ANAMUR'UN SESİ
"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
arama   site haritası
 

 

ANAMUR
Tarihçe
Coğrafi Durum
Yönetim
Turizm ve Tarım

 

LÜTFİ ÖZDEMİR ŞEHİDİMİZİ UNUTMADIK...ÖZEL YAZILAR...

 

FOTOĞRAFLARLA LÜTFİ  ÖZDEMİR'İN HAYAT HİKAYESİ

ŞİİRLER

  Ülkücü Şehitler Destanı

Yiğit mi yiğit, er mi er idi;
Bir nesil geldi, geçti bir nesil
Aka ak, karaya kara derdi
Bil nesil geldi, geçti bir nesil.

Adı Dursun’du, adı Süleyman;
Soyadlar Gümüş ve Kılıçkıran.
Yağlı ipte Mustafa Pehlivan:
Bir nesil geldi, geçti bir nesil

Kucağımda rahmet-i Rahman’a
Kavuşan ülkü devi Osman’a
Nasıl dayansın ihtiyar ana?
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

İ’lâ-yı Kelimetullah için
Baş kaldırdılar; titredi Maçin.
Sâlâsı okundu Ahmet Koç’un;
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Enbiyalar yoldaşı Gün Sazak,
İskender Karyağdı, Cihan Budak..
Koştular Hakk’a Hakk’ı duyarak;
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Erdem Arabacı, Adnan Çetin,
Ercüment Yahnici, Fuat Şahin,
Alper Tunga Uytun, Hikmet Tekin…
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Adana, Antep, Sivas, Tokatlı;
Kimi Kırşehir, kimi Yozgatlı…
Kemal Fedai, Recep Haşatlı…
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Çatal yürekli, ülkü devleri
İnletti göğü, titretti yeri.
Tanrının gönüllü askerleri;
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Bayraktı, tuğdu, yıldızdı, aydı;
Arşa mühürü o devler koydu.
Kavruldu, yürekler yasa doydu.
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Tam beşbin şehit dillere kolay;
Şehidini say, gazisini say…
Keskinli Osman, Maraşlı Tuncay…
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Bozkurdu avlayınca tazılar,
Çok yol bekledi körpe kuzular.
Onlar Baktemurlar, Önkuzular…
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Ne ölümden korktular, ne şerden;
Geçtiler yardan, geçtiler serden…
Gülerek gitti onlar giderken;
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Ülkü tuğunu zafer burcunda
Teslim ettiler namlu ucunda.
Ve… Can verdiler darağacında;
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Haykır! Ezan susmaz, bayrak inmez.
Kavrulmuş yürek korlanır yanmaz;
Fırlayan ok geriye dönmez
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Onlar… Onlar ki, ruh ve mânâ
Kür Şad’dan Atsız’a, Veli Can’a
Ve bir bir katıldılar kervana;
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Mehmet Güneş ki bir delikanlı;
Alnı nişanlı, kefeni kanlı…
Şehitlik mertebesiyle şanlı;
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Çiçeği burnunda beşbin yiğit,
Rıza-yı Hak için oldu şehit.
Arıca Osman, Aküzüm Cahit…
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Ağlama ey başı yaşmaklı yâr!
Kim demiş ülkü çiçeği solar?
Bir ölür, bin dirilir Bozkurtlar…
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Mukaddes dava, bir ulvî savaş;
Can verir Uşak, yas tutar Maraş.
Hangi birini sayayım gardaş;
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Çiçek derdiler Türkeş bağında;
Atsız’la Peygamber otağında…
Ve buluştular Tanrı dağı’nda;
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Kızıl zindanlar, taş medreseler
Dile gelip de bir ses verseler
Neler söyler, daha neler neler
Bir nesil geldi, geçti bir nesil

Küçüğü seven, büyüğü sayan;
Allah’tan korkan, kuldan utanan;
İhlaslı, imanlı tam Müslüman
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Metin Olgaç’ı, Alper Demir’i
Öldüren kurşun, Moskof’un emri.
Rüyasında gören Peygamberi
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Bir mukaddes dava için kanı
Sebil ettiler; hayatı, canı…
Son asrın Ulubatlı Hasan’ı
Bir nesil geldi; geçti bir nesil.

Dillerinde hep vatan ve millet
Bursalı Osman, Bingöllü Hikmet
Fatih Koyuncu, Ali Bülent…
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Onlar Mevlâyı secdede buldu
Tevhid nurunda, yundu, pâk oldu.
Hakk’tan şehitlik nişânı aldı
Bir nesil geldi; geçti bir nesil.

Ülkü denen nazlı yâre sâdık
Ve büyük bir aşıkla seven âşık
Kardelen, papatya, sarmaşık…
Bir nesil geldi; geçti bir nesil.

Yola çıkmıştı ki bir kervan
En önde giden Başbuğ Alparslan.
Hazreti Peygamber’den feyz alan
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Bir sevdamız vardı “vatan” diye;
Aşıktık şehre, köleydik köye..
Can bağışladık biz bu ülkeye
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Ağla Nahçıvan, yan Azerbaycan
Gözü yaşlı bekliyor Türkistan
Rehberi Kur’an, hedefi Turan
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Bir Kurumahmutoğlu vardı ya
Durdu namaza, vardı secdeye
Boyun bükmedi paşaya, beye
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

Ve Ravzat’ül İslâma girdiler
Şehâhed güllerini derdiler
Darağaçlarında can verdiler.
Bir nesil geldi; geçti bir nesil.

Ey ülküdaş! Dur, dinle bu sesi;
Bu destan şehitler mersiyesi.
Kimse susturamadı İdris’i
Bir nesil geldi, geçti bir nesil.

İdris Nebi Karakuş

 

MUSTAFA YILDIZDOĞAN "ŞEHİTLER ÖLMEZ" DİNLE

 

Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor!

Şehitler tepesi boş değil,
Biri var bekliyor.
Ve bir göğüs, nefes almak için;
Rüzğar bekliyor.
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye? Destanını yapmış,kasideye kanmış.
Bir el ki; ahretten uzanmış,
Edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!
Öpelim temizse dudaklarımız,
Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız.
Rüzğarını kesmesin gövdeler
Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar,kasideler.
Geri gitsin alkışlar geri,
Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!
Ona oğullardan,analardan dilekler yeter,
Yazın sarı,kışın beyaz çiçekler yeter! Söyledi söyleyenler demin,
Gel süngülü yiğit alkışlasınlar
Şimdi sen söyle söz senin.
Şehitler tepesi boş değil,
Toprağını kahramanlar bekliyor! Ve bir bayrak dalgalanmak için;
Rüzğar bekliyor!
Destanı öksüz,sükutu derin meçhul askerin;
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye? ...

Arif Nihat Asya

 

BAŞLIKLARDAN KONULARA ULAŞIN

 

  ANNELER GÜNÜ YAZILARI:

 

   YAZILAR


-Anneler Günü Anasayfası
  Çınar ARIKAN Yazısı


-
Şinasi ŞİRİN
  Anneler Günü Yazısı


-
Anneler Günü Nedir?

 

   MESAJLAR

-
Anneler Günü Mesajları
 

  ANNE ŞARKILARI

 

MUSTAFA YILDIZDOĞAN - "ANAM" DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

http://mp3.eylence.az/song/Mustafa-Yildizdogan/Anam.mp3.html

 

 

   ŞİİRLER


-
Ahmet Hamdi TAMPINAR
  Annem İçin


-Ahmet Kutsi TECER
  Anneler


-
Arif Nihat ASYA
  Anne


-
Aşık VEYSEL
  Anama


-
Bülent ECEVİT
  Köylü Kadınları


-
Faruk Nafiz CAMLIBEL
 Anneme Mektup


-
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
 Anneme Verdiğim Söz


-
Mustafa YILDIZDOĞAN
  Anam


-
M. Necati ÖNGAY
 Anne Sevgisi


-
Nazım HİKMET
 Annen


-
Necip Fazıl KISAKÜREK
 Anneme Mektup


-
Ümit Yaşar OGUZCAN
 Anacığım

 

-Rakım ÇALAPALA

  Ailemiz

 

 

DİĞER MESAJ HABER VE DOSYALARIMIZA ULAŞMAK İÇİN BU BÖLÜMÜ LÜTFEN TIKLAYINIZ...

 

19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI...
"1-BAYRAM TÜM TÜRK DÜNYASINDA VE ANAMUR'DA TÖRENLERLE KUTLANDI" HABER DOSYAMIZ İÇİN TIKLAYINIZ...

*********

 

 

 

 

 

 

 

ŞEHİDİMİZ GÜN SAZAK'I RAHMET VE ÖZLEMLE ANIYORUZ...

         27.05.2010 Tarihinde www.anamurunsesi.com yazdı ______________________________________________

        GÜN SAZAK'IN 30.ŞAHADET YILDÖNÜMÜ

    

    Körpe yüreklerdeki ülkü ateşini söndüreceğini sananlar yanılıyorlar. Yüce Allah(C.C) Kur'anı Kerim'inde şehitler için şöyle buyuruyor:

   

    "Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Fakat siz sezemezsiniz. (Bakara-154)"

 

ŞEHİT GÜN SAZAK CENAZESİNDEN VİDEO...

     

     

     Gün Sazak’ın Ardından 30. Yıl

    Şehit edilişinin 30. yılında büyük devlet adamı, vatansever ve faziletli Türk Milliyetçisi Gün Sazak’ın aziz hatırası önünde saygı ile eğiliyoruz.

   27 Mayıs akşamı komünist katiller tarafından şehit edilen Gün Sazak, 26 Mart 1932 yılında doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Ankara Maarif Kolejinde yapan Sazak 1951-1959 yılları arasında Birleşik Amerika'ya gitti. Burada California Polytechnic-Curleck Koleji'nde süt sanayî ihtisası yaptı. 1955-1956 yılları arasında çiftlik yapan Sazak, 1956-1958 yıllarında askerlik vazifesini ifa etti.

   Askerliği bitince çiftliği sürdüren Sazak, 1972 yılında bir inşaat firması kurarak müdürlüğünü üstlendi. Bu firmanın müdürlüğü döneminde 6 liman, 1 havaalanı ve bir hastanenin yapımında görev aldı.

   Gün Sazak daha sonra Türk Milliyetçiliği fikrinin siyasi hayattaki aksiyonu MHP'ye girdi ve genel kurul üyeliğine seçildi. 1973'deki kongre ile yeniden genel kurul üyeliğine getirildi. Bu kongre Sazak'ı aynı zamanda MHP Genel Başkan Yardımcısı yaptı.

   Şehit Gün Sazak 21 Temmuz 1977 tarihinde kurulan AP, MSP, MHP koalisyon hükümetinde parlamento dışından Gümrük ve Tekel Bakanı oldu. Gün Sazak'ın bakanlık dönemi Türk tarihinde kaçakçılığa karşı en şiddetli mücadelenin yürütüldüğü bir dönem olarak hatırlanacaktır. Gün Sazak, üstün çalışma şevki ve azmi ile başarılı bir bakanlık döneminde dost ve düşman herkesin takdirini kazanmıştı.

   İngilizce bilen Sazak evli ve iki kız, iki erkek dört çocuk babasıydı... Büyük dava adamı, Ülkücü Lider, Şehit Gün Sazak, sağlığında Türklük düşmanlarının saldırılarına, iftiralarına uğramıştı...

   27 Mayıs, Türk siyasî hayatına iki önemli hadiseyle geçti. Birinde DP iktidarı bir askeri darbeyle görevinden uzaklaştırılmış, diğerinde Türk siyasi tarihine meş'um bir cinayet olarak geçecek bir şahadet vukû bulmuştur.

   Bu şehit, 27 Mayıs 1980 günü Ankara'daki evinin kapısında, terör örgütü Dev Sol'un militanları tarafından kurşunlanarak, toprağa düşen Gün Sazak'tı. Şahadet mertebesine ulaşmadan evvel, Anadolu'nun dört bir yanında bir gül bahçesine girercesine toprağa düşen şehit ülkücülerin cenaze törenlerinde, “herkesin acaba bir gün bize de sıra gelecek mi?” diye birbirine baktığı bir dönemde; “Bizi vurabilirler, ama davamızın zafer yürüyüşünü durduramazlar” diyorlardı ülküdaşlarına.
Arabadan inmeye fırsat bulamayan eşi ve oğlunun feryatları ortalığı yakarken 3.5 ay sonra gerçekleştirilecek 12 Eylül 1980 ihtilalinin “meşruiyetini hızlandıracak” sebeplerden olan eski bakanın kahpece öldürülüşü, daha o an esrarengizleştirilmeye başlanmıştı. 27 Mayıs`ı dramatikleştirip siyaseti hazanlaştıran bu hadisedeki bakan, İstiklal mücadelemizin şeref madalyalı unutulmaz isimlerinden Mustafa Kemal`in de yakın arkadaşlarından Emin Sazak Bey`in oğlu Gün Sazak`tır.

   Gün Sazak, bu ülkenin yetiştirdiği büyük değerlerden biriydi. Milletvekili olmamasına rağmen bakanlık için göreve çağrılınca bütün işlerini terk ederek vazifeye koşmuş, en zor dönemde üzerine aldığı vazifeyi en iyi şekilde yerine getirmiştir.

   Gün Sazak"ın görev yaptığı dönemde ülkeyi içten ve dıştan soymaya çalışanlar, onun dürüst görev anlayışı karşısında şaşkına dönmüşlerdi. Çünkü Gün Sazak, adeta yolgeçen hanına dönen gümrüklere ve sınır kapılarına çok sıkı bir disiplin getirmiş ve adeta kaçakçılığın belini bükmüştü. Onu yakından tanıyan herkes bu konularda hemfikirdir.

   Fazilet odur ki düşmanlar bile takdir ede” diye bir atasözümüz vardır. Gün Sazak’ı görev yaptığı dönemlerde siyasi olarak rakibi olanlar bile takdir etmişlerdir. Bu Gün Sazak"ın nasıl bir kişiliğe sahip olduğunu ortaya koyan en büyük delildir.

   Türk Tarihi’nin yetiştirdiği en büyük devlet adamlarından birisi olan Gün Sazak’ın şehit edilmesinden sonra yakın arkadaşı merhum Prof. Dr. Aydın TANERİ Yeni Divan Dergisi’nde onun hatırasına aşağıdaki yazısını yayınlamıştı:

         Devlet Adamı

     GÜN SAZAK

   

Devlet Adamı GÜN SAZAK

   

    Devlet Adamı GÜN SAZAK,

    Gecen yıl, bu günlerde Hergün Gazetesi için hazırladığım “Devlet Hayatımızda Siyâsi Ahlâk” adlı makalemi merhum Gün SAZAK’a vermiş, yazımı gazetede bastırması için ricada bulunmuştum. SAZAK, sadece, makalenin adına baktıktan sonra “Güzel bir konu işlemişsiniz” dedi, metni okumadı. Makalem yayınlandıktan birkaç gün sonra kendisini gördüm. “Yazınızı okudum, çok güzel, ancak ben kendimden bahsedildiğini bilmeden yayınlanmasını istemiştim. Kadirbilir harekeliniz karsısında mahcup oldum.” dedi.

    Çok yönlü bir şahsiyete sahip olan Gün SAZAK, tevazu abidesiydi, Aşağıya onun devlet adamlığı vasfını belirten yazımı koruyor, aziz hatırasına ithaf ediyorum.

    RUHU ŞAD OLSUN !.

 Prof. Dr. Aydın TANERİ

       İŞTE O YAZI:

    DEVLET HAYATIMIZDA SİYASÎ AHLÂK

    Sayın Dr. Agâh Oktay Güner, Hergün’de şu satırları yazmıştı: “Başbakan Ecevit, on gün önce televizyon ekranlarını, Türk parasının değeri ile ilgili olarak inletiyordu: “Devalüasyon yapmayacağız! Paramızın değerini kesinlikle düşürmeyeceğiz”. Bu sözü mesul Başbakan söylüyor. Ardından on gün geçiyor, Hükümet yüzde 70 oranında yeni bir devalüasyon yapıyor.11 Nisan gecesi Başbakan Ecevit televizyonda katlı kur sistemini, doları 25 TL. den, 47 TL.ye çıkaran kararı savunuyor. Sayın Ecevit şunu çok iyi bilmelidir ki, bu son para ayarlaması kararı, açık ve kesin devalüasyondur. Türk parası yeniden yüzde 70 ölçüsünde değer kaybetmiştir. İşçi döviz getirirse, bir dolarını 47,10 TL.den bozduracaktır. İthalatçı, Merkez Bankası'ndan döviz alırsa 26.50 TL. Ödeyecektir,

    Bilindiği gibi, devalüasyon veya zam söylentilerinin her çıkışında başbakan veya bakanların bunları -kesln bir dille- yalanlaması âdeti ülkemizde yerleşmiştir. Bu yalanlama, kamuoyu tarafından teyid anlamına gelmekte, döviz kaçakçılığı ve karaborsayı körüklemektedir.

    Bildiğimiz kadarı ile, geçen koalisyon hükümeti döneminin Gümrük ve Tekel Bakanı Sayın Gün Sazak'ın bu konudaki davranışı istisna teşkil etmektedir.

    O zaman, bir gazeteci ile Sazak arasında şu konuda geçmişti:

    “— Tekel mamullerinin fiyatlarında bir artış düşünülüyor mu?

    — Şu anda bu konu üzerine tam eğilmiş değilim. Fakat enflasyonun seyrettiği bir memlekette, her maddenin fiyat tartarken Tekel maddelerinin fiyatları artmayacak diye bir şey olamaz. Ama, bu hemen mi olur, sonra mı olur, bu bir etüd meselesidir... Tekel maddesinin de muhakkak bir zam görmesi gerektiğine inanıyorum.”

    Bu haber, derhal Radyo, Televizyon ve basında yer aldı. Baza gazetelerde, Teke! Bakanı’nın bu sözleri üzerine, bayi ve bakkallarda Tekel ürünlerinin satışlarının arttığını, bulunmakta zorluk çekildiğini belirttiler.

    Geçenlerde bir suikaste kurban giden başyazar da bu münasebetle şu satırları yazmıştı: “Gümrük ve Tekel Bakanı -her halde biraz da politikadaki acemiliğinden- Tekel ürünlerine zammın kaçınılmaz olduğunu söylenivermiştir Aslında bu, bir bakan için hoş görülemeyecek bir davranıştır. Tekel Bakam, Tekel ürünlerine zam yapması gereğini söylemez. Zam yapılacağını haber vermez. Zam kararını açıklar ve uygular. Aksi halde, önceki günkü açıklamasından sonra olduğu gibi, vatandaşın Tekel ürünlerine hücum edip stok yapmalarına yol açar.”.

    Sazak’tan önceki Tekel Bakanı da selefinin davranışını kınamıştır. Gerçekten, şimdiye kadar bakanlar genellikle Tekel ürünlerine zam yapılacağını söylememişlerdir. Yıllardan beri. Gazetecilerin sorulan üzerine, yukarıda zikrettiğimiz Sayın Ecevit'in sözlerine paralel davranışlarla, “zam haberi kesinlikle yalandır, asla zam yapılmayacaktır” şeklinde cevap vermişler, ertesi sabah veya üç gün sonra zamlı fiyatları bizzat ilân etmişlerdir. Vatandaş bu uygulamaya alıştığı için, her defasında Tekel maddelerine olan talep artmış, bazı bayilerde istifçiliğe teşebbüs etmişlerdir. Görülüyor ki, Sayın Sazak'ın zam haberini vermesi ile diğer bakanların bunu inkâr etmesi piyasa bakımından hiç bir değişiklik ve fark göstermemektedir.

    Ancak, farklı olan çok önemli noktalar vardır. Daha önce bazı bakanların, aslında istifçiliğe ve haksız kazanca engel olmak için iyi niyetle yaptıkları beyanların, gene kendilerince tekzip edilmesi, vatandaşda devlete olan güveni sarsmıştır. Bu gibi durumlar, devlet ile yurttaşlar arasında, dayanışma üzerine kurulan düzeni bozar. Devletin sözünün senet olduğu fikri yıkıldığında, karşılıklı saygı ve sevgiye dayanması gereken devlet ve milletinin hayatında dejenere olma belirtşleri başlar. Vatandaş devlet adamına inandıktan sonra asla istifçiliğe teşebbüs etmez. Bunun örneklerini batı dünyasında görüyoruz. Birçok ülkede, zamlar, kanun konusu olması dolayısıyla çok önceden bilinir. Açıklık rejimi olan özgürlükçü-demokratik parlamenter sistemde tepeden inme emri vakiler, halka karşı saygısızlık addedilir.

    2200 yıllık tarihimiz boyunca, Gök Türk, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde “Devletin sözü senettir” kuralı hâkim olmuştur. O kadar ki, Türk tarihinde yeni bir hanedan tahta geldiğinde devletin ismi değişmiş, ancak devlet adamlarına ve halka hâkim olan devamlılık bilinci halef-selef devletlerde kamuoyu tarafından yadırganmamıştır.

    Bu durum, devlete olan güveni arttırmıştır. XI. yüzyılda Büyük Selçuklu Sultanları edrarat adını taşıyan bir maaşı bilim, sanat ve devlet adamlarına öderler idi. Hatta, maaşı olan kişi öldükten sonra mirasçılarına bu meblağ ödenirdi. XIII. yüzyılda Selçukluların yerinde gördüğümüz Harizmşah Sultanları, ödemeye devam etmişlerdir.

    Anladığımız kadarı ile, tevcih edilen soruya dürüstlükle cevap vermeğe kendini mecbur hisseden Sayın Sazak, devlet hayatında “ahlâk” kavramını yerleştirmek istiyor. Ancak, işinin zor olduğu anlaşılıyor. Daha ilk etapda, sözleri ve jestleri “politikada acemilik ve hoş görülmeyecek davranış” olarak damgalanmıştır. Görünüşe göre ülkemizde usta politikacı, vatandaşın gözünün içine baka baka yalan söyleyebilen olarak tanımlanmak isteniyor.

    Bize kalırsa, devlet ve toplum hayatımız, bu şekilde acemilikler ve hoş görülmeyecek davranışlara çok muhtaç görünmektedir. Sayın Gün Sazak ile Sayın Bülent Ecevit arasında da, devlet kavramını unlama ve kamuoyuna hitap etme bakımından, geniş farklar da göze çarpmaktadır.

    Yeni Divan Dergisi, Yıl 1, Sayı 3, Temmuz 1980

 

      GÜN SAZAK'I,

    UNUTMADIK…
    UNUTMAYACAĞIZ…
    UNUTTURMAYACAĞIZ…
    UNUTMAK İHANETTİR…

      GÜN SAZAK’A

    Canım içre canım gitti
    Devrildi iri çınarlar
    Nice gül fidanım gitti

    Bölünmesin diye millet
    Bâki kalsın diye devlet
    Dağlar gibi kemikle et
    Seller gibi kanım gitti

    Paramparça idi ruhum
    Ellerinde bir güruhun
    Tufanı bu mudur Nuh'un
    Diye arşa ünüm gitti

    Ey yakınlar uzaklar
    Bekler pusular tuzaklar
    Tayfuna dönsün SAZAKlar
    Gözışığım GÜNüm gitti

    Yetim kaldı körpe çağa
    Feryadımı nice boğa
    GÜN doğmak üzere ağa
    GÜN batarken inim gitti

    Bu bir nesildir sürekli
    Gözü pek, çatal yürekli
    Zor günlerimde gerekli
    Tuğ gibi beş binim gitti

    Sakarya nesli yiğitler
    Bağrı kan süslü yiğitler
    Süphan göğüslü yiğitler
    Gittiyse benim gitti
   

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu

 

GÜN SAZAK'A ŞİİRİ-NİYAZİ YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU-OSMAN ÖZTUNÇ YORUMU İLE DİNLEYİN...

Kaynak: http://www.haberiniz.com/

*******************************************

 MESAJ HABERLER TOPLAM DEFA OKUNMUŞTUR        

"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ
   

  Başa Dön 

Yazdır

 
 
 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır [Çınar Arıkan]