|
Değerli
okuyucularımız,
Üzüntü ve
sevinçleriyle 2011
yılını geride
bırakıyor, umut ve
sevinçle 2012 yılına
giriyoruz.
2012 yılının
devletimize,
ülkemize,
milletimize, tüm
insanlığa barış,
kardeşlik ve huzur
getirmesini
diliyoruz; Sizlere
saygılar ve en iyi
dileklerimizi
sunuyoruz.
Türkiye'nin yer
aldığı coğrafya
başta olmak üzere,
Afrika, Asya ve
Ortadoğu ile
birlikte
tüm dünyayı
etkileyen bir takım
siyasal değişimler
2011’e damgasını
vurdu.
Avrupa Birliği
ülkeleri, Amerika ve
İsrail etkilerini
yakinen hissetiğimiz;
bizi bölme,
ayrıştırma,
milletimiz
zayıflatma
faaliyetlerine 2011
yılında büyük bir
hız verdiler.
Ekonomik kriz adıyla
ulusları ve
ekonomilerini
çökertme ve dünyayı
etkileme adına bazı
oyunları devreye
koydular.Hala AB
ülkeleri bu krizle
boğuşmaya devam
ediyor. 2011'in şu
son günlerinde
Müslüman
Halklara karşı bir
soykırım ve binbir
tezgah uygulamaları
devam ediyor. Bu
soykırıma, insanlık
ayıbına bir kınama
bile
yayımlamıyorlar.
Hatta soykırımı
bizzat destekleyip,
demokrasi adıyla
fitne ve fesadı tüm
İslâm ülkelerine
yaymak istiyorlar.
Bunlar mı medenii?
Yoksa Afrika’daki
Yamyamlar mı daha
medeni? Geçenlerde
bir AB
ülkesinde merak için
birbirlerinin etini
canlı yayında kesip,
pişirterek yiyen ve
bunun adını merak
olarak adlandıran AB
ve Avrupa ne kadar
medenii?
Türkiye Cumhuriyeti,
bulunduğu bölgede
her gün yeni
kazanımlar elde
etmesi gerekirken
verilen tavizlerle
her gün milli
bünyemizden,
değerlerimizden,
toprağımızdan ve
ekonomimizden bir
şeyler yitip
gidiyor. Bu
yitirilen değerler
ve milli ekonominin
motor güçleri de
uygarlık savaşımının
başarılı bir
adımıymış gibi bize
sunuluyor.
İyi şeyler de yok
değildi. Ancak
ekonomik kriz,
birlerine körü
körüne bağlılık ve
kukla olma,
Avrupa'nın ve
ABD'nin Ortadoğu da
üst ve
jandarmalığına
soyunma bizi
etkilemiş ve milli
değerlerimizi
törpülemiş
görünüyor.
Türkiye;
Cumhuriyet'in
ilanından bu güne
geçen zaman içinde
dünyanın güçlü
ekonomisine sahip,
dış satımının yüzde
95’i sanayi ürünü
olan, dış ticaret
hacmi süratle
büyüyen, turizmi her
geçen gün daha da
gelişen, işadamları
dünyanın her yerinde
yatırımlar yapan ve
ülkemize döviz
kazandıracak bir
yapıyı kurmamız
gerekirken maalesef
gün geçtikçe
birlerine pazar
olmaya, üretmemeye,
başkalarının
çıkarları için tavizkâr davranan
bir topluma ve
bölünmeye,
düşmanlığa doğru
sürükleniyoruz.
Artık Türkiye'nin
bölündüğünü
söyleyip, TBMM
çatısı altında
politika
yapabilenlerin
varlığını düşündükçe
cumhuriyet ve milli
sınırlardan ne kadar
taviz verildiğini
daha iyi anlıyoruz.
Bu hoşgörü olabilir
mi? Bunun adı
hoşgörü olamaz, bunu
adı aymazlıktır...
Türkiye, enerji
pazarının hızlı
gelişen ülkesi
değil, pazarı olmaya
gidiyor. Kış
ortasında zaman
zaman doğal gazı
kesen ülkelerin
oyuncağı durumuna
düşürülüyor.
Uluslararası
sorunlarda akılcı,
tutarlı ve yapıcı
politika üretme
yerine, bulunduğu
coğrafyada ve
dünyada, barışın ve
istikrarın öncüsü
olması gerekirken bu
rolünü de oynayamaz
duruma getiriliyor.
AB ve ABD
politikalarının
oyuncusu durumundan
kurtulamıyoruz.
Biz sınırlarımızın
değiştirilemeyeceğine,
başkalarının
dayatmaları ile Yüce
Türk Milletinin
bölünmeyeceğine
inananlardanız.
Evrensel değerlerin
korunması ve
geliştirilmesi adına
milli kültür, milli kimlikten ve
ulus devletten taviz
verilmemesi
çabalarına katkımız
önümüzdeki dönemde
de sürecektir.
Büyük Önder
Atatürk'ün
gösterdiği çağdaş
uygarlık düzeyine
ulaşma ülküsüne
uygun olarak;
Türkiye, dış
dünyayla
ilişkilerini
geliştirmek, ilkeli
ve güçlü bir ekonomi
politikası izleyerek
uluslararası
ekonomide söz sahibi
olmak ve rekabet
gücünü artırmak
zorundayız.
Türkiye, kendi
ülkesi ile birlikte
çevresinde
ekonominin itici
gücü olması
gerekirken maalesef
akılcı politikaların
uygulanmaması ve
seçimlerle popülist
politikalara
yönelinmesinden dolayı
gelişmesini ve
öncülüğünü hakkı ile
yerine
getirememektedir.
Önümüze çıkan
fırsatları ve sahip
olduğumuz zengin
potansiyeli akılcı
işletecek
yönetimlere çok
ihtiyacımız
bulunmaktadır. Lider
Ülke Türkiye ülkümüz
ve Aleme Nizam
Verme (Nizam-ı Alem) idealimize ne
oldu?
Türkiye'yi dünyada
etkinliği olan
ekonomik bir güç
durumuna
getirmeliyiz.
2012 Yılı İnşallah
bu düşüncelerimizin
uygulandığı bir yıl
olur.
Çağdaş bütün
alanlarda hızlı
değişimler
yaşanmaktadır. Birey
öne çıkmakta, tüm
ülkeler bu
doğrultuda
planlamalar
yapmakta, insanların
daha iyi bir hayat
sürmelerini
sağlamaya
çalışmaktadırlar.
Ülkemizde kim ne
derse desin maalesef
yoksulluk hızla
yayılmaktadır.Bunu
seçimlerde çok net
görmek mümkün
oluyor. Verilen
yardım adı altındaki
erzakların, kömürün
nasılda
paylaşıldığını çok
iyi görüyoruz. Hani
her şey iyi
gidiyordu? Ne oldu?
Bunu sadece ekonomik
krizle açıklamak
doğru değildir.
Altın yumurtlayan
tavuğu kesen tavuk
sahibi gibi her
şeyimizi bir yıllık
kârları karşılığında
yabancı sermayeye
satmaya devam
edersek; kimse bu
vatanı bizim
elimizden alamaz ama
onlara uşak olmaktan
da kurtulamayız.
Türk Milleti tarihi
boyunca hep efendi
olmuş ve hiçbir
zaman da uşak
olmamıştır. Birleri
paraları ile gelip,
bankaları ile
üreticinin elinden
evlerini,
arsalarını,
seralarını,
toprağını bir bir
alıyor. Kredi
batağına doğru hızla
toplum
sürükleniyor..
Günümüzde dünyadaki,
çağdaş uygarlığa ve
evrensel değerlere
ulaşabilmek hukuk
devleti ilkesinin
tam olarak
uygulanması ile
gerçekleşir. Keyfi
uygulamalara, ben
yaptım oldu
davranışlarına son
verilmesi gerekir.
Hukuk herkese
lazımdır. Hukuksuz
davrananların bir
gün o hukuktan medet
umacakları akıldan
çıkarılmamalıdır.
İnfaza dönüşen
mahkeme tutukluluk
süreleri ile
toplumun adalete
olan güveni de artık
çok yıpranmış bir
görüntü çiziyor.
Hukuk devletinde
dil, ırk, renk,
cinsiyet, siyasal
düşünce, felsefi
inanç, din, mezhep
ve benzeri
nedenlerle ayrım
gözetilmez herkes
yasa önünde eşittir.
Kendilerini
yasaların üstünde
gören elitler
sınıfına bu millet
asla taviz vermez.
Bütün bu
farklılıklar bizim
zenginliğimiz
olabilir.
2012'in kardeş
kavgalarının
yaşanmadığı, hukukun
tek geçerli ilke
olduğu, milli birlik
ve beraberliğimizin,
bizi bir birimize
bağlayan değerlerin
daha güçlü
hissedildiği bir yıl
olmasını diliyoruz.
Her alanda, modern
ve evrensel Türk
toplumunun, gelişmiş
ve ileri ülkeler
arasında yer
almasının en önemli
faktörü hiç şüphesiz
eğitimdir. 2012’ de
eğitimin kalitesinin
yükseltilmesi ve
yaygınlaştırılmasının
yapılabildiği bir
yıl olmasını
diliyoruz.
Eğitim, her türlü
ayrımcı,
farklılaştırıcı,
fırsat eşitliğinin
olmadığı öğelerden
arındırılmalı,
bütün fertlere,
doğal yeteneklerinin
geliştirilmesinde ve
kendini
gerçekleştirmede
fırsat eşitliği
sağlamalıdır.
Türk eğitim
sisteminde
ilköğretimden
üniversiteye kadar
bir nitelik sorunu
yaşanıyorsa ve
istenilen(amaçlanan)
insan tipi ortaya
konamıyorsa
nedenleri
araştırılmalı, bu
durumun gelecekte
yaratacağı
olumsuzluklar
ortadan
kaldırılmalıdır.
Geleceğin
yetişkinleri olarak
milletimize önderlik
edecek, topluma yön
verecek çocuk ve gençlerimizin,
demokratik toplum
yapısını benimsemiş,
hukuka saygılı,
kurallara uyan,
yeniliklere açık, akıldışılıktan ve
bağnazlıktan uzak,
bakış açısı geniş,
eleştirel ve özgür
düşünceye sahip,
sorun çözme yeteneği
yüksek ve bu
milletin değerlerine
bağlı insanlar
olarak yetiştirmek
zorundayız.
Büyük Atatürk'ün
çizdiği çağdaş
medeniyet düzeyinden
sapmadan ve onun
ilkelerinden taviz
vermeden ileri
gitmek ve dünya
üzerindeki
geçmişimizden gelen
şerefli yerimizi
korumak zorundayız.
2012’in bu yolda
umut olmasını
bekliyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti,
her türlü karşı
akıma ve olumsuz
şartlara,
dayatmalara rağmen,
büyük bir inançla
koruduğu ve
güçlendirdiği
demokratik, laik ve
sosyal hukuk devleti
nitelikleriyle,
bölgesinin ve
dünyanın önemli
devletlerinden biri
olmalıdır. Mili
devlet korunmalı ve
geliştirilmelidir.
Federasyon ve
bölünme
söylemlerine dur
denilmeli ve taviz
verilmemelidir.
Anayasada bu konuda
verilecek bir taviz
toplumu
bütünleştirmek
yerine tamamen
ayrıştırır.
Ülkemiz insanları
Devlet'in tekliğini,
milletin ve ülkenin
bölünmez
bütünlüğünü,
güvenliğini ve
bağımsızlığını,
toplumumuzun
birliğini ve
beraberliğini göz
önünde bulundurmalı
oynanan oyunları
2012’de daha
yakından takip
ederek şer
odaklarına gerekli
cevabı vermelidir.
Türkiye
Cumhuriyetinin feyz
kaynağı, her zaman
olduğu gibi, büyük
Atatürk'ün ilke ve
fikirleri olmalıdır.
O'nun gösterdiği
aydınlık ve düz yol,
Türkiye'nin gelecek
yüzyıllara
ulaştırılmasının en
sağlam güvencesidir.
Bundan dolay
sitemizin yeni yıl
mesajını Atatürk
resmi üzerinden
verdik.
2012’de Türkiye'nin
çözmesi gereken çok
önemli sorunları
bulunmaktadır.
Belirsizliklerden
arındırılmış, tüm
kurallarıyla
işleyen, yolsuzluğu
yapanın yanına kar
bırakmayan, açık ve
tarafsız bir
ekonomik yapının
oluşturulması temel
amaç olmalıdır.
Enflasyon,
pahalılık, işsizlik
ve gelir
dağılımındaki
bozukluklar ve
yoksulluğun
önlenmesi temel amaç
olmalıdır.
Atanamayan
öğretmenler ve
atanamayan tüm kamu
çalışanlarının
sorunlarına çözüm
bulunmalıdır.
Türkiye'nin ve
dünyanın yaşadığı
ekonomik kriz
nedeniyle, yok olan
güven ortamının
yeniden
sağlanabilmesi için
gereken tedbirler
alınmalı ve kriz
ortamında ülke
insanına karşı daha
bir sorumlu
davranılmalı ve
içine düşülen
krizden kurtulmak
için topyekun
çalışılmalı,
girişimciler
desteklenmelidir.
Komşumuz
Yunanistan'da ve
birçok AB ülkesinde
yaşanan krize rağmen
Türkiye'nin o denli
krize düşmemesi iyi
analiz edilmeli,
bunda geleneksel
toplum ve
baba-evlat-,
köy--şehir
dayanışmasının
katkısı gözden uzak
tutulmamalıdır.
Yolsuzluklar
ülkemizi ve
toplumumuzu
etkileyen bir
hastalık durumuna
gelmiştir. Bu
hastalığın “benim
adamım”
düşüncesinden
sıyrılarak mutlaka
üzerine
gidilmelidir.
Yolsuzluklara karşı
duyarsız kalınması
ve bazı kesimlerin
korunması toplumsal
barışı zedeler.
Devlete duyulan
güven ve saygıyı da
etkiler. Vatandaşın
devletine olan
güveni
pekiştirilmelidir.
Yolsuzlukla ilgili
davlarda
yandaş olanlara
serçe, yandaş
olmayanlara şahin
gibi davranmak
yerine bütün
yolsuzluk yapanlara
şahin gibi
davranılmalıdır.
Ülke kaynakları
belirli kesimlere
peşkeş çekilmemeli,
eşitlik ve adalet
ilkelerine uygun
olarak kullanımına
engel olan tüm
siyasal, yönetsel ve
ekonomik
yolsuzluklar
giderilmelidir.
Siyasetçi, bürokrat
ve toplum
birlikteliğiyle
ülkemiz bu beladan
kurtarılabilir.
2012’de her kesim
her şeyin en iyisini
hak eden milletimizi
daha mutlu ve
huzurlu yaşatmak
için çalışmalıdır.
Türk Milleti, şanlı
ve başarılı geçmişi
ile bulunduğu
coğrafyada, birçok
ülke için örnek olma
niteliğini
sürdürmeye devam
etmelidir.
Çalkantılarla ve
huzursuzluklarla
dolu kritik bir
bölgede yer alan
Türkiye,
uluslararası
toplumun saygın bir
üyesi sıfatıyla,
2012’de bölge barışı
ve huzuru için
tarihi misyonuna
sahip rollerini
oynamalıdır.
2012’de Türkiye’miz
çağdaş uygarlık
yolunda hızla
ilerlemeyi,
kalkınarak
güçlenmeyi ve
gelişmeyi
sürdürmeli, dünyanın
çağdaş, gelişmiş
devletleri arasında
hak ettiği yeri
almalıdır.
Çocuklarımıza
bırakabileceğimiz en
değerli mirasın,
Büyük Atatürk'ten
devraldığımız
emanetin korunması,
geliştirilmesi ve
daha ileriye
götürülmesi olduğunu
hiçbir zaman
aklımızdan
çıkarmamalıyız.
Bu
duygu ve
düşüncelerle 2012
yılının Yüce Türk
Milletine, İslam
Alemine,
Anamurlulara ve Tüm
İnsanlığa ve
sitemizin siz
değerli
okuyucularına barış,
kardeşlik ve huzur
getirmesini
diliyorum.
Yeni yılın herkese,
sağlık, mutluluk ve
esenlik getirmesini
diliyorum.
Her şey gönlünüzce
olsun.
Selam, sevgi ve
saygılarımla…
2012'de Allah Yâr ve Yardımcınız Olsun!

Çınar ARIKAN
Eğitimci/Araştırmacı
Yazar
www.anamurunsesi.com -
Site Yöneticisi
|
BÖLÜM
YAZILARIMIZ |
 |
DEFA
OKUNMUŞTUR... |
"Anamur'un ve
Anamurluların
Buluşma Adresi ve
Gerçek Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ
|