Gazeteci/Yazar Oğuz ÇELİK Sizlerle23
Nisan 2011
________________________________________________________________________
YİRMİ
ÜÇ NİSAN’DA NE OLDU?
Milli bayramlar neyi ifade eder,
milletler bazı günlerde niçin bayram
yaparlar?
Milletlerin geçmişinde unutamadıkları
günler olur. Mesela bir millet başka bir
milletin esaretinden kurtulmuştur. O
günü unutmaz ki, kendinde güvensin,
geleceğe umutla baksın. Bizim 23 Nisan
1920 günümüz gibi.
23 Nisan’da (1920) ne olduğunu biliriz.
İstanbul’da, düşmanlar tarafından
kapatılan “Meclis-i Mebusan”’ı
Ankara’da “Büyük Millet Meclisi”
olarak açtık. Yani hürriyet ve
istiklalimizi ilan ettik.
Türkiye’nin bu ilk milli bayramını
Atatürk çocuklara armağan ettiği için bu
bayrama “Ulusal Egemenlik ve Çocuk
Bayramı” dedik. 23 Nisan’ın
çocuklara armağan edilişi ve adında
“çocuk” sözcüğünün geçmesi nedeniyle bu
bayramın anlam ve önemini kavrama ve
kavratmada yetersiz kalıyoruz. “Çocuk
Bayramı da Çocuk Bayramı” diye
tutturduk gidiyoruz. Eğlence ve sözler
çocuklara yönelik, giysiler çocuklara
yönelik, resimler çocuklara yönelik. Ya
büyükler? 23 Nisan büyükler için bir
anlam taşımaz mı? Buna değinen yok. Bir
milli bayramı çocuk şenliğine döndürdük.
Her 23 Nisan’da milli hâkimiyet duygusu
vurgulanacağı yerde, çocuklaşma,
topluluklaşma, dünyalaşma duygularına
vurgu yapılıyor.
23 Nisan’da öne çıkarılacak hususlardan
birisi “MİLLİ EGEMENLİK” ilkesi
olmalıdır. Bu yapılmıyor, milli
egemenlik bilinci, gençler ve
yetişkinler bu bayramda öteleniyor. Öyle
olunca bayram sönük geçiyor, bayram
olmaktan çıkıyor. Öyle ise 23 Nisan tüm
halka anlatılıp benimsetilmelidir.
23 Nisan, TBMM demektir. TBMM, milli
irade demektir. Öyleyse milli egemenlik
ve bağımsızlığımıza zarar veren tüm dış
baskıları bertaraf etmek gerekiyor.
Şimdi Türkiye’yi bu açılardan
değerlendirirsek, ulusal egemenlik
bayramını kutlayacak yüzde olmadığımızı
görürüz. AB uyum yasaları gereğince
Avrupa Parlamentosunu kendi meclisimizin
üzerine çıkardık. Yaptığımız ve
yapacağımız işler hakkında ikiye bir
Batı’lılara rapor veriyoruz. TBMM
üyelerini doğrudan biz seçmiyoruz, parti
başkanlarının hazırladığı isim listeleri
meclis üyesi oluyor. Öyle ise, ne ulusal
egemenlik var, ne milli irade var.
21, 22 Nisan günlerinde bulunduğum ilde
(Konya) dernek-sendika başkanlarından
birkaçı ile sohbet ettim, “23 günü
anıt ve stadyumda mısınız?” dedim.
Suskun kaldılar. Birisi doğrudan
tepkisini verdi: “Gitmeyeceğim.
Valilik bize çelenk koymayı bile
yasakladı. Çelenk koyamayacağım bir
bayramda ne işim var” dedi. Mahalli
idarecilerin halkımızı milli bayramlara
çekme, demokratik kitle örgütlerimizin
yöneticileriyle kaynaşma-kucaklaşma,
milli bayramlarımızı “milli bayram”a
dönüştürme gibi görevleri yok mu?