ANAMUR'UN SESİ
"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
arama   site haritası
 

 

 

     18OO – 1900 YILLARINDA OSMANLIDA TÜRK OLMAK

    Ahmet Refik Paşa Bursa Valisi iken kaymakamları teftişe ve halkla münasebetler kurarak dertlerini dinlemeye çıkar. İnegöl´e gelir. Paşa İnegöl´e gelirken, kaymakam ve diğer memurlar ile halkın ileri gelenleri karşılamaya çıkarlar. Paşayı şehrin dışında karşılarlar. Gelip şehrin ortasın da koyu gölgeli bir çınarın gölgesine otururlar. Kazanın İleri gelenlerinden çoğu paşanın etrafını sarıp sandalyelere otururlar, halkın ileri gelenleriyle konuşur, dertlerini dinlerken, karşısında, sağında ve solunda oturan ve kendisiyle konuşanların, oturuşları, giyinişleri ve konuşmaları dikkatini çeker, karşısında oturanların pervasızca konuşmaları Paşanın gözünden kaçmaz. Konuşmasını keserek; karşısında oturan iri kıyım, altın köstekli ve ayak ayaküstüne atıp keyfince oturan şahsa hitaben:

      -Beyefendi siz kimsiniz? Hangi millettensiniz?

    -Ben, şehir eşrafından Kiremitçiyan Oğullarından zeytin tüccarı Bogosum, Paşa Hazretleri.

    Sağında oturan şahsa hitap ederek:

     -Ya siz beyefendi?

    -Ben, İnegöl eşrafından Pastırmacıyan Oğullarından zeytinyağı tüccarı Artin'im, Paşa Hazretleri.

     Solunda oturak şahsa dönerek:

     -Siz beyefendi?

    -Ben Paşa Hazretleri, şehir eşrafından Kasapyan Oğullarından koyun ve sığır tüccarı Popopalasım... diye cevap verirler.

    Bu sırada Paşanın gözü, arkalarda kırık bir iskemlenin üstünde oturan üstü başı dökülen, saçı sakalı birbirine karışmış bir ihtiyara ilişir. Parmağını uzatarak:

    -Ya siz babacığım, siz hangi millettensiniz? diye sorar.

    İhtiyar bir Paşa, bir Vali tarafından kendisine sual sorulacağını hiç ümit etmediğinden, sualin kendisine değil etrafında bulunanlardan birine sorulduğunu sanarak etrafına bakınır.

    -Babacığım size soruyorum? diye tekrar eder. İhtiyar tereddütle kendi kendini işaret eder:

    -Bana mı soruyorsunuz Paşa Hazretleri?

    -Evet, Babacığım sana soruyorum. Sen hangi millettensin?

    İhtiyar yavaş, yavaş ayağa kalkar. Elini avucunu ovalar, kekeleyerek:

    -Ben Paşa Hazretleri, ben Paşa Hazretleri ben hâşâ huzurdan Türküm, der. Paşa gürlercesine konuşur.

    -Be babacığım, bu memlekette Türk olmak. Türküm demek Suç mudur ki, böyle konuşuyorsun. Ben de Türküm.

    İhtiyar koşarak Paşanın yanma gelir, yerden bir temenna ile eteklerine ellerine sarılarak hem öpmek ister, hem de:

    -Sahi mi Paşa Hazretleri sen de Türk müsün Paşa Hazretleri, Türk ten Paşa olur mu Paşa Hazretleri? diyerek Ahmet Vefik Paşanın elini öper,

    Paşa:

    -Babacığım Paşa olmak ne ki. Yedi cihana baş eğdiren Padişahlar da Türk'tür, anladın mı? derken gözleri yaşarır. Rahatça ağlayabilmek için sırtını kalabalığa dönerek yürür gider.

    Evet, Osmanlının son dönemlerinde sadece padişahlar Türk kalmıştır.

    Sadrazamlar, vezirler, paşalar ve ağaların hemen hepsi azınlıklardan oluşmuştur. Osmanlı Devleti öz kimliğinden uzaklaşmanın bedelini, çok ağır ödemiş ve yıkılmıştır.

    OSMANLI hayalleri kuranlara ithaf olunur. Fermanla tabak-i sadıka (en değerli vatandaş) unvanı verilen Ermenilere devletin en önemli görevleri verilir. Paşalıklar, büyük elçilikler, vezirlikler ve hatta hazinenin anahtarları. Osmanlının giderek zayıfladığını hisseden Ermeniler nankörlüğe başlamış ve yal yedikleri çanaklara pislemeye başlamıştır. KURANIMIZDAKİ Maide suresini, bu günkü iktidarımızın göz ardı ettiği gibi, Halife olan padişahlarımızda görmezden gelmişler, dikkate almamışlar, Osmanlının vahim sonunu hazırlamışlardır. Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmenin günahını ödemişlerdir. Darısı bizim iktidarın başına diyemiyorum. Zira o günlerin hesabını milletçe ödemiştik. KİMLİĞİNE SAHİP ÇIKMAYAN MİLLETLER BAŞLARINA GELECEK FELAKETİ DÜŞÜNMELİDİRLER. Hepimiz birlikte yanacağımız unutamamalıdır.

    Teşkilatlanarak Osmanlıya baş kaldıran Ermeniler, binlerce insanımıza akıl almaz işkenceler yapmışlar, öldürmüşlerdir. Bugün bizi soykırımla suçlayanlar hala azgınlıklarını dizginleyememişlerdir.0 günlerin hesabı bu gün yaşayanlardan sorulmaktadır. DEVLETE BAŞ KALDIRANLAR SUÇSUZMUŞTA, İSYANI BASTIRANLAR, NEFSİ MÜDAFAA ZORUNDA KALANLAR SUÇLUYMUŞ GİBİ.

 

Aydemir SEZGİNER
aydemir.sezginer@hotmail.com

 02 Ocak 2012

AYDEMİR SEZGİNER'İN YAYIMLANMIŞ YAZILARI

 -Bağrımıza bastıklarımız yılan çıktılar

     -BİR KAŞIK SUDA KOPARTILAN FIRTINALAR

     -PAYLAŞMAZSAM ÇATLARIM

     -DİKTATÖR KİM? KADDAFİ Mİ?

     -HAÇLILARIN BİN YILLIK HAYALLERİ GERÇEK Mİ OLACAK? 

     -TÜRK MİLLETİNİN KÜRT SORUNU YOKTUR   

     -ÜLKEMİZİN 29 YILDIR DEĞİŞMEYEN GÜNDEMİ ANAYASAMIZ

     -ÜÇ BEŞ SOYTARININ OYUNUNA MI GELİYORUZ

     -ÜLKÜCÜ OLMAK

     -SON DURAK

     -MANKURTLAŞMANIN DÜNÜ ve BUGÜNÜ

     -ELHAMDÜLİLLAH MÜSLÜMAN'IM DİYENLER

     -ÇOK GEÇ OLMADAN

     -HAYDİ ABBAS

     -MİLLETİMİZ FARK ETMELİDİR

     -ÇOK GEÇ OLMADAN

     -BİR DEVLET NE ZAMAN ÇÖKER

     -FELAKETİMİZİN AYAK SESLERİ

        -Kağıttan Kaplan

       -YA BU MİLLET UYANIRSA

 

ETEM GÜRSU'NUN YAYIMLANAN YAZILARI  

   -ÇOCUKLUĞUM VE BEN

        -2020 YILINDA BENİM OKULUM

    -AÇIK SİSTEM OLARAK EĞİTİM

 

İskender FİDAN'ın Yayımlanmış Yazıları

         -KIR ÇİÇEKLERİ

         -GELİNCİK TARLALARI!

          -YENİ NESİL..!

         -2011 ve VESVESE

         -DERSİM  ÜZERİNE!

         -HERYER SÜTLİMAN - MIŞ!

        -ACITMAK!

       -NEREDEN NEREYE!

        -16 ve 18 YAŞINDA İKİ ÇOCUK!

      -SULULUK VE CIVIKLIK!

      -OMAR BÖĞEDİ ve YARLAĞAN

    -SEVGİSİZLİK ve HOŞGÖRÜSÜZLÜK

 

Alanur ÖZALP'ın Yayımlanmış Yazıları

        

    DİĞER YAYIMLANMIŞ YAZILAR

 
TATİL İYİ GELDİ
Keşkelerin Faydası Yok
Öğrenme Tarzınızı Biliyor musunuz?
Karneleri nasıl değerlendirelim?
Olumsuz Düşüncelerle baş etme

 Kartalın Yeniden Doğuşu
Derslerde başarı için 5 kural
 Beynimizin durduğu an
Mevlana'dan Altın Öğütler
Ne kadar görebiliyoruz?

 

 EĞİTİM YAZILARIMIZ  DEFA OKUNMUŞTUR...

    _______________________________________________________

"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ

 
   

  Başa Dön 

Yazdır

 
 
 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır [Çınar Arıkan]