevruz Sultan’ın
Aşık olan canlar bu gün gelürler,
Sultan Nevrûz günü birlik olurlar
Hallâk-ı cihandan ziya alurlar,
Himmeti erince Nevruz Sultan’ın
Sonuç
Sonuç olarak, nevruzun bütün Türk
dünyasında eskiden beri bir bayram
olarak kutlanmasına paralel olarak,
Türk dünyası edebiyatlarında da
işlenmiş bir konu olduğunu
söyleyebiliriz. Bazı şairler bağımsız
olarak nevruz şiirleri yazmışlar, bazı
şairler de nevruza çeşitli sebeplerle
bir veya birkaç beyit ya da dörtlükte
yer vermişlerdir.
Nevruz şiirlerine veya nevruzun
geçtiği beyitlere bakıldığı zaman,
farklı coğrafî ve edebî sahalara
mensup olmalarına rağmen, şairlerin
nevruz tasarımlarının büyük ölçüde
ortak olduğu görülmektedir: Nevruz
mübarektir, muhteremdir, kutsaldır;
küs olanları barıştıran bir sultan,
bir bayramdır. Nevruz, -özel
yemeklerin yendiği, özel oyunların
oynandığı- birlik ve kardeşlik
günüdür.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Nevruz_Bayram%C4%B1#T.C3.BCrklerde_Nevruz