www.anamurunsesi.com
yazdı

Türkiye'deki Aile Yapısının Profili
Çıkarıldı
SEKAM tarafından
yapılan araştırma aile yapısının
profilini çıkartıyor. Çarpıcı sonuçlar
ortaya koyan araştırma sonucuna göre
aile değerlerinde bir erozyonun
başladığı ortaya çıkmış durumda.
Sosyal Ekonomik Araştırmalar Merkezi (SEKAM)
tarafından TÜİK`in belirlediği 12
bölgede ve bu bölgelerdeki toplam 67
ilde 6748 kişiye 156 soru sorularak
yapılan aile yapısının profilini
çıkartmaya dönük araştırma aile
yapımızın giderek batılılaşmaya
başladığını ve aile değerlerinde henüz
çok büyük ölçüde olmasa da bir miktar
erozyonun başlamış olduğunu ortaya
koyuyor.
27.05.2010 tarihinde
www.anamurunsesi.com
yazdı.
Türkiye'deki Aile Yapısının Profili
Çıkarıldı
SEKAM tarafından yapılan araştırma aile
yapısının profilini çıkartıyor. Çarpıcı
sonuçlar ortaya koyan araştırma sonucuna
göre aile değerlerinde bir erozyonun
başladığı ortaya çıkmış durumda.
Sosyal Ekonomik Araştırmalar Merkezi (SEKAM)
tarafından TÜİK`in belirlediği 12
bölgede ve bu bölgelerdeki toplam 67
ilde 6748 kişiye 156 soru sorularak
yapılan aile yapısının profilini
çıkartmaya dönük araştırma aile
yapımızın giderek batılılaşmaya
başladığını ve aile değerlerinde henüz
çok büyük ölçüde olmasa da bir miktar
erozyonun başlamış olduğunu ortaya
koyuyor.
Araştırmada deneklere toplumsal yapı,
evlilik, nikah, eşe ilişkin tutum ve
tavırlar, namus, cinsellik, boşanma,
şiddet, anne-baba çocuk ilişkisi, anne
babaların çocuk yetiştirme tutumları,
çocuklarla iletişim, medya ve boş
zamanları değerlendirme alt alanlarında
sorular sorularak Türkiye`de ailenin
fotoğrafı çekilmeye çalışıldı.
Çocuk
Sayısı Düşüyor
Araştırmanın ortaya koyduğu çarpıcı
bulgulardan birisi de Türkiye`de
doğurganlığın hızlı bir biçimde
düştüğünü ortaya koymasıdır. 1963`te 6.3
olan doğurganlık hızı, 1973`te 4.7`ye,
1980`de 3.4`e, 2000 yılında 2.5`e
2003`de ise 2.2`ye gerilemiş durumda.
Araştırmanın da ortaya koyduğu gibi
mevcut aile profili çocuk sayısında
ideal olanı 2-3 çocuk olarak
tanımlamakta.

Dini Nikah Vazgeçilmez
Medeni kanunun kabulü ile birlikte dini
nikah, nikahta tek ölçüt olmaktan çıktı
ve hukuki geçerliliğini kaybetti. Batıda
kilisede kıyılan nikahın da resmi nikah
kabul edilmesi bizde geçerli
olmadığından toplum çifte nikah kıyma
yoluna gidiyor. Araştırma, toplumda
ağırlıklı eğilimin % 85.1`lik oranla hem
resmi nikah, hem dini nikah olduğunu
ortaya koyuyor. Dini nikah olmadan olmaz
diyenlerin oranı %78,5.
Nikah
Önemini Kaybedebilir
Araştırmanın toplumumuzda geçerli aile
değerlerinin giderek azalma riski
taşıdığını belirleyen çarpıcı sonuçlar
ortaya koyuyor. "Nikahsız yaşayan
komşunuz olsa ne yaparsınız?" sorusuna %
31.5`lik bir kesim "İlgilenmem, bu benim
değil onların bileceği iştir." cevabını
vermiş. Bir başka soruda da evlilik dışı
çocuk edinme sorulduğunda, %75 bunu net
olarak ahlaksızlık şeklinde kabul
ederken, %16`lık bir kesim kararsız
olduğunu beyan etmekte, %9.9 (erkekler
de) olabilir normal cevabı vermekte.
Kararsızları da dahil ettiğimizde
toplamda % 25`lere varan bir kesim bir
biçimde nikahın çok da önemli olmadığını
kabul etmiş görünüyor. Bu durum aile
için çanların çalmaya başladığının en
net göstergesi. Bu ahlaki erozyon
durdurulmazsa, önümüzdeki 15-20 yıla
kadar nikah kıymanın ve aile kurmanın
bir gereklilik olma vasfını kaybettiği
ve nikahsız cinsel ilişki ve çocuk
sahibi olmanın olağanlaştığı bir sürecin
yaşanacağı muhtemel görünüyor.
Eşler
Birbirlerinden Memnunlar Ancak Sorun
Çözmede Yeterli İletişim Kuramıyorlar
"Evlendiğiniz güne geri dönebilseniz,
yine eşinizle evlenir misiniz?" sorusuna
erkeklerin % 45.5`i, kadınların % 38`i
"kesinlikle evet" cevabını verirken,
erkeklerin % 32.3`ü, kadınların ise %
36.4`ü "evet" cevabı vermekteler.
Toplamda erkeklerin % 77.8`i, kadınların
% 74.4`ü eşlerini seçeceklerini beyan
ediyorlar. Eşini tekrar seçmeyeceğini
söyleyenlerin oranı ise epeyi düşük
kalmaktadır. Ancak evlilik benimsenmiş
olsa da, eşler birbirlerinden memnun
olsa da araştırma toplumun sorun çözmede
iyi bir noktada olmadığını da ortaya
koyuyor.
Yakın arkadaşları ile problemlerini
konuşabilen çiftler eşlerine gelince
konuşmak noktasında biraz daha ketum
kalabilmekte. Eşi ile sorunlarını her
zaman konuşan erkeklerin oranı % 21.9,
kadınların oranı % 26.4, genellikle
konuşan erkeklerin oranı % 34.8,
kadınların oranı % 27.2, çok seyrek
konuşan erkeklerin oranı % 26.7,
kadınların oranı % 27.1, hiç
konuşmayanlar da ise erkeklerin oranı
%14.5, kadınların oranı % 19.2
Evlilik
Dışı İlişki Olağanlaşma Riski Taşıyor
Evlilik dışı cinsel ilişkiye bakış
sorulduğunda katılımcıların % 67.1`i
bunu ahlaksızlık olarak değerlendiriyor,
ancak %12.1`lik bir kısım ise bunu
normal karşılıyor. Daha da önemlisi %
20.8`lik bir grup bu konuda kararsız
olduğunu ifade ediyor. Kararsızları da
dahil edersek % 32.9`luk bir grup için
evlilik dışı cinsel ilişki ahlak dışı
bir ilişki olarak görülmüyor. Bu da aile
değerlerindeki çözülmenin, aşınmanın ne
kadar ciddi bir orana ulaştığını ortaya
koyuyor.
Araştırma bu alanda sağlıklı bir bilgi
edinme boşluğu olduğunu da gösteriyor.
Her iki cins de cinsellik konusundaki
bilgilerini (erkekler %32.2, kadınlar %
27.7) arkadaşlarından alıyor.
Sadakatsizlik En Önemli Boşanma Nedeni
Araştırmaya göre, en önemli boşanma
nedeni, çoğumuzun sandığı gibi ekonomik
neden değil sadakatsizlik (%24.5). Onu
%17.6 ile fiziki şiddet, %17.4 ile
sevgisizlik ve %17.3 ile alkol, kumar
gibi alışkanlıklar izliyor. Kısacası
aile modern kentli yaşamın getirdiği
olumsuzluklar ve erkeklerin kadınlarına
karşı kullandıkları şiddet nedeni ile
çözülmekte.
Çocuk
Hayatın Tadı
Araştırmanın bulgularına göre,
toplumumuz çocuğu bir külfet olarak
değil, hayatın tadı, huzur, sevgi ve
neslin devamı olarak görmektedir.

Dine
İnanmayanlar da Çocuğunun Dini Bilgiye
Sahip Olmasını İstiyor
Araştırmanın önemli bulgularından biri
de ailelerin çocuklarının dini bilgiye
sahip olmasına özel bir önem
vermeleridir.
"Dini yönüm güçlü, din duygu ve
düşüncelerimi büyük oranda etkiler."
diyenlerin %90.6`sı çocuğunun dini
bilgiye sahip olmasını çok istediğini
%8.7`si istediğini ifade ederken, "Dini
yönüm var ama, din duygu ve
düşüncelerimi hiç etkilemez." diyenlerin
%28,8`i çocuğunun dini bilgiye sahip
olmasını çok istediğini, %55,9`u ise
istediğini ifade ediyor.
Bu konuda en çarpıcı bulgu ise kendisini
"dine inanmıyorum" biçiminde
tanımlayanların %73.5`inin çocuğunun
dini bilgiye sahip olmasını çok
istediğini, %10`nun ise istediğini ifade
etmesidir.
Bu sonuçlar, dinin toplumsal hayatın ana
parametresi olduğunu ve toplumun dini
ciddi bir şekilde önemsediğini ortaya
koymaktadır.
İnternet
Hayatımızı Tüm Diğer Medyadan Daha Fazla
Etkiliyor
Araştırmanın bulguları internetin aile
yapısını etkilemede önemli bir faktör
olduğunu ortaya koymuştur. İnternet
kullanma sıklığının, nikahsız yaşayan
komşuya, evlilik öncesi cinsel
beraberliğe, evlilik dışı çocuk edinmeye
ilişkin tutumlarda belirleyici faktör
olduğu görülüyor.
İnterneti sıklıkla kullananların %36.3`ü
nikâhsız yaşayan komşudan rahatsız
olacağını ifade ederken, interneti arada
bir kullananların %50.2`si hiç
kullanmayanların ise %62.4`ü nikahsız
yaşayan komşulardan rahatsız olacağını
beyan etmiştir.
Yine interneti sıklıkla kullananların
%58.5`i evlilik öncesi cinsel
beraberliği ahlaksızlık olarak
nitelerken, arada bir kullananların
%66.9`u, hiç kullanmayanların ise
%77.3`ü evlilik öncesi cinsel
beraberliği ahlaksızlık olarak
nitelendirmiştir.
TV Dizi
ve Filmleri Aileyi Olumsuz Etkiliyor
Dine inanmıyorum diyenlerin %72.9`u TV
dizi ve filmlerinin aile yapımızı ve
ahlaki değerlerimizi olumsuz etkilediği
görüşünü dile getirmiştir.
http://www.turkislamulkusu.com/lastv/Haberler.asp?haber=devam&id=2322

**********************************
"Anamur'un ve
Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek
Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ