Şehitler tepesi boş değil,
Biri var bekliyor.
Ve bir göğüs, nefes almak için;
Rüzğar bekliyor.
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye? Destanını
yapmış,kasideye kanmış.
Bir el ki; ahretten uzanmış,
Edeple gelip birer birer öpsün diye
faniler!
Öpelim temizse dudaklarımız,
Fakat basmasın toprağa temiz değilse
ayaklarımız.
Rüzğarını kesmesin gövdeler
Sesinden yüksek çıkmasın
nutuklar,kasideler.
Geri gitsin alkışlar geri,
Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!
Ona oğullardan,analardan dilekler
yeter,
Yazın sarı,kışın beyaz çiçekler yeter!
Söyledi söyleyenler demin,
Gel süngülü yiğit alkışlasınlar
Şimdi sen söyle söz senin.
Şehitler tepesi boş değil,
Toprağını kahramanlar bekliyor! Ve bir
bayrak dalgalanmak için;
Rüzğar bekliyor!
Destanı öksüz,sükutu derin meçhul
askerin;
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye? ...
ŞEHİDİMİZ
GÜN SAZAK'I
RAHMET VE ÖZLEMLE ANIYORUZ...
27.05.2010 Tarihinde
www.anamurunsesi.com yazdı
______________________________________________
GÜN SAZAK'IN 30.ŞAHADET YILDÖNÜMÜ
Körpe yüreklerdeki ülkü ateşini
söndüreceğini sananlar yanılıyorlar.
Yüce Allah(C.C)
Kur'anı Kerim'inde şehitler için şöyle
buyuruyor:
"Allah yolunda öldürülenlere "ölüler"
demeyin. Hayır, onlar diridirler.
Fakat siz sezemezsiniz. (Bakara-154)"
ŞEHİT GÜN SAZAK CENAZESİNDEN
VİDEO...
Gün Sazak’ın Ardından 30. Yıl
Şehit edilişinin 30. yılında
büyük devlet adamı, vatansever
ve faziletli Türk Milliyetçisi
Gün Sazak’ın aziz hatırası
önünde saygı ile eğiliyoruz.
27 Mayıs akşamı komünist katiller tarafından şehit edilen Gün
Sazak, 26 Mart 1932 yılında
doğdu. İlk, orta ve lise
tahsilini Ankara Maarif
Kolejinde yapan Sazak 1951-1959
yılları arasında Birleşik
Amerika'ya gitti. Burada
California Polytechnic-Curleck
Koleji'nde süt sanayî ihtisası
yaptı. 1955-1956 yılları
arasında çiftlik yapan Sazak,
1956-1958 yıllarında askerlik
vazifesini ifa etti.
Askerliği bitince çiftliği
sürdüren Sazak, 1972 yılında bir
inşaat firması kurarak
müdürlüğünü üstlendi. Bu
firmanın müdürlüğü döneminde 6
liman, 1 havaalanı ve bir
hastanenin yapımında görev aldı.
Gün Sazak daha sonra Türk
Milliyetçiliği fikrinin siyasi
hayattaki aksiyonu MHP'ye girdi
ve genel kurul üyeliğine
seçildi. 1973'deki kongre ile
yeniden genel kurul üyeliğine
getirildi. Bu kongre Sazak'ı
aynı zamanda MHP Genel Başkan
Yardımcısı yaptı.
Şehit Gün Sazak 21 Temmuz
1977 tarihinde kurulan AP, MSP,
MHP koalisyon hükümetinde
parlamento dışından Gümrük ve
Tekel Bakanı oldu. Gün Sazak'ın
bakanlık dönemi Türk tarihinde
kaçakçılığa karşı en şiddetli
mücadelenin yürütüldüğü bir
dönem olarak hatırlanacaktır.
Gün Sazak, üstün çalışma şevki
ve azmi ile başarılı bir
bakanlık döneminde dost ve
düşman herkesin takdirini
kazanmıştı.
İngilizce bilen Sazak evli ve
iki kız, iki erkek dört çocuk
babasıydı... Büyük dava adamı,
Ülkücü Lider, Şehit Gün Sazak,
sağlığında Türklük düşmanlarının
saldırılarına, iftiralarına
uğramıştı...
27 Mayıs, Türk siyasî
hayatına iki önemli hadiseyle
geçti. Birinde DP iktidarı bir
askeri darbeyle görevinden
uzaklaştırılmış, diğerinde Türk
siyasi tarihine meş'um bir
cinayet olarak geçecek bir
şahadet vukû bulmuştur.
Bu şehit, 27 Mayıs 1980 günü
Ankara'daki evinin kapısında,
terör örgütü Dev Sol'un
militanları tarafından
kurşunlanarak, toprağa düşen Gün
Sazak'tı. Şahadet mertebesine
ulaşmadan evvel, Anadolu'nun
dört bir yanında bir gül
bahçesine girercesine toprağa
düşen şehit ülkücülerin cenaze
törenlerinde, “herkesin acaba
bir gün bize de sıra gelecek
mi?” diye birbirine baktığı bir
dönemde; “Bizi vurabilirler, ama
davamızın zafer yürüyüşünü
durduramazlar” diyorlardı
ülküdaşlarına.
Arabadan inmeye fırsat bulamayan
eşi ve oğlunun feryatları
ortalığı yakarken 3.5 ay sonra
gerçekleştirilecek 12 Eylül 1980
ihtilalinin “meşruiyetini
hızlandıracak” sebeplerden olan
eski bakanın kahpece öldürülüşü,
daha o an esrarengizleştirilmeye
başlanmıştı. 27 Mayıs`ı
dramatikleştirip siyaseti
hazanlaştıran bu hadisedeki
bakan, İstiklal mücadelemizin
şeref madalyalı unutulmaz
isimlerinden Mustafa Kemal`in de
yakın arkadaşlarından Emin Sazak
Bey`in oğlu Gün Sazak`tır.
Gün Sazak, bu ülkenin
yetiştirdiği büyük değerlerden
biriydi. Milletvekili olmamasına
rağmen bakanlık için göreve
çağrılınca bütün işlerini terk
ederek vazifeye koşmuş, en zor
dönemde üzerine aldığı vazifeyi
en iyi şekilde yerine
getirmiştir.
Gün Sazak"ın görev yaptığı
dönemde ülkeyi içten ve dıştan
soymaya çalışanlar, onun dürüst
görev anlayışı karşısında
şaşkına dönmüşlerdi. Çünkü Gün
Sazak, adeta yolgeçen hanına
dönen gümrüklere ve sınır
kapılarına çok sıkı bir disiplin
getirmiş ve adeta kaçakçılığın
belini bükmüştü. Onu yakından
tanıyan herkes bu konularda
hemfikirdir.
Fazilet odur ki düşmanlar
bile takdir ede” diye bir
atasözümüz vardır. Gün Sazak’ı
görev yaptığı dönemlerde siyasi
olarak rakibi olanlar bile
takdir etmişlerdir. Bu Gün
Sazak"ın nasıl bir kişiliğe
sahip olduğunu ortaya koyan en
büyük delildir.
Türk Tarihi’nin yetiştirdiği
en büyük devlet adamlarından
birisi olan Gün Sazak’ın şehit
edilmesinden sonra yakın
arkadaşı merhum Prof. Dr. Aydın
TANERİ Yeni Divan Dergisi’nde
onun hatırasına aşağıdaki
yazısını yayınlamıştı:
Devlet Adamı
GÜN SAZAK
Devlet Adamı GÜN SAZAK
Devlet Adamı GÜN SAZAK,
Gecen yıl, bu günlerde Hergün
Gazetesi için hazırladığım
“Devlet
Hayatımızda
Siyâsi Ahlâk” adlı makalemi
merhum Gün SAZAK’a vermiş, yazımı
gazetede bastırması için ricada
bulunmuştum. SAZAK, sadece,
makalenin adına baktıktan sonra
“Güzel bir
konu işlemişsiniz” dedi,
metni okumadı. Makalem
yayınlandıktan birkaç gün sonra
kendisini gördüm.
“Yazınızı
okudum, çok güzel, ancak ben
kendimden bahsedildiğini bilmeden
yayınlanmasını istemiştim.
Kadirbilir harekeliniz karsısında
mahcup oldum.” dedi.
Çok yönlü bir şahsiyete sahip olan
Gün SAZAK, tevazu abidesiydi,
Aşağıya onun devlet adamlığı
vasfını belirten yazımı koruyor,
aziz hatırasına ithaf ediyorum.
RUHU ŞAD OLSUN !.
Prof.
Dr. Aydın TANERİ
İŞTE
O YAZI:
DEVLET HAYATIMIZDA SİYASÎ AHLÂK
Sayın Dr. Agâh Oktay Güner,
Hergün’de şu satırları yazmıştı:
“Başbakan Ecevit, on gün önce
televizyon ekranlarını, Türk
parasının değeri ile ilgili olarak
inletiyordu: “Devalüasyon
yapmayacağız! Paramızın değerini
kesinlikle düşürmeyeceğiz”. Bu
sözü mesul Başbakan söylüyor.
Ardından on gün geçiyor, Hükümet
yüzde 70 oranında yeni bir
devalüasyon yapıyor.11 Nisan
gecesi Başbakan Ecevit
televizyonda katlı kur sistemini,
doları 25 TL. den, 47 TL.ye
çıkaran kararı savunuyor. Sayın
Ecevit şunu çok iyi bilmelidir ki,
bu son para ayarlaması kararı,
açık ve kesin devalüasyondur. Türk
parası yeniden yüzde 70 ölçüsünde
değer kaybetmiştir. İşçi döviz
getirirse, bir dolarını 47,10
TL.den bozduracaktır. İthalatçı,
Merkez Bankası'ndan döviz alırsa
26.50 TL. Ödeyecektir,
Bilindiği gibi, devalüasyon veya
zam söylentilerinin her çıkışında
başbakan veya bakanların bunları -kesln
bir dille- yalanlaması âdeti
ülkemizde yerleşmiştir. Bu
yalanlama, kamuoyu tarafından
teyid anlamına gelmekte, döviz
kaçakçılığı ve karaborsayı
körüklemektedir.
Bildiğimiz kadarı ile, geçen
koalisyon hükümeti döneminin
Gümrük ve Tekel Bakanı Sayın Gün
Sazak'ın bu konudaki davranışı
istisna teşkil etmektedir.
O zaman, bir gazeteci ile Sazak
arasında şu konuda geçmişti:
“— Tekel mamullerinin fiyatlarında
bir artış düşünülüyor mu?
— Şu anda bu konu üzerine tam
eğilmiş değilim. Fakat enflasyonun
seyrettiği bir memlekette, her
maddenin fiyat tartarken Tekel
maddelerinin fiyatları artmayacak
diye bir şey olamaz. Ama, bu hemen
mi olur, sonra mı olur, bu bir
etüd meselesidir... Tekel
maddesinin de muhakkak bir zam
görmesi gerektiğine inanıyorum.”
Bu haber, derhal Radyo, Televizyon
ve basında yer aldı. Baza
gazetelerde, Teke! Bakanı’nın bu
sözleri üzerine, bayi ve
bakkallarda Tekel ürünlerinin
satışlarının arttığını, bulunmakta
zorluk çekildiğini belirttiler.
Geçenlerde bir suikaste kurban
giden başyazar da bu münasebetle
şu satırları yazmıştı: “Gümrük ve
Tekel Bakanı -her halde biraz da
politikadaki acemiliğinden- Tekel
ürünlerine zammın kaçınılmaz
olduğunu söylenivermiştir Aslında
bu, bir bakan için hoş
görülemeyecek bir davranıştır.
Tekel Bakam, Tekel ürünlerine zam
yapması gereğini söylemez. Zam
yapılacağını haber vermez. Zam
kararını açıklar ve uygular. Aksi
halde, önceki günkü açıklamasından
sonra olduğu gibi, vatandaşın
Tekel ürünlerine hücum edip stok
yapmalarına yol açar.”.
Sazak’tan önceki Tekel Bakanı da
selefinin davranışını kınamıştır.
Gerçekten, şimdiye kadar bakanlar
genellikle Tekel ürünlerine zam
yapılacağını söylememişlerdir.
Yıllardan beri. Gazetecilerin
sorulan üzerine, yukarıda
zikrettiğimiz Sayın Ecevit'in
sözlerine paralel davranışlarla,
“zam haberi kesinlikle yalandır,
asla zam yapılmayacaktır” şeklinde
cevap vermişler, ertesi sabah veya
üç gün sonra zamlı fiyatları
bizzat ilân etmişlerdir. Vatandaş
bu uygulamaya alıştığı için, her
defasında Tekel maddelerine olan
talep artmış, bazı bayilerde
istifçiliğe teşebbüs etmişlerdir.
Görülüyor ki, Sayın Sazak'ın zam
haberini vermesi ile diğer
bakanların bunu inkâr etmesi
piyasa bakımından hiç bir
değişiklik ve fark
göstermemektedir.
Ancak, farklı olan çok önemli
noktalar vardır. Daha önce bazı
bakanların, aslında istifçiliğe ve
haksız kazanca engel olmak için
iyi niyetle yaptıkları beyanların,
gene kendilerince tekzip edilmesi,
vatandaşda devlete olan güveni
sarsmıştır. Bu gibi durumlar,
devlet ile yurttaşlar arasında,
dayanışma üzerine kurulan düzeni
bozar. Devletin sözünün senet
olduğu fikri yıkıldığında,
karşılıklı saygı ve sevgiye
dayanması gereken devlet ve
milletinin hayatında dejenere olma
belirtşleri başlar. Vatandaş
devlet adamına inandıktan sonra
asla istifçiliğe teşebbüs etmez.
Bunun örneklerini batı dünyasında
görüyoruz. Birçok ülkede, zamlar,
kanun konusu olması dolayısıyla
çok önceden bilinir. Açıklık
rejimi olan özgürlükçü-demokratik
parlamenter sistemde tepeden inme
emri vakiler, halka karşı
saygısızlık addedilir.
2200 yıllık tarihimiz boyunca, Gök
Türk, Selçuklu ve Osmanlı
devirlerinde “Devletin sözü
senettir” kuralı hâkim olmuştur. O
kadar ki, Türk tarihinde yeni bir
hanedan tahta geldiğinde devletin
ismi değişmiş, ancak devlet
adamlarına ve halka hâkim olan
devamlılık bilinci halef-selef
devletlerde kamuoyu tarafından
yadırganmamıştır.
Bu durum, devlete olan güveni
arttırmıştır. XI. yüzyılda Büyük
Selçuklu Sultanları edrarat adını
taşıyan bir maaşı bilim, sanat ve
devlet adamlarına öderler idi.
Hatta, maaşı olan kişi öldükten
sonra mirasçılarına bu meblağ
ödenirdi. XIII. yüzyılda
Selçukluların yerinde gördüğümüz
Harizmşah Sultanları, ödemeye
devam etmişlerdir.
Anladığımız kadarı ile, tevcih
edilen soruya dürüstlükle cevap
vermeğe kendini mecbur hisseden
Sayın Sazak, devlet hayatında
“ahlâk” kavramını yerleştirmek
istiyor. Ancak, işinin zor olduğu
anlaşılıyor. Daha ilk etapda,
sözleri ve jestleri “politikada
acemilik ve hoş görülmeyecek
davranış” olarak damgalanmıştır.
Görünüşe göre ülkemizde usta
politikacı, vatandaşın gözünün
içine baka baka yalan söyleyebilen
olarak tanımlanmak isteniyor.
Bize kalırsa, devlet ve toplum
hayatımız, bu şekilde acemilikler
ve hoş görülmeyecek davranışlara
çok muhtaç görünmektedir. Sayın
Gün Sazak ile Sayın Bülent Ecevit
arasında da, devlet kavramını
unlama ve kamuoyuna hitap etme
bakımından, geniş farklar da göze
çarpmaktadır.