|
ACITMAK!
Birkaç gün önce hemen hemen bütün yazılı
basının manşetinde "ACITANLARLA
BERABER GİDEMEYİZ" demeci vardı
sayın başbakanımızın. Birde belki çok
kişinin okumadığı, okuduysa da hemen
unutacağı bir köşe yazısı. Cengiz Çandar
köşesinde gerçek bir olaydan hareketle
ne olacak bu işin sonu mealinde bir yazı
kaleme almış. Makalede 13 yaşında bir
kız çocuğunun annesi ile beraber
tarlalarında çalıştığı kişi tarafından
taciz edildiği, annenin, ilçenin kadın
kaymakamından yardım istediği ama
herşeye rağmen o kızcağızın tecavüzden
kurtulamadığı ve kız çocuğunun namusu
için annesi tarafından zehirlenip
öldürüldüğünden bahsediyordu.
Onüç yaşında okulda olması gereken bir
yavrucak ailesine katkıda bulunabilmek
için tarlalarda çalışıyor ve başına bu
korkunç olay geliyor. Memleketin birçok
yerinde buna benzer onlarca olay oluyor.
Mağdurları genellikle kadın ve kızlar
olan bu olaylar genellikle saklı
kalıyor. Saklı kalmayanlarda ya
öldürülüyor yada evden kovuluyorlar.
Genelliklede sorumlu olarak zavallı
kadın ve kızlar suçlanıyorlar. Sosyal
bir yara olan bu olayların üzerine
gidilmiyor ne yazık ki. Bazen
önemsenmiyor bazen de toplumsal olaylara
sebep olmasın gerekçesiyle üzeri
kapatılıyor. Biraz vicdanı olan herkesi
derinden etkileyecek olan yukarıda
anlattığımız olay acaba "acıtanlarla
beraber gidemeyiz" diyen çevreleri
ne kadar etkiliyor? Veya buna benzer
olaylar onları ne kadar acıtıyor? Çok
acıttığından eminim fakat çözüm üretmek
için ne yapılıyor ondan emin değilim.
Referandumdan sonra daha da demokrat
olacak, özgürlükleri genişletecektik.
Ama daha dün Anadolu Üniversitesinde üç
öğrencinin protestosuna bile tahammül
edemedik ne yazık ki. Protestocu kızın
erkek güvenlik görevlisi tarafından yaka
paça götürülmesi benim içimi acıttı. Bir
tarafta ünlü anayasa doçentimiz
"onuncu yıl marşı tam bir faşistlik
örneğidir" diyor, öbür tarafta Ahmet
Türk "Kürtler artık kendi kendini
yönetmek istiyor" diyor, diğer
taraftan milli eğitim şurasından herşey
halledilmiş gibi, andımızla ilgili malum
karar çıkıyor. Bu olaylarda benim içimi
acıtıyor maalesef. Bugünkü iktidarı
temsil edenlerin dünkü liderleri ne
diyordu,"Hergün çocuklarımıza Türküm,
doğruyum, çalışkanım dedirtirsen bir
başkasıda çıkar, bende kürdüm, doğruyum,
daha çok çalışkanım der" diyordu.
Şimdi tamda dedikleri oluyor maalesef.
Buda benim içimi acıtıyor. O kadar çok
içimi acıtan olay oluyor ki "Türbanlı
milletvekili" nin olmaması bunların
yanında solda sıfır kalır. Hala bizzat
hükümet tarafından sanki bir mesele
varmış gibi türban meselesinin kaşınması
da benim içimi acıtıyor. Hergün değerli
basınımızda terörist başının demeçlerini
okumak, hükümetin hala biz kimseyle
görüşmüyoruz demesi de benim içimi
acıtıyor. O kadar içimi acıtan şey var
ki, yeter artık baydın denmesinden
korkuyorum.
Hükümet diyor ki; "Acıtanlarla
beraber gidemeyiz" Peki biz ne
yapacağız? Bizi acıtanlar ne olacak?
Memleketimizi de seviyoruz, terk
edemeyiz. O halde ne olacak? Hükümet
kanun yaparım diyor, bende benim içinde
bir kanun yapın diyorum ama sesimi
duyuramıyorum. Şimdilik sadece bu
günlerin geçeceğini ümit ederek kendimi
avutuyorum. Açıkçası pekde ümitli
değilim.

İskender FİDAN
iSTANBUL/Aralık-2010
iskender.fidan@hotmail.com
02 Kasım 2010'da anamurunsesi.com yazdı.
|

Alanur ÖZALP'ın Yayımlanmış Yazıları |
DİĞER
YAYIMLANMIŞ YAZILAR
EĞİTİM YAZILARIMIZ DEFA OKUNMUŞTUR...
_______________________________________________________
"Anamur'un ve
Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek
Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ |