ANAMUR'UN SESİ
"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
arama   site haritası
 

 

   
 

  "ÇETKODER GENEL BAŞKANI YAZIYOR"       

          İnsan ne oldum dememeli, ne olacağım demeli…

      Geçtiğimiz gün bir dost meclisindeydik. Yapılan bir atama ile BAŞHEKİMLİĞE atanan bir arkadaş o ortamda konuşuyordu. Toplulukta herkes dinliyordu. Ama konuşması oldukça rahatsız edici, incitici idi. Sözlerine hep ben diye başlıyor, yine ben diye bitiyordu. Kendini anlatıyordu. Bir kenarda öylece durdum, izledim. Aklıma İslam âlimlerinin sarık ve sakal hikâyesi geldi. Bilirsiniz yâda bilmezsiniz aktarayım.

        08.03.2011 www.anamurunsesi.com yazdı.

____________________________________________________________________________

            İnsan ne oldum dememeli, ne olacağım demeli…

Geçtiğimiz gün bir dost meclisindeydik. Yapılan bir atama ile BAŞHEKİMLİĞE atanan bir arkadaş o ortamda konuşuyordu. Toplulukta herkes dinliyordu. Ama konuşması oldukça rahatsız edici, incitici idi. Sözlerine hep ben diye başlıyor, yine ben diye bitiyordu. Kendini anlatıyordu. Bir kenarda öylece durdum, izledim. Aklıma İslam âlimlerinin sarık ve sakal hikâyesi geldi. Bilirsiniz yâda bilmezsiniz aktarayım.

Eski elbiseli,  fakir ve köse bir âlim, bir kadı'nın mahkemesinde âlimler sırasında üst sırada oturmuş. Kadı gerek giyiminden gerekse tanımadığından olacak ona sert sert bakmış. Bunun üzerine, Kadının adamı fakir âlimin yanına gelerek:

— Buradan kalk. Haddini bil  burası senin yerin değil. Herkes meclisin üst tarafına layık olamaz. Senin yerin aşağısı. Ya git oraya otur, ya da çık git, demiş.

Âlim, bakar ki olacak gibi değil, kalkar ve aşağılarda bir yere oturur. Derken âlimler fıkıh konusunda tartışmaya başlarlar.

— Hayır, evet, kabul edemem, ben haklıyım, şeklinde her biri birbirine üstünlük kurma sevdasıyla mücadelelerini sürdürür  her biri bir dövüş horozuna döner. Bir karmaşadır gider.

Fakir âlim dayanamaz kalkarak:

— Lütfen bir kere de beni  dinler misiniz? Bu konuda benim de söyleyeceğim bir kaç söz var.

— Buyurun, iyi bir şey biliyorsan söyle.

Âlim, çok güzel bir üslup ve konuya hâkimiyeti ile onları ikna etmekle kalmaz aynı zamanda gönüllerini de fetheder. Sözünü öyle bir yere kadar götürür ki, kadı, çamura saplanmış eşek gibi geride kalır.

Kadı, hatasını anlar, onun faziletini de takdir ederek, raftan cübbesini, sarığını indirip takdim etmek ister ve:

— Yazık olsun, senin kıymetini bilemedik. Meclisimize teşrifinizden dolayı teşekkürlerimizi sunamadık. Sizin bu kadar fazilet ile  meclisin son kısımlarında oturmanızdan dolayı çok müteessirim.

Kadının iltifatı üzerine biraz evvel onu yukarıdaki sıradan indiren adamı da koşar, gelir, iltifatlara başlar, gönlünü almağa çalışır. Kadı'nın takdim ettiği sarığı, fakir âlimin başına sarmağa çalışır. Ancak âlim:

        — Dur, çekil, o sarığı sarmak istemem. Çünkü elli arşınlık sarığı sararsam, bana kibir gelir. Yarın eski elbiseli birisini  görürsem, onları beğenmezlik yaparım. O sarık başımda oldukça, beni görenler halkı gözümde küçük göstermeğe uğraşırlar.  Sen sen ol! Sarığa, sakala bakıp  da kafa tutma. Çünkü  sarık pamuktandır, sakal ise bir tutam ot gibidir. İnsan başına akıl ve beyin lazımdır. Böyle sarıklar senin ve senin gibilerin başına lazımdır, der ve verilenleri reddeder.

Bilmem anlatabildim mi?

Kıssadan bir hissede siz çıkartın.

İnsanların dış görünüşüne, mevki ve makamına aldanmayınız.

Aslolan insanlıktır.

Tevazudur, hoşgörüdür..

Mevki ve makam gelir geçer.

Baki kalan bu kubbede sadece hoş bir sedadır ve insanlıktır.

Bunu unutmamak gerekir.

Üstünlük ancak takva da’dır.

Bunun dışında kimsenin kimseden üstün bir tarafı yoktur.

Yüce Allah herkese SAĞLIK- SIHHAT- AFİYET versin.

Yer gök dua üzerine kuruludur.

Allah iyilerin sayısını arttırsın, kötüleri ıslah etsin.

Mevlâna Celâleddîn-i Rumî’ye felsefecilerden bir grup gelir. Sual sormak istediklerini bildirirler. Mevlâna hazretleri bunları Şems-i Tebrîzî'ye havale eder..

Bunun üzerine onun yanına giderler.

O sıra da Şems-i Tebrîzî hazretleri mescit de, talebelere, bir kerpiçle teyemmüm nasıl yapılacağını gösteriyor.

Gelen felsefeciler üç sual sormak istediklerini belirtirler, Şems-i Tebrîzî;

— Sorun! Der.

İçlerinden birini başkan seçerler. Hepsinin adına o soracaktır.

Sormaya başlar:

—Allah var dersiniz, ama görünmez, göster de inanalım.

Şems-i Tebrîzî hazretleri;

—Öbür sorunu da sor! Der.

O;

—Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz, sonra da ateşle ona azâb edilecek dersiniz hiç ateş ateşe azâb eder mi? der.

Şems-i Tebrîzî;

—Peki, öbürünü de sor! Der.

O;

—Âhi rette herkes hakkını alacak, yaptıklarının cezâsını çekecek diyorsunuz. Bırakın insanları canları ne istiyorsa yapsınlar, karışmayın! Der.

Bunun üzerine Şems-i Tebrîzî, bitti mi der.

Bitti der.

Şems-i Tebrîzî  Elindeki kuru kerpici adamın başına vurur..

Soru sormaya gelen felsefeci, derhâl zamanın kadısına gidip, Şems-i Tebrîzî  hakkında davacı olur.

Ve

—Ben, soru sordum, o başıma kerpiç vurdu der.

Şems-i Tebrîzî;

—Ben de sadece cevap verdim der.

Kadı bu işin açıklamasını ister.

Şems-i Tebrîzî şöyle anlatır:

— Efendim, bana Allaha telâyı göster de inanayım, dedi. Şimdi bu felsefeci, başının ağrısını göstersin de görelim.

O kimse şaşırarak;

— Ağrıyor ama gösteremem, der.

Şems-i Tebrîzî;

— İşte Allahü telâ da vardır, fakat görünmez. Yine bana, "şeytana ateşle nasıl azâb edileceğini" sordu. Ben buna toprakla vurdum. Toprak onun başını acıttı. Hâlbuki kendi bedeni de topraktan yaratıldı. Yine bana; "Bırakın herkesin canı ne isterse onu yapsın. Bundan dolayı bir hak olmaz." dedi. Benim canım onun başına kerpici vurmak istedi ve vurdum. Niçin hakkını arıyor? Aramasa ya! Bu dünyada küçük bir mesele için hak aranırsa, o sonsuz olan âhiret hayatında niçin hak aranmasın?" dedi.

Felsefeci, bu güzel cevaplar karşısında mahcup olur, söz söyleyemez hâle düşer...

Kıssadan hisse.

Neyi, ne zaman, nerede, kime, nasıl soracağınızı iyi düşünüp tartıp öyle soracaksınız.

Bu günlük de bu kadar.

Selam ve dua ile.

 

MUSTAFA GÖKTAŞ
İKTİSATÇI
ÇEVRE VE TÜKETİCİ HAKLARINI KORUMA DERNEĞİ (ÇETKODER)
GENEL BAŞKANI
mustafagoktas006@g

*******************************************

 MUSTAFA GÖKTAŞ'ın Önceki Yazıları

  KÖŞE YAZILARIMIZ TOPLAM DEFA OKUNMUŞTUR...

_________________________________________________________________

"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ  

 
   

  Başa Dön 

Yazdır

 
 
 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır [Çınar Arıkan]