|
GELİNCİK
TARLALARI!
Baharın en haşmetli yaşandığı günlerde
uçsuz bucaksız gelincik tarlaları
uzanırdı. Belki de çocuk yaşımızda bize
öyle geliyordu.O zamanlar bize birşey
ifade etmezdi tabi bu güzellikler. Bu
gün bırakın gelincik tarlalarını,ekin
tarlalarımız bile yok. Oysa ekin
tarlalarına ne güzel yakışırdı
gelincikler.
Kırmızı, siyah benekli gelinciklerimiz
yanında papatyalarımızı saymadan
edemeyeceğim. Bal arılarının renk
cümbüşü içindeki o muhteşem
çalışmalarına ne demeli. Bir tarafta ağı
böcekleri, bir tarafta rengarenk
kelebekler, bir tarafta tarifi imkansız
renklerdeki badem ağaçlarının çiçekleri
gelincik ve papatyalarımıza eşlik
ediyorlar. Mis gibi kokan
menekşelerimize ne demeli? Ya kına
kokusu?
Bugün bu kokuları kaçımız hatırlıyor
Allah aşkına?
Bugün yukarıda saydığımız kır
çiçeklerinin yerinde bembeyaz örtüleri
ile birer çirkinlik abidesi olan seralar
yükselmektedir. Sakın yanlış
anlaşılmasın, tabiki seralarımız olacak.
Ben sadece geçmişe özlemimi dile
getiriyorum. Annelerimiz nasılda
yaratıcı idi. Akşam evde ne pişeceği
endişesinin özellikle bahar aylarında
duyulmadığından eminim. Sofralarımızdan
doğal yeşillikler hiç eksik olmazdı.
Bugünde eksik olmuyor ama o günlerdeki
sanki bir başka idi. Bugün
çocukluğumuzun sofrasındaki yeşillikleri
kaç kişi sayabilir ki? Özellikle yeni
neslin hiçbirşey bilmediğinden eminim.
Kaçımızın sofrasına "Maş" çorbası
giriyor merak ediyorum. Çocuklarımız
ismini bile bilmiyorlardır.
Yavaş yavaş "Hıdrellez"
yaklaşıyor. Sultan çayı kıyısında
annelerimiz Hıdırellez kutlarken biz
çocuklar, bütün itrazlara rağmen mutlaka
çaya girerdik dayak yeme pahasına da
olsa. Sanki o zamanki milin kokusu bile
bir başkaydı. Hoş bu gün o milleri
"güzellik iksiri" olarak
pazarlıyorlar. Hıdırellez’den sonra
yavaş yavaş "yayla göçü"
hazırlıkları başlardı. Bugün, o yayla
göçünü defalarca yapmış olanlar ne
hissediyorlar acaba? O zamanlar mutlaka
çok meşakkatli oluyormuştur. Ama bugün?
Bugün tek tük izlerine rastlanan
konaklama yerleri nelere şahit oldu
geçmişte? O meşakkatli yolculuğa son kez
çıkacağını bilmeyen insanlar, ilkdefa
çıkacak olan çocuklar, veya çıktığı
yolculuktan birdaha dönmeyen, dönemeyen
canlar!
Yine bahar geliyor. Gelinciklerimiz,
papatyalarımız, menekşelerimiz eskisi
gibi olmasa da bahar, bahardır. Ama
sevgili dostlar,insanlar taa Baltık
kıyılarından kalkarak güzel
Anadolu’muzun dağ yollarında(yayla
yollarımız)iki üç gün yürüyebilmek için
aylarca öncesinden planlar yapıyorlar.
Sırt çantalarıyla yürüyen, yaşlılar,
gençler, çocuklar bizlere birşey ifade
etmese de onlar yürüyor.Gelin dostlar
kendimize zaman ayıralım, bırakalım
teknolojinin bize bahşettiği harika
ulaşım araçlarını ve hiç olmazsa senede
birgün güzel yaylalarımıza yürüyerek
gidip gelelim. İşe "Alaköprü" ile
başlayabilirsiniz. Sonraki sene bunu
"Kaş" yaylasına uzatırsınız. Bakın o
zaman stres kalıyor mu sizde.
Stressiz güzel günlere…

İskender FİDAN
iSTANBUL/Şubat-2010
iskender.fidan@hotmail.com
15 Şubat 2011'de anamurunsesi.com yazdı.
|

Alanur ÖZALP'ın Yayımlanmış Yazıları |
DİĞER
YAYIMLANMIŞ YAZILAR
EĞİTİM YAZILARIMIZ DEFA OKUNMUŞTUR...
_______________________________________________________
"Anamur'un ve
Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek
Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ |