28/04/2010 'da www.anamurunsesi.com
yazdı.

İşte
Gelişti Büyüdü Denilen Türkiye'mizin
Hali
Kayıtlı çiftçi sayısı: 17 bin İcra
dosyası sayısı: 16 bin. Gediz Ovası'ndan
feryat yükseliyor.
Manisa Saruhanlı’da toplam 460 bin dönüm
arazi ekiliyor. Bu arazinin yaklaşık 350
bin dönümü ipotek altında. 17 bin
kayıtlı çiftçi, 2009 yılı içinde
ektikleri üründen toplam 221 milyon TL
gelir elde etti.
Peki bu çiftçilerin borcu ne kadar? 17
bin çiftçinin neredeyse tamamının icra
dosyası bulunuyor. Saruhanlı’da 4 icra
dairesinde dosya sayısı 16 bin.
Çiftçilerin toplam borcu ise 350 milyon
TL’yi buluyor.
28.04.2010 tarihinde
www.anamurunsesi.com
yazdı.
İşte
Gelişti Büyüdü Denilen Türkiye'mizin
Hali
Kayıtlı çiftçi sayısı: 17 bin İcra
dosyası sayısı: 16 bin. Gediz Ovası'ndan
feryat yükseliyor.
Manisa Saruhanlı’da toplam 460 bin dönüm
arazi ekiliyor. Bu arazinin yaklaşık 350
bin dönümü ipotek altında. 17 bin
kayıtlı çiftçi, 2009 yılı içinde
ektikleri üründen toplam 221 milyon TL
gelir elde etti.
Peki bu çiftçilerin borcu ne kadar? 17
bin çiftçinin neredeyse tamamının icra
dosyası bulunuyor. Saruhanlı’da 4 icra
dairesinde dosya sayısı 16 bin.
Çiftçilerin toplam borcu ise 350 milyon
TL’yi buluyor.

Gediz Ovası, Çukurova ile birlikte
Türkiye’nin en önemli tarım
merkezlerinden başında geliyor. Son
günlerde Gediz Ovası’ndan çiftçilerin
feryadı yükseliyor. Vatan Gazetesi'nde
yer alan habere göre; binlerce dönüm
arazi ve binlerce traktör ipotek
altında. Çiftçiler milyonlarca lira
değerindeki banka kredilerini
ödeyemiyor. Ortaya çıkan tablo ise
kelimenin tam anlamıyla
’vahim’. Gediz Ovası’ndaki en
önemli merkezlerden biri de Saruhanlı.
Manisa’ya bağlı ilçenin nüfusu 75 bin.
17 bin kayıtlı çiftçinin bulunduğu, 13
belde ve 29 köyün bağlı olduğu ilçenin
toplam ekim alanı 467 bin dönüm. Bu
arazinin 260 bin dönümü sulamaya sahip.

1970’li yıllardan itibaren bölge
pamukçuluk ve tütüncülük ile ön plana
çıktı. Ancak yıllar içinde pamuk da
tütün de kazandırmaz oldu. Çiftçiler
farklı ürünleri üretmeye başladı. Son 10
yıl içinde yaşananlar çiftçinin dibe
vurmasına neden oldu.
Bankalardan, Tarım Kredi
Kooperatifi’nden ve Esnaf Kefalet
Odası’ndan alınan krediler ödenemez hale
geldi. Sonunda ortaya tarımın
sürüklendiği uçurumu gözler önüne seren
tablo çıktı. Sadece Saruhanlı’da
yaklaşık 16 bin icra dosyası işlem
sırası beklerken, çiftçilerin borcu 350
milyon TL’yi geçti. Bir başka ifadeyle
her çiftçinin en az 20 bin TL borcu
bulunuyor.
Son 10
yıl kötü gitti
Saruhanlı Ziraat Odası Başkanı Aydoğan Okur, Saruhanlı’nın
tarım potansiyelini şöyle açıklıyor:
”10 yıl kadar önce
130 bin dönümde pamuk ekiliyordu. Ancak
para kazandırmayınca pamuk ekiminden
vazgeçildi. Tütünde de aynı durum
yaşandı. Şu anda yaklaşık 80 bin dönümde
üzüm ekiliyor, 20 bin dönüme ise sebze
ekimi yapıyor.
80 bin dönüm mısır ekerken bir o kadar
da buğday veya arpa tarzı hububat ekimi
yapıyor. 110 bin dönümde zeytin ekimi
yapılıyor. 30 bin dönüm kadar da tütün
ekim alanımız bulunuyor. Genel ekim
alanları bunlar. Ekim alanlarımız
sulanabildiği için çeşit yelpazemiz çok
geniş. Buna rağmen çiftçilerimiz kâr
elde edemiyor. Neredeyse hepsinin borcu
var. Düşünsenize TEDAŞ’ın bile icra
yoluyla alacağı rakam 4 milyon TL’yi
bulmuş durumda.”
Afetler belimizi büktü
Okur, yaşanan ekonomik sıkıntılar
yüzünden çiftçinin günlük yaşadığını
söylüyor: “Çiftçi
bankaya kredisini ödeyecek durumda
değil. Yetiştirdiği ürünü pazarda
satabilirse onu harcıyor. Eline 10 TL
geçerse onu harcıyor. Bir başka ifadeyle
suyu pamukla içiyor. Bir banka kredisini
başka bir kredi çekerek ödemeye
çalışıyor.
Neredeyse ipoteksiz tarla bulunmuyor.
Ama insanlar gururları yüzünden
borçlarını da açıklamak istemiyor. Ancak
ipotek işlemleri sırasında bizden belge
alınıyor. Şu anda ipotekli tarla 350 bin
dönümü geçmiş durumda. Neredeyse yüzde
75’i ipotekli. Bugün sulanabilir
tarlanın metrekaresi 5 bin TL.
Bankalar kredi verirken ise yaklaşık bin
TL üzerinden veriyor. Şu anda borç 350
milyon TL civarında. Geçen yılki
rakamlara göre bu tarlalardan çıkan
ürünlerinden çiftçi 221 milyon TL
kazanmış. Bu haliyle çiftçi borcunu
ödeyemez hale geldi diyebiliriz.”
Aydoğan Okur, doğal afetlerden de
çiftçinin olumsuz etkilendiğini
söylüyor: “2 yıl
üst üste kuraklık yaşadık ve ürün
çıkmadı. Geçen yıl ise yağmur vurdu.
Önce 18 Mayıs 2009’da don vurdu.
Üzümlerin yarısı gitti. Geri kalan
yarısı kurutulurken sel suyuna karışıp
gitti.
Bu yıl ürün iyi gidiyor derken, 25 gün
önce don vurdu. Çiftçi şu anda donun
nasıl bir etki yapacağını bilmiyor.
Karamsar bir tablo var ortada. Bu yüzden
devletin desteği sigortayı
yaygınlaştırmak gerekiyor. Hatta devlet
bir uygulama yaparak sigortayı zorunlu
hale getirmeli. Yoksa çiftçiler, zaten
para kazanamadığı için sigortadan uzak
duruyor.”
Okur, devletten de beklentileri olduğunu
belirtiyor. Ancak söylem haline gelmiş,
’destekleme alımını’ kastetmiyor:
“Devlet destekleme
alımı yapmasın. Ancak bizim 4 kalem
harcamamız var. Bunlar tohum, gübre,
ilaç ve mazot. Bu gider kalemlerinin
maliyetinin düşmesi gerekiyor. Devlet
destekleme alımı yapmak yerine
maliyetleri sübvanse ederse çok daha iyi
olacak.”
BORCUM
300 BİN TL’Yİ GEÇTİ
Koldere’de çiftçilik yapan 45 yaşındaki Nedim İndibay’ın
hikayesi, Gediz Ovası’ndaki acı tablonun
küçük bir örneği. İndibay’ın 100 dönüm
arazisi var, 300 dönümü ise icrada.
İndibay, “Her yıl
kurtarmak için daha fazla ektim. Ama
daha da kötü oldu. Şimdi borcum 300 bin
TL’yi geçti. Her gün jandarmadan
kaçıyorum. Bazen intihar etmeyi
düşünüyorum ama çocuklarım aklıma
geliyor, vazgeçiyorum” diyor.
HEPİMİZ
ZÜĞÜRT AĞA OLDUK
65 yaşındaki Süleyman Kara söze giriyor:
“Önceden bankalar
bizimle çalışmak isterdi. Pamuk, tütün
zenginiydik ya. Şimdi bankadaki
bilgisayara adımızı yazdıklarında
kırmızı alarm çalmaya başlıyor. Bankalar
köye geliyor ama ’kız’ arıyorlar. Onlara
kredi vermek istiyorlar.”
“Kız mı?”
diye şaşırıyoruz. Ama Sabri Tutan
şaşkınlığımızı anlıyor ve gülerek konuya
giriyor: “Onlar
kız arıyor ama bu köydekilerin hepsi 7
kocalı Hürmüz’ü geçti. Eskinin ağaları
şimdinin züğürtleri oldu. Her yıl buraya
3 bin işçi gelirdi. Şimdi kimse
gelmiyor. Niye? Ekmek yok.”
ESKİDEN EN
KALİTELİ TÜTÜNÜ YETİŞTİRİRDİK ŞİMDİ C4
İÇİYORUZ
Söze 44 yaşındaki Ahmet Altınal giriyor
ve cebinden bir poşet çıkartıyor. İçinde
sigaralar var.
Altınal: Bu poşetin içindekiler var ya,
C4 bunlar C4.
Nasıl? Bunlar sigara...
Altınal: Sigara ama nasıl sigara? Burası
birinci kalite tütünün yetiştiği yerdi.
Şimdi sigaraya para yetmediği için Güney
Doğu’dan gelen kaçak tütünleri bu
sigaraların içine dolduruyoruz. Bize
maliyeti 2.5 TL. Ama içinde ne olduğunu
bilmiyoruz. Belki de çok sağlıksız bu
yüzden adını C4 koymuşlar. Ama çok değil
6-7 yıl önce dünyanın en iyi
fabrikalarına buradan tütün satılırken
şimdi biz tütünsüz kaldık.
Çünkü para etmediği için
yetiştirmiyoruz. Yetiştirdik mi zarar
ediyoruz. Önceden 4 kişilik aile yılda
bin 200 kilo tütün yapardı. Bundan ise
yılda 50 bin TL kazanırdı. Şimdi yine 4
kişi çalışıyor, yine bin 200 kilo
işliyor ama eline geçen 7 bin TL.
Önceden insanlar tütün parasıyla düğün
yapar, yuva kurardı. Şimdi kurulu yuvayı
ayakta tutamıyoruz. Benim önceden borcum
yoktu, şimdi 30 dönüm tarlam var 50 bin
TL de borcum.
Bu Resmi
Kayıtlar:3 Milyon 591 Bin Kişi İşsiz
İşsizlik
Ocak ayında bir önceki aya göre 1
puanlık artışla yüzde 14.5'e yükseldi.
İşsizlik, Ocak ayında bir önceki aya
göre 1 puanlık artışla yüzde 14.5’e
yükseldi. Toplam işsiz sayısı 3 milyon
591 bin kişiye çıkarken, gençler
arasındaki işsizlik oranı da korkutucu
bir boyut aldı ve yüzde 25.9 oldu.
İşsizlik oranı 2010 yılı Ocak ayında bir
önceki aya göre 1 puan artışla yüzde
14.5 oldu. İşsizlik oranlarının
tırmanışını sürdürerek 3 milyon 591 bin
kişiye ulaştığı Ocak ayında, 476 bin
kişi işsiz kaldı. Baz etkisi nedeniyle
geçen yıla göre işsizlik rakamlarında 1
puanlık gerileme görülse de, işsizlik
oranı yüzde 14.5’le Nisan ayından
sonraki en yüksek seviyesine ulaşmış
oldu. Türkiye genelinde işsiz sayısı
Ocak’ta bir önceki aya göre 230 bin kişi
arttı. Kasım, Aralık ve Ocak aylarını
kapsayan 3 aylık dönemde 1 milyon 484
bin kişi işsiz kaldı. Ocak ayında işe
yeni başlayanların veya iş
değiştirenlerin sayısı 1 milyon 382 bin
kişiye ulaştı.
Tırmanışını
sürdürdü
TÜİK’in açıkladığı verilere göre Ocak
ayında işsizlik tırmanışını sürdürmeye
devam etti. Baz etkisi nedeniyle geçen
yılın aynı ayına göre 1 puanlık düşüş
sergileyen işsizlik oranı, Aralık 2009’a
göre 1 puan yükselerek yüzde 14.5 oldu.
İşsiz sayısı Ocak ayında bir önceki aya
göre 230 bin kişi artarak 3 milyon 591’e
yükseldi. İşsiz sayısında geçen yılın
aynı ayına göre 59 bin kişilik azalma
yaşandı. Geçen yılın aynı ayına göre
kentsel yerlerde işsizlik oranı 0.7
puanlık azalışla yüzde 16.5, kırsal
yerlerde ise 1.5 puanlık azalışla yüzde
10.3 oldu. Ocak ayında mevcut işsizlerin
13.3’ünü oluşturan 476 bin kişinin işsiz
kalması, işsizlik sorununun artarak
devam ettiğini bir kez daha ortaya
koydu. Kasım ayında 499 bin kişi, Aralık
ayında 509 bin kişi işsiz kalmıştı.
Böylece Kasım, Aralık ve Ocak aylarını
kapsayan 3 aylık dönemde 1 milyon 484
bin kişi işsiz kaldı.
Tarihi rekor %
16.1 olmuştu
Küresel ekonomik kriz nedeniyle 2008
yılı son çeyreği itibariyle artışa geçen
işsizlik oranı, Aralık 2008’de yüzde
14’e çıkmış, 2009 yılının ilk aylarında
ise en yüksek düzeyine ulaşmıştı. Ocak
2009’da 15.5 olarak gerçekleşen işsizlik
oranı Şubat ayında yüzde 16.1’le tarihi
rekor kırmıştı. Mart ayı itibariyle
gerilemeye başlayan işsizlik oranları
Ağustos ayına kadar düşüş trendini
sürdürmüştü.
KONULARLA İLGİLİ BAĞLANTILI HABERLER:
-Tâyin bekleyen
öğretmenler sokağa döküldü
-İşsizlikte
dünya beşincisiyiz!
-Türkiye'de 1
milyon 800 bin kişi iş arıyor
-Ekonomik
Krizde her üç kişiden biri borçlandı
http://www.ulkucuhaber.com/v1/haber_detay.asp?haberID=3324
**********************************
"Anamur'un ve
Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek
Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ