www.anamurunsesi.com
yazdı.

MİLLİ ŞEHİDİMİZİ ANIYORUZ
Boğazlıyan
Kaymakamı Kemal Bey 92. ölüm yıl
dönümünde de Türk milletinin gönlündeki
yerini koruyor.
MÜTAREKE dönemi İstanbulunda Ermeni
baskısı, yalancı şahit ve işbirlikçi
desteğiyle haksız yere idam edilen Kemal
Bey, TBMM’nin 1922’de çıkardığı özel bir
kanunla ’ilk milli şehit’ ilan edilmiş
ve sembol olmuştu.
Türk’e vatan savunmasının hesabı
sorulmak isteniyor
Soykırım yalanıyla uluslararası camiada
yaygara kopartılarak Türkler, Ermeni
tecavüz ve saldırılarına karşı “Neden
kendinizi savunacak önlemleri aldınız”
diye suçlanmaktadır.
10.04.2010 tarihinde
www.anamurunsesi.com
yazdı.
MİLLİ ŞEHİDİMİZİ ANIYORUZ
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey 91. ölüm
yıl dönümünde de Türk milletinin
gönlündeki yerini koruyor.
MÜTAREKE dönemi İstanbulunda Ermeni
baskısı, yalancı şahit ve işbirlikçi
desteğiyle haksız yere idam edilen Kemal
Bey, TBMM’nin 1922’de çıkardığı özel bir
kanunla ’ilk milli şehit’ ilan edilmiş
ve sembol olmuştu.

Türk’e vatan
savunmasının hesabı sorulmak isteniyor
Soykırım yalanıyla uluslararası camiada
yaygara kopartılarak Türkler, Ermeni
tecavüz ve saldırılarına karşı
“Neden kendinizi
savunacak önlemleri aldınız” diye
suçlanmaktadır.
Ondokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde
başlayan Ermeni sorunu, Doğu Anadolu
bölgesinde bağımsız bir Ermenistan
Devleti kurulması sorunuydu. Ermeniler
önce Rusların daha sonra İngilizlerin,
en sonunda da Fransızların Türkiye
toprakları üzerindeki emellerinin
gerçekleştirilmesine katkı vererek
bölgede bağımsız bir Ermenistan Devleti
kurmak üzere çeteler kurarak silahlı
saldırılara geçmişlerdir. Amaçlarını
zorla gerçekleştirmek üzere Türkiye
topraklarını süreç içerisinde işgal eden
Rus, İngiliz ve Fransızlarla hem
işbirliği yapmış ve hem de onların öncü
birlikleri gibi hareket etmişlerdir.
Türkiye’yi
köşeye sıkıştırıyorlar
General Harburt Heyeti’nin hazırladığı
raporda bu gerçek şu cümlelerle ifade
edilmiştir:
“Ermeniler bugün bir politika
aletidirler. İyi düşünmüyorlar veya
Taşnak Komiteleri, halkı düşünmeye
bırakmıyor.” Ermeniler bugün de
Rusya, İngiltere, Fransa ve son
zamanlarda da ABD’nin Türkiye’yi köşeye
sıkıştırmakta kullandığı basit bir
“politik alettir”.
Bağımsız
devlet peşindeler
Türklerle Ermenileri karşı karşıya
getiren Vatan sorunuydu. Türkler
vatanlarını korumak, Ermeniler ise Türk
toprakları üzerinde bağımsız bir devlet
kurmak istiyorlardı. Bütün sorunu bu
çelişki doğurmuştur. Bu durumu o
zamanlarda Ermeniler tarafından
yayınlanan çok sayıdaki yayında görmek
mümkündür. Örneğin, Torino’da Ermeniler
tarafından yayınlanan İtalyanca Armenia
mecmuasının haziran 1916 tarihli
nüshasında “Ermeni Meselesi ve Suret-i
Halli” adlı yazı şu satırlarla
sonlandırılmıştır:
“Ya Türkler veyahut Ermeniler dışarı,
diğer bir tabirle ya Osmanlı Devleti
Ermenilerle meskun bulunan
vilayetlerdeki hakimiyetlerinden vaz
geçer ve bir Ermeni devleti kurulur ki,
bu Avrupa’da olduğu gibi Asya’da dahi
Osmanlı egemenliğinin sona ermesi
demektir veyahut bu millet tamamıyla
imha edilir.”
Tecavüz ve
katliam
İşte bu çelişki Ermenileri harekete
geçirmiş, Türkler de ülkelerini savunmak
için gerekli önlemleri almıştır. Zira
Osmanlı, son dönemlerinde üzerine
çullanan emperyalist güçlerle
“varlık-yokluk”
kavgası verirken Ermeni çeteleri
düşmanla işbirliği yaparak bu nedenle
Türklere saldırmışlardır. Olaylar Ermeni
çetelerinin bölgedeki Müslüman ahaliyi
kaçırtmak için tecavüz, katliam, yakma,
yıkma ve saldırılara kalkışmasıyla
başlamıştır.
Sözde soykırım
salgını
Meşru Osmanlı hükümeti ise zorunlu
önlemler almak zorunda kalmıştır.
Türkler bugün Ermeni tecavüz ve
saldırılarına karşı
“neden kendinizi
savunacak önlemleri aldınız” diye
suçlanmaktadır. Dünya çerçevesinde sözde
“Ermeni soykırımı”
salgınının altında yatan gerçek budur.
Türklerden vatanlarını savunmalarının
hesabı soruluyor!
Türklerle
artık bir arada yaşayamayız!
Ermeni Patriği Varjabetyan Nisan 1878’de
İngiltere Dışişleri Bakanı Lord
Salisbury’e yolladığı mektupta
“Ermenilerle
Türklerin bir arada yaşamaları artık
imkânsızdır. Eşitlik, adalet ve vicdan
özgürlüğünü ancak bir Hıristiyan
yönetimi sağlayabilir” demişti.
Patrik, Mart 1878’de de İngiltere’nin
İstanbul Büyükelçisi Henry Layard’ı
ziyaret ederek
“Doğu’da bağımsız bir Ermenistan
istiyoruz” demiş, ardında da
sözlerini “Eğer
siz yardım edemezseniz Rusya’ya müracaat
ederiz” diye tamamlamıştır.
Tarihe 93 harbi olarak geçen meşhur
Türk-Rus savaşında Osmanlı Devleti
yenilince Patrik derhal yüzünü Rusya’ya
çevirir. Zira Osmanlı orduları yenilmiş,
Rus orduları Yeşilköy önlerine
gelmiştir. Osmanlı Ordularını yenen Rus
Başkomutan Grandük Nikola, Artin Dadyan
Paşa’nın Yeşilköy’deki köşkünde misafir
edilir. Burada Grandük Nikola’yı bizzat
ziyaret eden Patrik Nerses Varjebetyan
başkanlığındaki Ermeni heyeti Çar’dan
“Ermenilerin
yaşadığı Doğu vilayetlerinin Ermenistan
namıyla bir devletin istiklalinin
ilanına müsaade edilmesini” talep
eder. 31 Ocak 1878’de Ruslarla imzalanan
Edirne Mütarekesi’nde Ermenilerle ilgili
hiçbir hüküm olmamasına rağmen 3 Mart
1878 Ayastefanos, ardından 13 Temmuz
1878 tarihinde imzalanan Berlin
Antlaşması’nda Ermenilerle ilgili bir
madde yer almıştır. Bu maddede,
“Hükümet halkı
Ermeni bulunan eyaletlerde yerel
ihtiyaçların gerektirdiği reformu
ertelemeksizin yapma ve Ermenilerin
Çerkez ve Kürtlere karşı huzur ve
güvenliğini sağlamayı yükümlenir ve ara
sıra bu konuda düşünülen düzenlemeleri
büyük devletlere bildireceğinden, adı
geçen devletler konu edilen
düzenlemelerin(reform) yerine
getirilmesini, yürütülmesini
gözetleyeceklerdi” denilmekteydi.
Ermeniler Türklerle bir arada
yaşamalarının imkânsız olduğunu, ayrı
bir devlet kurmak istediklerini ve bunun
için akla gelen her yola
başvuracaklarını açıkça ifade
etmişlerdir.
Bunun
adına ihanet denir
Osmanlı, 1878 savaşında Ruslara
yenilince Ermeniler Rus Orduları
komutanıyla görüşerek tabiyetinde
bulundukları Osmanlı devletine dayatmada
bulunmasını istemişlerdir. Bunun adına
ihanet denir. 1. Dünya Savaşı sırasında
Ruslar Doğu Anadolu’yu işgal
ettiklerinde Ermeniler hem Ruslara
öncülük etmiş hem de onlarla birlikte
Türk kuvvetlerine saldırmışlardır. Bunun
adı da hem ihanet hem de arkadan
vurmaktır.
Utanç verici
cinayetler işlendi
1899-1909 yılları arasında Ermeniler,
büyük bölümü Doğu ve Güneydoğu
Anadolu’da olmak üzere; 26’sı 1895
yılında olmak üzere, 32 isyan ve olay
çıkardı. 26 Ağustos 1896 günü Papken
Siuni’nin yönetiminde 26 Ermeni el
bombası, dinamit ve diğer silahlarla
Osmanlı Bankası’nı bastılar. Amaçları
Avrupa ülkelerinin dikkatlerini
çekmekti. Papken Siuni ve dokuz
saldırgan çatışmada öldürüldü.
Saldırganların başına saldırıyı
planlayan terörist Karekin Pastırmacıyan
geçmiş ve Rus elçiliğinin araya
girmesiyle bir vapurla Türkiye’yi terk
etmesine izin verilmiştir.
Suikast
düzenlediler
İşin ilginç yanı terörist Karekin
Pastırmacıyan daha sonra 1908 yılında
tekrar İstanbul’a gelecek, 1908-1912
yıllarında Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda
Erzurum’u temsil edecek, 1915 yılında
Van isyanına katılacak ve 1918 yılında
ise Ermenistan’ın ABD elçiliğini
yapacaktır. 21 Temmuz 1905 tarihinde de
birçoğu yabancı uyruklu olan Ermeni
teröristler Padişah 2. Abdülhamit’e
bombalı bir suikast düzenlemişlerdir. Bu
suikasttan padişah kurtulmuş ancak 26
kişi ölmüş, 58 kişi yaralanmış, 17
arabayla 20 tane de at parçalanmıştır.
Birinci Dünya Savaşı’nın 1914 yılında
çıkması ve savaşın en önemli
aktörlerinden birisinin de Osmanlı
İmparatorluğu olması, Ermenilerin önüne
tarihi bir fırsat çıkarmıştı!

Özcan
YENİÇERİ
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=33865
**********************************
"Anamur'un ve
Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek
Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ