www.anamurunsesi.com
yazdı

Anadolu'nun son göçerleri yol arıyor...
Yazın
Mersin'in ovalarına inen, kışın
Konya'nın yüksek yaylalarına göçen
Sarıkeçililer, 150 çadırla var olma
savaşı veriyor.
Anadolu'nun son göçerlerinin yolu,
keçilerinin ormana zarar verdiği
gerekçesiyle her geçen yıl daralıyor.
Zorlandıkları yerleşik hayat onlar için
'son' demek.
16.05.2010 tarihinde
www.anamurunsesi.com
yazdı.
Haber/Yazı:
SERKAN OCAK-MERSİN
Anadolu'nun son göçerleri yol arıyor...
Yazın Mersin'in ovalarına inen, kışın
Konya'nın yüksek yaylalarına göçen
Sarıkeçililer, 150 çadırla var olma
savaşı veriyor.
Anadolu'nun son göçerlerinin yolu,
keçilerinin ormana zarar verdiği
gerekçesiyle her geçen yıl daralıyor.
Zorlandıkları yerleşik hayat onlar için
'son' demek.
Bir dağ keçisi bir insan için en fazla
ne ifade edebilir? Hayatı, yaşam
kaynağı, yemeği, suyu, çocuğu, umudu,
yarını olabilir mi? Anadolu’nun son
göçerleri ‘Sarıkeçililer’ için evet.
Binlerce yıllık geleneği sürdürmeye
çalışırken kışın Mersin’in düz ovalarına
konan, yazınsa Konya’nın yüksek
yaylalarına göçen Sarıkeçililer,
karşılaştıkları baskılar nedeniyle bugün
yerleşik hayata geçerek yok olma
tehlikesiyle karşı karşıya.
Sarıkeçililer’in göç yolları, keçilerin
‘ormana zarar verdiği, fidanları yediği’
gerekçesiyle her yıl git gide daralıyor.
Sarıkeçililer,
Anadolu’da hayat sürmüş Oğuz Boyu’ndan
geliyor. Diğer boylar çoktan tarih
sayfalarında yerini alırken,
Sarıkeçililer var olma savaşı veriyor.
Sayılarının 150 aile (çadır) olduğu
sanılıyor. Ailedeki fertlerin sayısı
dört ile 10 arasında değişiyor. Göçmek
zorundalar, çünkü keçileri, develeri
için uygun iklim ve otlaklara
ihtiyaçları var. Devlet Sarıkeçilileri
yerleşik hayata zorluyor. Ancak
Sarıkeçililer, asıl ‘son’un yerleşik
hayata geçince başlayacağını düşünüyor.
Sarıkeçililer
için hayat her yıl yeniden başlıyor.
Yörük aileler toplu halde değil, ayrı
ayrı göçüyor. Göç bazı yıllar iki ay
sürüyor. Kimi devesiyle, kimisi de
‘teknolojiye ayak uydurmak zorunda
kalarak’ traktörleriyle orman
yollarından göçüyor. Mersin’in Gülnar
ilçesinin bir köyünde göç yolunda olan
67 yaşındaki Cemal Candan dertli:
“Dedemin dedeleri de göçebeydi.
Elimizdeki keçileri satsak nasıl
geçiniriz? Kuru tarla alsak ne olacak?
Bizim sermayemiz, tarlamız, elmamız,
sebzemiz her şeyimiz keçi. Develeri
sattım bir traktör aldım, ama traktörün
beti bereketi yok. Devenin gütmesi zor
diye sattım. Ama devenin bize getirisi
vardı, traktörün ne getirisi var?
Eskiden bir sene ekin ekilirdi. Bir sene
boş kalırdı ama şimdi her yıl ekiyorlar.
Hayvanları gütmek zorlaştı. Boş tarla
kalmadı. Keçilerin otlayacağı yer
kalmıyor. Yerleşik hayata geçsek, kuru
evde gelir olmazsa neyle geçineceğiz?
Keçi gitti mi biz yeni doğmuş çocuk gibi
oluruz.”
.jpg)
‘Harp
çıksa haberim olmaz’
Sarıkeçililerin
Türkiye gündemini takip etmek gibi bir
dertleri yok. Candan ailesinin gündemini
Candan şöyle anlatıyor: “Benim siyasetle
hiçbir işim olmaz, Başbakan ne yapıyor,
Cumhurbaşkanı ne yapıyor bilmem ben. Öte
yanda harp var deseler benim haberim
olmaz. Jandarma gelip söylerse haberim
olur. Cep telefonum var. Radyo var ama
çekmiyor. Benim gündemimde ‘bahar geldi,
Konya yoluna göç başladı. Şu Mut
yolundan nasıl geçilecek? Kırk Yalan
köyünde (Kırk Kavak köyü) konunca sonra
dokuz saatlik bir ‘Sırat yolu’ var
oradan nasıl geçeriz bilmiyorum ben? 20
kilometrelik yol. Her taraf ekili,
davarı nasıl kontrol edeceğiz?”
.jpg)
Musa Gök de bir Sarıkeçili. Keçilerini
satarak yerleşik hayata geçmeyi denemiş.
Ancak başaramayarak kara çadıra geri
dönmüş:
“Keçileri
sattık, bir eve yerleştik. Sonra terk
ettim, alışamadım. Yaylaya geri döndüm.
27 yıldır Seydişehir’e göçerim. Orada
ormancı 17 yaşındaki çocuğuma 3 bin
TL’lik ceza yazdı. Tartıştık, sonra da
oraya terk ettim. Hayvancılığa devam
ediyorum. Bu sene ormancılardan
korkumdan Ermenek tarafına gidiyorum.
Göçebeliği terk edemem "
.jpg)
Sarıkeçililerin,
dertlerini anlatabilmek için kurdukları
‘Sarıkeçililer Yardımlaşma ve Dayanışma
Derneği’ adında bir de toplulukları var.
Derneğin başkanı Pervin Çoban, geçen yıl
Başbakan Recep Tayip Erdoğan’la dahi
konuşmuş: “Başbakan 17 Temmuz 2009’da
Konya’daki bir görüşmemizde ‘kıl keçisi
yasak diyenin ipini çekerim’ dedi. Ancak
yazılı bir şey olmadığı için uygulamada
ormancı böyle davranmıyor. Bir ayda
toplam 20 bin TL ceza kesildi.
Cezaların
en küçüğü çadır başına 1.5 -2 bin TL.
Bizim sorunumuza çare bulunmazsa,
Sarıkeçililer yeryüzünden silinecek.
Bize göç haritası çıkarılmalı. Bir yıl
bir yerden diğer yıl başka yerden
göçelim. Bize konaklayacak yer
göstersinler, gittiğimiz yerlerde kira
ödüyoruz. Ormanları tahrip etmeden
dönüşümlü olarak hayvanlarımızı otlatmak
istiyoruz. Yerleşmek isteyenlere de iş
imkânı ve ev verilmesini istiyoruz.”
Yeditepe
Üniversitesi Antropoloji Bölümü
araştırma görevlisi Hilal Tuztaş,
Sarıkeçililer üzerine araştırma yapıyor.
Tuztaş, “Orman Kanunu en büyük
sıkıntıları. Her an ormancıların ‘ceza
keseceği’ korkusuyla karşı karşıyalar.
Sayıları her yıl azalıyor. Çocuklar
okumak istese de göç zamanı nisan sonu
gibi okuldan alınıyor. Okul sorununa
çözüm bulunmalı. Sarıkeçililerin şu anda
kafası karışık, zor şartlar yüzünden göç
hayatından vazgeçmek isteyenler de var
geleneğini bırakmak istemeyenler de.
Eğer göç şartları iyileşirse kimsenin
bırakacağını sanmıyorum.”
.jpg)
RADİKAL
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&ArticleID=997183&Date=17.05.2010&CategoryID
**********************************
"Anamur'un ve
Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek
Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ