|
Karneleri
nasıl değerlendirmeli
Sonuçları, kendimiz yaparız ve buna
katlanma sorumluluğu da bize aittir.
Elimizden gelenin en iyisini yaptıksa,
bunu yapmanın mutluluğunu ve huzurunu
yaşama onurunu hak ettik demektir.
Ama elimizden geleni yapmadıysak, bunun
üzüntüsü ve burukluğunu yaşamayı yine
biz hak ettik demektir.
Çünkü bunu biz tercih ettik. Sonucuna
katlanmak zorundayız.
Karneleri, üç farklı düşünceyle
değerlendirebiliriz.
1.
“İşte bu!”
Bu, başaranların sesidir. Onlar, bu
başarı için her türlü fedakârlığı yapma
cesaretinde bulundular.
Dersi, derste iyi dinleyerek
hallettiler.
Sadece sınav gecesi değil, her gün tekrarlarlarını yaparak
çalıştılar.
Her gün en az, iki 45’er dakika ders çalışmak için zaman
ayırdılar.
İşi, en baştan ciddiye aldılar.
Hep birinci öncelikleri dersleri oldu.
Ve bu mutluluğu hak ettiler…
2-
“Daha çook zaman var dostum!”
Bu, en son
zamanda ve en kısa sürede bir şeyler
yapmaya çalışan tayfanın düşüncesidir.
Onlar, her şeyi en son ana kadar
ertelerler. Yumurta ve mesafe hesabını
en iyi yapan gruptur.
Derslere çalışmamak için hep mazeretleri
olmuştur.
Sınav gecesine kadar hep de bir şeyler çıkar.
Tabii, sınav gecesi uykusu kadar da tatlı bir uyku hayatta
yoktur.
Sonuçta beklenen olur ve zar zor iki,
daha iyimser bir tahminle üç alınır.
Eh, zaten bu tayfa için de daha
fazlasına kasmaya ne gerek vardır canım!
Hem, karne de birkaç iki karneye
nazarlık olur!
Bu grup biraz üzülürler ve pek
karnelerini göstermek istemezler.
Kendileri de bakmak istemez.
Zaten, bakacak bir şeyleri de yoktur o
lanet belgede.
Bu gruptaki öğrencilerden, içerisinde
bulundukları duruma üzülenler; biraz
daha ilgi, motivasyon ve doğru
yönlendirmeyle başarılılar sınıfına
girebilirler.
Çünkü onların sorumluluk bilinci vardır
ama yeterli değildir.
3-“Amaan,
canım sen de!”
En zor ekip
bu gruptur. Çünkü bunların karnesi hem
tıka basa kırık dökük notlarla doludur,
hem de bu durum hiç umurlarında
değildir.
Sorumluluk duyguları, sıfır değil
sıfırın altında seyreder.
Anne-babaları, sevdikleri üzülmüş
akıllarının ucundan bile geçmez.
Geleceklerini ve geçmişlerini düşünmeyi
asla istemezler. O anda akıllarına ne
gelirse onu yaparlar.
Yatıkları işler de, artık otomatik
pilota bağlanmış gibidir.
Derste, (tabii okulu asmayıp okula
gelmişlerse) hep başka şeylerle uğraşır,
arkadaşlarının dikkatini dağıtmak ve
dikkatleri kendi üzerine çekmek için
aklına ne gelirse yapar.
Çoğunlukla, onları bilgisayar
karşısında, internet oyunlarına
takılırlarken görürsünüz.
Bunlardan kız olanları da, ellerinde cep
telefonu; saniyede bilmem kaç kelime
yazma hızına ulaşma rekoru ile erkek
arkadaşına ha bire mesaj gönderiyordur.
Sonuç bellidir ama onlara göstermek o
kadar zordur ki!
Sert bir kayaya toslamadan akılları
başlarına zor geleceğe benzer.
Ama aklı başına gelenler de iyi iş
çıkarır.
Neredeyse, onca zaman başarısız
olmalarının öcünü alırlar.
Bir doğru kıvılcımla, bir doğru
yönlendirmeyle sanki zincirinden
kurtulmuş bir aslan gibi parlarlar;
kendilerini gösteririler.
Yeter ki zaman geç olmasın!
İyi de bu, niye gelecek dönem olmasın!
Siz hangi tayfadansınız?!

Eftal ORHAN
eftal.orhan@internethaber.com
http://www.internethaber.com/author_article_detail.php?id=9234
23/01/2010 anamurunsesi.com yazdı
__________________________________________
SAYFAMIZDA YAYIMLANMIŞ EĞİTİM YAZILARI:
__________________________________________
"Anamur'un ve
Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek
Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ |