Haçlı seferleri 1096 yılında Türklüğü ve
İslamiyet’ i ortadan kaldırmak, silmek
amacı ile başlatılmıştı. Savaş
hazırlıklarına 25 Kasım 1095 de Papa 11
Urbanus öncülüğünde başlandı. İnsanlık
tarihinin en kanlı savaşları yapıldı. Bu
savaşlar, Selçuklu ve Osmanlı
imparatorluğu döneminde devam etti,
halada farklı yöntemlerle
sürdürülmektedir.
Haçlı seferleri süresince 22 papa
seferleri bizzat organize etti, sınırsız
maddi ve manevi destek verdi. Bu
papazlardan biride, Roma da ihtişamlı
heykeli yapılan, adı sembolleştirilen
Papa X İnnocentius dur. Papaza bu
ayrıcalığı kazandıran hususiyeti,
Türklerin tarihten silinme amacını
üstlendiği içindir. Kendisinden sonrada
aynı ismi pek çok papa kulanmıştır.
Avrupa Birliği Anayasasını
Cumhuriyetimizin 81 inci kuruluş
döneminde ve ramazan ayında Türk devlet
adamlarımız bu papazın heykeli önünde
İMZALAMIŞLARDI.
Haçlı kulübünün bu günki devlet
adamlarının beyanatlarını hatırlayalım.
A.B.D Başkanı GERGE BUSH: 11
Eylül 2001 de İslam terörüne karşı
başlatılacak savaş, yeni bir haçlı
seferi olacaktır. Aynı BUSH bir başka
zaman Saddam’ın yakalandığında, Iraklı
insanlara özgürlüklerini iade ederek
Tanrının işini yaptığını söylemek
alçaklığında bulunuyor.
Fransa devlet başkanı SARKZY:
Müslüman ülkesi olan Libya ya karşı NATO
nun kullanılmasına, bu bir haçlı
seferidir diyebiliyor. Aynı SARKZY
Türkleri Ermeni soy kırımı yapmakla
suçluyor, Gereken mücadeleyi Ermenilerle
birlikte yapacağını ilan ediyor.
SARKZY : (Kapısında onlarca yıldır
bekletildiğimiz Avrupa Birliği için)
Türkler’in AB’ye sokulmaması için
çalışacağını ve veto hakkını
kullanacağını açıkça söylüyor.
A.B.D okyanus ötesinden Haçlı projeleri
üretiyor, Ortadoğu projesi diye dünyanın
gündemine oturtuyor Projenin eş
başkanlığı da Başbakanımıza veriliyor.
Başbakanımız Anayasa değişiklik
çalışmalarının başlatıldığı bu günlerde
Türk kimliğini etnik bir kimlik olarak
niteliyor. "Türkiye CUMHURİYETİ
vatandaşının adı TÜRK’tür"
ifadesini, "Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlığına" dönüştürülmesi
gerektiğinden söz ediyor. Bin yıldan
beri Türk kimliğinin ortadan kalkması
için çalışan haçlıların emellerine
hizmet edilmiş olmaz mı? Haçlılara
yaranmak, Avrupa birliğine şirin
görünmek için, Milli ve mukaddes
değerlerimizin feda edildiğini, bugün
hayret ve dehşetle izliyoruz. Dünyamız
böyle, sıfır sorunlu olacak dediğimiz
dış politikamız, giderek çok
bilinmeyenli bir denkleme
dönüştürülürken iç politikamız yürekler
acısı bir halde.
P.K.K’ nın sözcüsü ve temsilcisi B.D.P’li
milletvekillerinin meclisi boykotu,
nihayet mecliste yemine dönüşüyor.
Ülkemizin bütünlüğü, milletin
bölünmezliği üstüne namus ve şeref sözü
verenler, ertesi gün bölgelerine giderek
halkı isyana çağırabiliyorlar. Ne kadar
şerefli ne kadar namuslu olduklarını
izliyoruz. Aynı siyasi partinin
mensupları, yıkmaya bölmeye çalıştıkları
devletin hazinesinden besleniyorlar.
Devletin hazinesi Şehitlerimizin,
onların ana ve babalarının, Türk
milletinin, tüyü bitmemiş yetimlerin
parasıdır.
Bölücü terör örgütünün sözcüsü ve
destekçisi olduğunu açıkça itiraf eden,
maddi ve manevi desteklerini terör
örgütünden yana sürdüren, hâsılı terörün
resmen temsilciliğini üstlenenler,
devletin mahremine, BULDUKLARI
MÜSAMAHA İLE Parlamentomuza
girebilmiştir. Terörü meclisimize kadar
sokuyoruz, birde dağda, kırda şehirde
terörle mücadele görüntüsü veriyoruz…
Okumayan, araştırmayan geçmişini unutan
bir kısım insanımız, kendisi ile
birlikte başkalarına da de zarar
verdiklerinden habersiz ömrünü
sürdürmede, düne bakmadan, yarını
düşünmeden günü yaşamaktadır.
Kamu parasını soyup kısa zamanda zengin
olanların artıkları ile yetinen bir
kısım insanımız, sadaka kültürüne uyum
sağlıyor, kendilerine ulaşan küçük
yardımlarla geçiniyorlar. Birde teşekkür
ve şükür edebiliyorlar. Ben neden
sadakaya muhtacım, neden işsizim, ben
neden bu haldeyim diyemiyorlar.
Milletvekillerimize 8709 TL maaş
ödenmesi gerekirken ne hikmetse sehven
11959 TL ödenmiştir. Yani 3000 TL Fazla
ödenmiş, toplamı 19 milyon, eski para
hesabiyle 19 trilyon bu paranın
milletvekillerinden icra yolu ile tahsil
edilmesi gerekmektedir. Ancak vatandaşın
üç beş kuruşu için yapılan icra
takibinden vekili kurtarmak için
milletvekilleri çare aramaktalar. Sonuç
kendi kanunu kendin yap olacak. Yani
kendin pişir kendin ye. Memur ve işçi
emeklileri aldıkları maaşla geçinemeyip,
herhangi bir işte çalışır veya iş
kurarsa zaten çok az olan maaşlarının
%10’na devlet el koyuyor. AMMA
Milletvekili emeklisi yeniden
milletvekili seçilse de, bir yerde
çalışsa da ondan tek kuruş kesilmiyor.
Düne bakmayan, yarını düşünemeyen,
günlük yaşayanlarımız hiç değilse bu tür
haksızlıkları görebilsinler. Sesiz
kalanlar bu aymazlılarla destek verenler
kendinize acımıyorsanız çocuklarınıza,
torunlarınıza acıyın.