ANAMUR'UN SESİ
"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
arama   site haritası
 

 

 

   "Keşke"lerin faydası yok..

    Tatsız tuzsuz bir haftayı geride bıraktık. Önce gencecik askerlerimizi yitirmenin acısı sardı yüreğimizi. Daha cenazeler kalkıyordu ki, polis otobüsünde patlatılan bombayla sarsıldık. Kaybedilenlerin evlerine ulaşan acı haberler bizlere de ulaştı. Üzüntüler iyice katmerlendi, dağıldık.

    Şehitlerimizin yakınlarıyla yaptıkları son konuşmalara dair haberleri, dayanılmaz bir dürtüyle okurum her seferinde. Hem içim elvermez, fotoğraflarına bile bakmaya kıyamam, hem de okurum en ufak detayına kadar. Bazılarının ölüme giderken, nasıl da hissetmiş olduğunu görürüm hayretle. Son telefonlar, son vedalaşmalar...

    Bu tür acılar, bazı farkındalıkları da beraberinde getiriyor. İş işten geçmiş olsa da, hiç değilse ileriye dönük tedbirler açısından önemli. Şehit haberlerinin ardından çok şey konuşulup yazılıyor. Benim ise bu tür konuşmalar içinde en çok sorduğum soru; neden en hassas bölgelere deneyimsiz, çocuk yaştaki erlerin gönderildiğiydi. Genellikle Balıkesir’den, Muğla’dan Doğu’ya giden gencecik fidanların cenazesini ilk defa karşılamıyoruz. Doğu’nun sert şartlarını bilmeyen, daha eli yeni silah tutmaya başlamış bu çocukların, göz göre göre ölüme gönderilmesi inanılır gibi değil.

    Tam bunlar konuşulurken, gazetelere yansıyan haberle içime biraz olsun su serpildi. Bundan böyle eğitimli ve daha deneyimli askerler sınır karakollarına veya riskli bölgelere gidecekmiş. Başta alınması gereken basit bir karar, geç de olsa alınmış. Benim şaşırdığım; bunca askeri strateji uzmanının bugüne kadar böyle bir gerekliliği düşünememiş olması. Hadi onlar düşündüyse de, şu veya bu gerekçeyle uygulanmamış olması.

    Acılarla biraz daha büyüyor, kendi payımıza düşen dersleri alıyoruz. Unutmayalım ki, basit çözümler üretmeyi iş işten geçtikten sonra akıl etmek, yaşanan acıları artırıyor. Öyle ya, keşke birileri daha önce akıl etmiş olsaydı...

    “Keşke”leri hiç sevmem...

    Behçet Necatigil’in 1935 yılında “Varlık” dergisinde basılan ilk şiirini sizlerle paylaşmak istedim:

        Gece ve yas

    Bir köşeye süzülüp
    Böyle susmazdım ama
    Kapılardan süzülüp
    Gece doldu odama.
    Bir yağmur ince ince
    Çarpıyor şimdi cama
    Hasret kaldım sevince
    Korku yüzümde yama.
    Dalarken gözümde yaş
    Ben böyle sonsuz gama
    Artıyor yavaş yavaş
    Damlardaki ağlama.

 

 

Defne SARISOY
defnesarisoy@gmail.com
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=13823 

26/06/2010 anamurunsesi.com yazdı

__________________________________________

SAYFAMIZDA YAYIMLANMIŞ EĞİTİM YAZILARI:

Öğrenme Tarzınızı Biliyor musunuz?
Karneleri nasıl değerlendirelim?
Olumsuz Düşüncelerle baş etme

 Kartalın Yeniden Doğuşu
Derslerde başarı için 5 kural
 Beynimizin durduğu an
Mevlana'dan Altın Öğütler
Ne kadar görebiliyoruz?

 EĞİTİM YAZILARIMIZ  DEFA OKUNMUŞTUR

__________________________________________

"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ  

 
   

  Başa Dön 

Yazdır

 
 
 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır [Çınar Arıkan]