|
BERAT KANDİLİ
ARINMA
GECESİ
Arınma
ve Kurtuluş Vesilesi
Şaban ayının 14. gününü 15'ine
bağlayan geceye Berat Gecesi denir.
15'İ 16' ya bağlayan
Temmuz ayının Cuma gecesi Berat
Gecesi’dir.
Aslı “Beraet” olan ve Türkçe’ye
“Berat” olarak giren bu
kelimenin sözlük anlamı: “Borçtan,
hastalıktan, suç ve cezadan
kurtulmak”. Dinî literatürde ise:
“Günahlardan arınmak, temize çıkmak,
ilahî af ve rahmete nail olmak”
manasını ifade etmektedir.
Buna göre Berat gecesi, ALLAH
Teâlâ’nın affı ve bağışlaması ile
Müslümanların günahlardan arınmasına
ve kurtuluşlarına bir vesiledir.
ALLAH Teâlâ, bu mübarek gecede,
kendisine yönelip af dileyen mümin
kullarına, cehennemden kurtuluş beratı
verir. Berat gecesine, bereketli ve
feyizli bir gece olması sebebiyle:
“Mübarek”; kulların günahlarının
affolunması ve temize çıkmaları
sebebiyle: “Beraet”; kulların
ihsana kavuşmaları nedeniyle:
“Rahmet”; geceyi iyi değerlendiren
kulların seçilerek salih kullar
arasına alınması sebebiyle: “Beraet
ve Sakk” adı da verilir.
Muaz b. Cebel (ra)'dan rivayetle
Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“ALLAH-u Zülcelal Şaban’ın onbeşinci
gecesi bütün yaratıklarına muttali
olup, onların hepsini bağışlar. Ancak
müşrik ve münafığı bağışlamaz.”
(Taberani,
İbn Hıbban)
Berat gecesi hayırlarla dolu olayların
meydana geldiği bir gecedir. Berat
Gecesi’ni, bu derece yücelten husus,
Berat gecesinin kutsiyeti, Kur’an-ı
Kerim’in bu gecede Levh-i Mahfuz’dan
dünya semasına indirilmiş olması ile
alakalıdır.
Cenab-ı Hak şöyle buyurur: “Hâ Mîm.
Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz
onu mübârek bir gecede indirdik.
Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.
Katımızdan bir emirle her hikmetli iş
o gecede ayırt edilir. Eğer kesin
olarak inanıyorsanız, Rabbinden;
göklerin, yerin ve bu ikisi
arasındakilerin Rabbinden bir rahmet
olarak biz peygamberler
göndermekteyiz. O hakkıyla işitendir,
hakkıyla bilendir.”
(Duhan; 1-6)
Ayet-i
kerimede geçen: “Mübarek gece”den
maksat, bazı müfessirlere göre: Berat
gecesidir. Bu tefsir sahiplerinin
sahih kabul ettiği rivayetlere göre:
Kur’an-ı Kerim’in tamamı, bu gecede
Levh-i mahfuz’dan dünya semasındaki
Beyt-i Ma’mur’a indirilmiş, sonra da
Kadir gecesinden itibaren Cebrail (as)
vasıtasıyla Peygamber Efendimiz (sav)e
peyderpey indirilmiştir.
Ayrıca Kıble’nin Kudüs’teki Mescid-i
Aksâ’dan Mekke-i Mükerreme’deki Kâbe
istikametine çevrilmesinin; hicretin
ikinci yılında, Şaban ayının 15’inde
vuku bulması da bu geceye ayrı bir
önem kazandırmaktadır.
Kaderler Bu Gece Yazılır
Berât gecesi, ilâhî emirlerin Levh-i
Mahfûz’da yazılmasına başlanır. Kâtip
melekler bu geceden, gelecek seneki
aynı geceye kadar olan olayları yazar
ve bu “Kadir gecesi” bitirilerek,
rızıklara ait nüsha Mikail (as)’a;
musibetlere ait nüsha Azrail (as.)’a;
harplere, zelzelelere, yıldırımlara,
çöküntülere ait nüsha da Cebrail
(as)’a teslim olunur.
Osman b. Ahnes (ra)’den rivayete göre,
Resulullah (sav) şöyle buyurdu:
“Şaban’dan Şaban’a eceller belirlenip
(görevli meleklere bildirilir), o
kadar ki adam evlenir, çocuğu olur,
oysa ismi ölecekler arasına (yazılıp)
belirlenmiştir.”
(Beyhakî, Şuabu’l-İman, 3/386,
No:3839, Deylemi, Firdevs, 2/73,
No:2410)

Peygamberimiz Gibi Değerlendirelim
Peygamber Efendimiz (sav)’in Şaban’ın
onüçüncü gecesi yaptığı dua üzerine
ulu ALLAH'ın kendisine ümmetinin üçte
biri üzerine şefaat yetkisi verdiğini,
ondördüncü gecesi yaptığı dua üzerine
kendisine ümmetinin üçte ikisi üzerine
şefaat yetkisi verdiğini ve onbeşinci
gecesi dua etmesi üzerine ısrarla
ALLAH'ın emrinden kaçanlar dışında
kalan bütün ümmeti üzerine şefaat
yetkisi verildiğini bildiren bir
rivayete dayanarak, Şabanın onbeşinci
gecesine “Şefaat Gecesi” adı
verilmiştir.
Hadis-i şeriflerde geçtiği gibi
Peygamber Efendimiz (sav) Şaban ayı ve
berat gecesine çok önem vermiştir.
Şaban ayının içindeki berat gecesinde
Peygamber Efendimiz (sav) günümüz
insanları gibi oturup, yiyip içmemiş,
ibadetten uzak durmamıştır. Biz de
berat gecesinde vaktimizi ibadetle
geçirmek suretiyle Peygamber Efendimiz
(sav)'e mutabaat edelim.

Hz.
Aişe (ra) anlatır:
“Resulullah (sav) geceleyin kalkıp
namaza durdu. Secdeyi o kadar uzattı
ki, ruhunu teslim ettiğini zannettim.
Onu böyle hareketsiz görünce kalkıp
başparmağını hareket ettirdim, hareket
edince geri yerime döndüm ve
secdesinde şöyle dua ettiğini işittim;
“Azabından affına sığınırım,
gazabından rızana sığınırım, senden
yine sana sığınırım. Ben seni senin
kendini övdüğün gibi övemem.”
Başını secdeden kaldırıp namazdan
ayrılınca: “Ey Aişe! -Bir rivayete
göre Humeyra!- Resulullah (sav)’in
senin hakkını yerine getirmediğini mi
zannettin? Buyurdu. Ben: “Hayır,
vallahi Ya Resulallah! Secdeyi
uzatmandan dolayı ruhunun
kabzedildiğini zannettim.” dedim.
Bunun üzerine Resulullah (sav): “Bu
gece hangi gecedir, biliyor musun?”
dedi. Ben: “ALLAH ve Resulü
daha iyi bilir” deyince şöyle buyurdu:
“Bu Şaban’ın onbeşinci gecesidir.
ALLAH -Azze ve Celle- Şaban’ın
onbeşinci gecesinde kullarının haline
muttali olur (değerlendirir),
bağışlama dileyenleri bağışlar, yardım
dileyenlere yardım eder, kin tutanları
oldukları gibi mağfiretinden geri
bırakır.”
(Beyhaki)
Resulullah
(sav) Efendimiz şöyle buyurdu:
“İki bayram gecesini, Şaban ayının
ortasındaki onbeşinci geceyi ibadetle
kim canlandırırsa, kalplerin öldüğü
gün, onun kalbi ölmez.”
(İbn
Mace)
Hz. Aişe (raa) şöyle anlattı:
Resulullah (sav) Efendimiz şöyle
buyurdu: “Şaban ayının
onbeşinci gecesi olduğu zaman, yüce
ALLAH dünya semasına nüzul tecellisi
eyler, Beni Kelb Kabilesi’nin
koyunlarının tüyleri sayısı kadar
kimseyi bağışlar; hatta daha da
fazlasını.”
(Beyhaki)

Resulullah Efendimizin, diğer
kabileleri değil de, özel olarak Beni
Kelb kabilesini anlatması şu sebebe
dayanır; onlar, hem şahıs olarak, hem
de sürü olarak diğer kabilelerden daha
fazladır.
Bu
mübarek gecenin duası şöyledir:
“Allahumme in kûnte ketebte ismî
şegiyyen fî divan'il-eşgiyâi femhuhu
vektûbni fî divan'is-suadâi ve in
kûnte ketebte ismî saîden fî divân'is-suadâi
fesbuthu feinneke gulte fî kitâbik'el-kerîmi:
Yemhullâhu ma yeşâu ve yusbitu ve
indehû ummul-kitâb”
Bu
duanın manası şöyledir:
“ALLAH’ım. İsmimi bahtsızlar
(şakiler, günahkârlar) divanında
(defterinde) bahtsız olarak yazmış
isen, onu sil; beni mutlular (saidler,
iyi kişiler, sana lâyık olan kullar)
divanına yaz. Eğer ismimi mutlular
divanına mutlu olarak yazmış isen,
orada sabit tut; bırak. Sen Kur'an-ı
Kerimin de, Ra’d Suresi’nin 39.
ayetinde şöyle buyurdun: “ALLAH,
dilediğini siler: dilediğini de sabit
tutup olduğu gibi bırakır.”
(Ra’d;
39) (Bu dua, Aliyyü’l-Kari'den
alınmıştır.)
ALLAH-u Zülcelâl hepimize Şaban ayını
ve Berat gecesini ibadetle, zikirle
geçirmeyi ve Peygamber Efendimiz
(sav)'e tam manasıyla mutabakat etmeyi
nasip etsin.
MUHAMMET HAMZA KAFKASLI
http://forum.islamiyet.gen.tr/berat-kandili/63767-arinma-gecesi.html
________________________________________________________________
BERAT KANDİLİ
Berât
Gecesi, Kameri takvimin 8. ay'ı
olan Şaban'ın 15. gecesidir.
Önümüzdeki 15/16 Temmuz Cuma'yı
Cumartesi’ye bağlayan gecedir.
Bu vesile ile Berât Kandilinizi
tebrik eder, her iki cihanda
kurtuluşa erenlerden olmamızı
Yüce Mevla’dan niyaz ederim.
Berat kelimesi, sıkıntıdan,
borçtan, suç ve cezadan
kurtulmak, beri olmak anlamına
gelir. Berât, Berâet kelimesinin
kısaltılmış şeklidir.
Berât Geceside, günahlardan,
işlenen manevi suçlardan
kurtuluş berâtının yazılıp
verildiği bir gecedir.
Bu gece Müminler, mağfirete
ermek ve günahlardan temizlenmek
için dua ve niyazlarını
artırmalıdırlar. Yüce Allah
(c.c.) bu gecede, dili ve kalbi
ile kendisine yönelenleri ve
kendisinden bağışlanmalarını
İsteyenleri, affetmekte ve
bağışlamaktadır. Yeter ki,
Müslüman tam bir dil ve gönül
bağı ile Allah (c.c.)'a yönelmiş
olsun.
Bu gece, her insanının
mukadderatının tayin edildiği
bir dönüm zamanıdır. Peygamberimiz
Hz. Muhammed (s.a.s.):
“Esirgeyenlerin en merhametlisi
olan Cenab-ı Allah, Şaban ayının
15. gecesi kullarına keremi ve
lütfü ile tecelli eder.
Müminlerin günahlarını af
buyurur. Kafirlere mühlet
verir.” buyurmuştur.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed
(s.a.s.), çok feyizli ve
bereketli olan bu geceyi uyanık
bir şekilde geçirmemizi bize
tavsiye ediyor ve şöyle
buyuruyor: “Şaban ayının on
beşinci gecesi olduğu zaman, O
geceyi ibadetle ihya ediniz ve
gündüzünü de Oruçlu geçiriniz.
Çünkü Allah’u Teâla O gece güneş
doğuncaya kadar dünya alemine
rahmet nazarı ile tecelli eder
ve buyurur ki : “Yok mudur
bağışlanmak isteyen,
bağışlayayım? Yok mudur rızk
isteyen, rızıklandırayım? Yok
mudur hastalıklarına şifa
isteyen, şifasını vereyim? Daha
ne gibi dilekleri olanlar varsa
istesinler vereyim”
Şu halde bizlerde
Peygamberimizin bu ikaz ve
buyruğuna kulak açıp gönül
vererek, bu ve benzeri geceleri
namaz kılıp, Kuran-ı kerim
okuyarak, dua ederek. Yüce
Allah’ımızdan bağışlanmamızı
dileyerek, gündüzünü de oruç
tutarak geçirmeliyiz. Aynı
zamanda bu gece bir Muhasebe
gecesidir. Bütün sene içinde
işlenen sevap ve günahların Muhasebesini
yapmalıyız. Bunun için bu
mübarek geceyi tövbe ve
istiğfar, taat ve ibadetle geçirmek
kazançlarının en iyisidir. Bu
geceye mahsus, kesin bir ibadet
şekli yoktur. En doğrusu, ihlası
tam olmak üzere, namaz kılarak,
dilediği nafile ibadetlerde
bulunarak istiğfar edip Cenab-ı
Allah'a yalvarmak, Kuran-ı kerim
okuyup v.b. ibadetlerle dopdolu
olmak gerekir.
Bir hadis-i Şerifte: “Şa’ban
ayının on beşinci gecesi ile iki
bayram gecesi ibadette bulunanın
kalbi ezeli nûr ile parlar.”
buyrulmuştur. Bu gece hadiste
belirtildiği gibi “Allah'ın
azabından affına, gazabından
rızana sığınıyorum. Senden yine
sana iltica ediyorum. Şanın
yücedir.” diye dua
edilmelidir. Ayrıca fakirlere,
darda kalmışlara, kimsesiz
yetimlere yardım elimizi
uzatmalıyız. Ölülerimizi
rahmetle anmalı, okuduğumuz
Kur-an'ı Kerimden hasıl olan
sevabı göndererek ruhlarını şad
etmeliyiz.
Müslüman şirk koşmamalı ve kul
hakkına girmemelidir. İçki
müptelası olup, terk etmeyenler,
akraba ile irtibatı kesenler,
ana babaya asi olanlar, bu
yanlışları devam ettirdikleri
sürece affa kavuşmayacaklar,
işledikleri amellerin sevap ve
günahlarının hangisi daha çoksa
ona göre mükafat veya ceza
verilecektir.
Ehli Sünnet İtikadına göre, içki
içen, cimrilik eden, kin güden,
ana babaya isyan v.b. günahları
işleyenlerin kafir olmayacağı
beyan edilmiş,büyük günah
işlemiş olacakları
belirtilmiştir. İmanı sağlam ise
günahlarının cezasını çektikten
sonra kişi cennete girecektir.
Sevapları günahlarından daha çok
olanlar Cehenneme girmezler ve
doğrudan Cennet’e giderler
denilmektedir.Fakat yapılan
yanlışlar çoğaldıkça, amellerin
yanlışlığı, iman’ın korunmasını
da zorlaştırmaktadır. Bundan
dolayıdır ki; Müslüman Allah’ın
emirlerine aykırı davranışlarını
terk etmeli, pişman olup tövbe
ederek kendini affettirmeye
çalışmalıdır.
Cenab-ı Allah (c.c.), Ümmet-i
Muhammedi bu geceyi ihya
edenlerden ve bu gecede
yapılacak dualar hürmetine Berât
eden Müslümanlardan eylesin. Bu
gecenin Alem-i İslam’a hayırlara
vesile olmasını da Cenab-ı
Haktan niyaz eder, sıhhat ve
afiyetler dilerim.

Ömer Lutfi ERSÖZ
omerlutfiersoz@gmail.com
|