|
ŞEKER APARTMANI
“Lafınızı
şekerle böldük.”
“Ad bulma”, “ad koyma”
önemli iştir. Peygamberimiz
“Çocuklarınıza güzel adlar koyun”
buyuruyor. Ad kadar hangi adla anıldığın
da önemli tabi. Kişi odur, sözü de güzel
olsun adı kadar. Sahip çıksın ağzından
çıkana. Ortada bırakmasın söylediğini.
18.07.2010 tarihinde anamurunsesi.com
yazdı.
____________________________________________________________________________
ŞEKER APARTMANI
“Lafınızı
şekerle böldük.”
“Ad bulma”, “ad koyma”
önemli iştir. Peygamberimiz
“Çocuklarınıza güzel adlar koyun”
buyuruyor. Ad kadar hangi adla anıldığın
da önemli tabi. Kişi odur, sözü de güzel
olsun adı kadar. Sahip çıksın ağzından
çıkana. Ortada bırakmasın söylediğini.
“Doğmamış çocuğa don biçilmez”
demiş atalar. Her ad bir doğumu, doğuşu
hatırlatsa da, çocuk değildir her zaman
doğan. Şirkettir, tesistir, okuldur,
hastanedir, hayır kurumudur, bulvardır
caddedir, parktır, apartmandır, vs. Adı
da vardır illa her birinin. Kimi şık
durur, kimide sırıtır yakışmaz üzerine.
Yani öyle adıyla sanıyla “ismiyle
müsemma” ad sahibi olmak emek ister,
mesai ister, ömür ister hatta.
Rakamdan da ad olur. Sovyet dönemi
birliğe bağlı ülkelerde okullar
numarayla adlandırılmaktaydı mesela.
Halen de öyledir bildiğimiz kadarıyla.
Bakü Yasamal Rayonu 38 nolu mektep de
öğretmenlik yapmıştık bir zaman bu
satırların sahibi olarak, söz gelimi.
Sporcuları sırt numaralarıyla tanır,
anarız yine. 10 numara Pele’yi,
Maradona’yı akla getirir hemen.
Evresel ittifakla yıllara da ad bulmuş
insanoğlu. 0 (sıfır), 571, 1453, 1919
v.b. birer rakam yığını gibi görünseler
de, birer dönüm noktasıdır her biri
insanlık tarihinde.
Milletlerin de adları vardır. Sicilleri
saklıdır o adda tarih sahnesine
çıktıkları andan bu yana, Ateşle
oynamaktır onunla oynamak. Son dönem
“Türk Milletine ad arayanların” iyi
düşünmeleri lazım bunu da.
Türkülere konu “ad” üstüne ne dizeler
vardır edebiyatımızda adıyla sanıyla.
• “Adını
da sevdiğim Avşar elleri…”
• “Adı güzel kendi güzel
Muhammed…”
• “Adın ne idi unuttum
sorulmayı sorulmayı…”
• “Aşık-ı sadık menem,
Mecnun'un ancak adı var…”
Dilimizin tuzu biberi daha neler…
Ad güzel olsa da ne olduğunu bilen yok
kiminde de. Çoğu okul adları
tarihimizden, ulu, önemli kişilerden
alınma ama sorsan iki cümle edebileni
yok hakkında. Gazi Osman Paşa kim?
Dumlupınar neresi? Halit Fahri, Tunalı
Hilmi, Resulzade kim? Atatürk hakkında
bile klasik kısa biyografi o kadar.
Bilgilerimiz çok sığ yani çoğu konuda.
Öğrencisi, öğretmeni, velisi milletçe
var bu illet hepimizde maalesef.
Buradan müdürlerimize duyurulur, bu
vesileyle. “Okul adı” için de
köşe şart okullarımıza sırf bu yüzden.
Tıpkı Atatürk Köşesi gibi. Bizden
demesi. Dikkate alın bu önerimizi. Olur
da merak eder, utandırır bizi birisi.
***
Bu ad meselesine nereden geldik? Ona
gelelim şimdi de.
“Üç göç bir yangına bedel” demiş
atalar. Konar-göçerliği tescilli millet
olduğumuzdan altını çizmek lazım böylesi
deyimlerin. Tecrübe edinilmiş imbikten
geçirilerek söylenmişlerdir illa.
“Dünyada
mekân ahrette iman". Yeni evimize
taşındık sizlerle olamadığımız zaman
zarfında. Ev, evlat, devlet, Allah
gönlüne göre versin herkesin her ne
verirse.
Bu kaçıncı göç? Diye saysak hesabı
çıkartabiliriz aslında. Kaç göç sığıyor
ki zaten bir ömre? “Hiç göç sarmadım
ben. Niyetim de yok” diyenin bile
birkaç göçü olmuştur illa. Olmasa ne?
Son göç bekliyor sonuçta herkesi. Bâki,
bir Allah. Mezarlıklar orada işte. Gelip
de göçmeyeni mi var mı ki alemde?
Apartmanımızın adı “Şeker”.
Komşuları da öyle, şükür ki. “İsmiyle
müsemma” yani eskilerin deyimiyle.
Duamız bu tatta kalırlar hep. “Şeker”
adı nasıl olmuş onu da anlatalım.
Komşular bir araya gelmişler. Bir ad
bulalım demişler. Kimi ad, kimi
soyadını, neyi arzu ettiyse ya da, onu
kâğıda yazıp torbaya katmışlar. 6
numarada tek yaşayan teyzemizin adını
hatırlayan çıkmamış lakin. Bir
hususiyeti “Şeker” diye hitap
edermiş herkese.
“Şeker
kızım”,
“Şeker yavrum” gibi.
Bir o kalmışmış akıllarda.
“Şeker
Teyze” diye bilirmiş onu herkes, bu
yüzden.
“Şeker” yazıp katmışlar onun
hissesini de “ya nasip” diyerek.
Şeker çıkmış torbadan. Tescillenmiş.
“Şeker Apartmanı” olmuş adımız
böylece. Duyunca umutlarımı yeşertti bu
ad hikâyesi, doğruyu demek gerekse o
eski komşuluklara hasret kalınan bu
devirde.
Sırf ev değil komşu aldığımızı da
anladık bu “şeker mi şeker”
hikâyeden.
Atamızı da rahmetle analım bu vesileyle;
“Ardahanlı, Konyalı, Çubuklu,
Çorumlu, Çankırılı, Diyarbakırlı… Hep
bir ırkın evlatları, aynı cevherin
damarları…,” Anadolu’nun özetiyiz
yeni yerimizde:
Yüzünü dönmüyor, bir “günaydını”,
“hayırlı akşamları” esirgemiyor
kimse kimseden. Daha ne olsun?
“Şekeri şüküre karıştırıp” ,
“nazar değmesin” demek düşer bize
ancak bu aşamada.
Gerisi Allah’tan sağlık.
Darısı komşuluk özlemi çekenlerimize.
Atapark Mah. Engeller Cad. (Şeker Apt)
39/6 Keçiören/ANKARA adresimizden,
herkese selam.

Osman ERENALP
Ankara-Temmuz/2010
Tel-Cep:
0 505 663 1620
|
OSMAN ERENALP'İN ÖNCEKİ YAZILARI İÇİN
TIKLAYINIZ: |
KÖŞE YAZILARIMIZ TOPLAM
DEFA
OKUNMUŞTUR...
______________________________________________________________
"Anamur'un ve
Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek
Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ
|