|
İstanbul
Fetih Yıldönümü Kutlanıyor
İstanbul
fet edilişinin yıldönümlerinde yurdun
her köşesinde büyük bir sevinçle
kutlanıyor....
Bugün 29 Mayıs 2010...
29 Mayıs 1453'de Fatih Sultan Mehmet
İstanbul'u fet etmişti.
İstanbul'un
Fethi
İstanbul'un Fethi, 29 Mayıs 1453'te,
şehri günlerdir kuşatan Osmanlı
ordusunun, şimdi İstanbul olarak
bilinen, o zamanki adıyla
Konstantinopolis (Constantinople)
şehrini Sultan II. Mehmed Han'ın
komutanlığında fethetmesidir.
29 Mayıs 2010 tarihinde www.anamurunsesi.com
yazdı.
İstanbul Fetih Yıldönümü Kutlanıyor
İstanbul fet edilişinin yıldönümlerinde
yurdun her köşesinde büyük bir sevinçle
kutlanıyor....
İstanbul'un
Fethi
İstanbul'un Fethi, 29 Mayıs 1453'te,
şehri günlerdir kuşatan Osmanlı
ordusunun, şimdi İstanbul olarak
bilinen, o zamanki adıyla
Konstantinopolis (Constantinople)
şehrini Sultan II. Mehmed Han'ın
komutanlığında fethetmesidir.
Bu fetihten sonra Osmanlı Devleti
İmparatorluk olmuş, henüz 21 yaşında
olan Sultan II. Mehmed, fatih unvanını
da alarak Fatih Sultan Mehmed olarak
anılmaya başlanmıştır. Tarihteki en
önemli devletlerden olan Doğu Roma
İmparatorluğu böylelikle sona ermiştir.
İstanbul Fetih edildikten sonra Orta Çağ
kapanmış ve 1789 Fransız ihtilali'ne
kadar sürecek olan Yeni Çağ başlamıştır.
Tarih: 2 Nisan - 29 Mayıs 1453
Yer: İstanbul (Bizans dönemi ismi:
Constantinople)
Sonuç: Osmanlı'lar İstanbul'u ele
geçirdi, Bizans İmparatorluğu yıkıldı.II.
Mehmed, Fatih (fetheden) ilan edildi.
Bizans İmparatorluğu kumandanı: XI
Konstantin
Osmanlı kumandanı: Fatih Sultan Mehmed
(İkinci Mehmet)
Önceki
Fetih Denemeleri
Karadeniz ve Akdeniz'i birbirine
bağlayan deniz yolu üzerinde kurulu olan
İstanbul, günümüzde olduğu gibi o
zamanlar da oldukça önemli bir şehirdi.
1453 yılına kadar farklı zamanlarda,
Avarlar, Araplar, Avrupalılar ve
Osmanlılar tarafından defalarca
kuşatılmış, fakat gerek Bizans'ın sahip
olduğu Rum ateşi (grejuva), gerekse
şehrin o zamanlar için aşılamaz olarak
görülen surları, bu fetih hareketlerini
başarısız kılmıştı.
Sayıları 29 olan kuşatmalar sırayla
şunlardır:
-M.Ö 340 Makedonya Kralı Phillippe
-M.Ö 194 Roma İmparatoru Septim Severus
(Başarılı olmuştur. Şehir artık
Romalılara bağlanmıştır.)
-M.S 616 İran Hükümdarı Keyhüsrev
-M.S 626 İranlılar ve Avar Türkleri
ortak
-M.S 665 Emevi Halifesi Muaviye
-M.S 667 Emevi Halifesi Muaviye
-M.S 672 Emevi Halifesi Muaviye
-M.S 712 Emevi Halifesi I.Velid
-M.S 722 Emevi Halifesi I.Velid (Yalnızca Galata Limanı
alınmış,Arap Camii inşa edilmiştir.)
-M.S 782 Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.)
-M.S 854 Abbasi Halifesi Mütevekkil
-M.S 864 Ruslar
-M.S 869 Abbasi Halifesi Mütevekkil
-M.S 936 Ruslar
-M.S 959 Macarlar
-M.S 970 Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.)
-M.S 1203 Latinler (Latinler İstanbul'u 1261'e kadar
ellerinde tuttular.)
-M.S 1302 Venedikliler
-M.S 1348 Cenovalılar
-M.S 1391-1396 Osmanlı Padişahı I.Bayazid (Şehir İstanbul'da
bir Türk Mahallesi kurulması isteğine
karşı çıkılması üzerine ablukaya
alınmıştır.)
-M.S 1412 Osmanlı Şehzadesi Musa Çelebi
-M.S 1422 Osmanlı Padişahı II.Murat
-M.S 1437 Cenovalıla
-M.S 1453 Osmanlı Padişahı II.Mehmed (Başarılı olmuştur.
Sonrasında şehir Türklerin hakimiyeti
haline girmiştir.)
Bunun yanında Atilla'nın, Vikinglerin,
Bulgarın ve Gotların da kuşatma yaptığı
bazı kaynaklarda geçer ama tarihleri
bilinmemektedir.
Yanında herhangi bir açıklama yapılmayan
kuşatmalar başarısız kuşatmalardır.
Kuşatma hazırlıkları
Sultan
II. Mehmed, İstanbul'un fethine karar
verdiğinde o zamanki başkent Edirne'de,
İstanbul'un aşılamaz olarak bilinen
surlarını yerle bir edebilmek için o
güne kadar görülmemiş büyüklükteki, şahi
olarak bilinen topları döktürmüştü. II:
Mehmed ayrıca, hazırlanmakta olan bu
topların yanısıra, Bizans'a denizden
gelebilecek yardımları engellemek için
Yıldırım Bayezid tarafından inşa edilmiş
olan Anadolu Hisarı'nın karşısına Rumeli
Hisarı'nı (Boğazkesen Hisarı) yaptırdı.
Yapılan hazırlıkların kendisine yönelik
olduğunu anlayan Bizans İmparatoru
Konstantin, Sultan II. Mehmed'i
hediyelerle vazgeçirmeye çalışırken, bir
yandan da Avrupa devletlerine elçiler
yollayarak onları durumdan haberdar
ediyor ve yardım istiyordu. Ancak 1054
yılında Hıristiyanlığın Katolik Kilisesi
ve Ortodoks Kilisesi olarak ikiye
ayrılması sebebiyle, Papa V. Nikola
Bizans'ı desteklemeyi pek düşünmüyordu.
Bazı İtalyan şehir devletleri askeri
birliklerini Bizans'a yardımcı olmak
amacıyla İstanbul'a yollasa da,
Avrupa'nın büyük devletleri Bizans'ı
desteklememe kararı almışlardı.
Yardımlarla birlikte Bizans ordusu,
2.000'i paralı olmak üzere 9.000
askerden oluşuyordu. Şehri savunan
duvarlar, 22,5 km.yi bulan
uzunluklarıyla dönemin en güçlü surları
olarak biliniyordu.
Sultan II. Mehmed, 20.000 yeniçerinin de
dahil olduğu 100.000 kişilik bir kuvveti
yönetiyordu. Rumeli Hisarı'nı inşa
ettirmenin yanısıra bir de donanma
kurdurmuştu. Ordusunu İstanbul civarında
toplamış; bu arada, yardım
göndermelerini önlemek amacıyla bazı
Balkan devletlerine ordular göndererek,
gelebilecek yardımları önleme, yardım
yollamayı düşünenlere ise gözdağı verme
yoluna gitmiştir. Durumun giderek
ümitsizleştiğini gören Bizans
İmparatoru, surların önüne geniş
hendekler açtırmış, Haliç'in güvenliğini
sağlamak amacıyla da girişine zincir
çektirmişti.
Kuşatma
Ordusu ile İstanbul'un önünde bulunan
Sultan II. Mehmed, Bizans İmparatoru'na
elçi göndererek teslim olması çağrısında
bulunmuş, ancak reddedilmişti. Bunun
üzerine tarihteki en son İstanbul
kuşatması başladı.
Kuşatma, Türk topçusunun, surları top
ateşine tutmasıyla başladı. Bizans
ordusu ise, surlarda açılan gedikleri
kapatmaya çalışıyordu. Osmanlı,
donanması ile de Haliç'i zorluyor fakat
zinciri aşamadıkları için gemiler
Haliç'e giremiyordu. Günlerdir süren
kuşatmanın henüz başarı getirememiş
olması ve Ceneviz donanmasından gelen
yardımın Boğaz'ı geçerek Haliç'e girmesi
Sultan II. Mehmed'i sinirlendirmiş ve
atını boğazın sularına sürerek
donanmasına emirler yağdırmış,
komutanlarına da, saldırı için orduyu
hazırlamalarını emretmişti.
Saldırı hazırlıkları
Sultan II. Mehmed, Theodosius Surları'na
ve şehrin su ile çevrili olmayan tek
bölgesini batıdan gelebilecek
saldırılardan koruyan hendeklere
saldırmayı tasarladı. Ordu 2 Nisan
1453'te şehrin doğusuna yerleşti. Toplar
haftalarca surları dövdü fakat yeterli
gedik açamadı. Topların yeniden
doldurulmaları zaman aldığı için, her
atıştan sonra Bizanslılar hasarın çoğunu
tamir edebiliyorlardı.
Daha sonra, yeraltı tünelleri yapıp
surların altını kazarak yarma yolunu
denediler. Kazıcıların çoğu, Sırp
Despot'u tarafından Nvo Brdo'dan
gönderilen Sırplardı ve Zağnos Paşa'nın
emri altındaydılar. Lakin Bizanslılar,
Johannes Grant adında, Alman olduğu
söylense de muhtemelen İskoç olan bir
mühendisi görevlendirdiler. Johannes
karşı tüneller kazdırdı ve Bizans
birlikleri tünellere girip Osmanlı
işçileri öldürdüler. Diğer tüneller de
suyla dolduruldu. Son olarak Bizanslılar
önemli bir mühendisi esir alıp işkence
yaparak, sonradan yıkılan tünellerin
hepsinin yerini öğrendiler.
Sultan II. Mehmed, şehrin ödemeyeceğini
bildiği çok büyük vergi karşılığında
ablukayı kaldırmayı önerdi. Bu da geri
çevrilince, Bizanslı askerlerin kendi
birlikleri tükenmeden önce bitkin
düşeceğini bilerek saf güçle duvarları
alt etmeyi tasarladı.
Nihai
saldırı
29 Mayıs sabahı saldırı başladı. Hücumun
ilk dalgasını, mümkün olabildiği kadar
çok Bizans askerini öldürmeye niyetli
acemi askerler olan azaplar
oluşturuyordu. Ayrıca Haliç'ten de baskı
uygulayabilmek için gece yağlı kütükler
üzerinde karadan Haliç'e taşınan
gemiler, o sabah Bizans askerlerine kötü
bir sürpriz olmuştu. Anadolululardan
oluşan ikinci dalga, şehrin
kuzeydoğusundaki, topla kısmen hasar
almış Blachernae Surları'nın (okunuşu:
blakernai ) bir bölümüne odaklanmıştı.
Uzun süren bu çarpışmalar sonucunda
Ulubatlı Hasan adındaki bir yeniçeri,
aldığı kırk ok darbesine1 rağmen hayatta
kalarak Osmanlı sancağını dikmiş,
bununla ateşlenen Osmanlı ordusu 29
Mayıs 1453'te İstanbul'un surlarını
aşmıştı.
Ancak savaş henüz bitmemişti. Hayatta
kalan Bizans askerleri, Osmanlı
askerleriyle sokak aralarında
çarpışıyorlardı. Kısa süren bu
çatışmalardan sonra Bizans ordusu
yenilmiş ve Sultan II. Mehmed
önderliğindeki Osmanlı ordusu İstanbul'a
tamamen hâkim olmuştu.
Fethin
iç sonuçları
O zamana kadar sadece bir devlet olan
Osmanlı, artık bir İmparatorluk haline
gelmişti.
Anadolu ve Balkanlar arasındaki
geçişlerde bir engel olan Bizans
yıkılmış, arada engel kalmamıştı.
Birçok kere Osmanlı şehzadelerini ve
Avrupa ülkelerini kışkırtan Bizans artık
bunu yapamayacaktı.
Müslüman dünyasında Osmanlı Devleti daha
saygın bir hale gelmişti.
Müslümanların peygamberi Hz. Muhammed'in
hadis-i şerifindeki o kumandan, Fatih
Sultan Mehmed olmuş ve peygamberinin
övgüsünü almıştı.
Fethin
dış sonuçları
Avrupa ve Balkan devletlerinin
Osmanlı'yı Balkanlar'dan atma çabaları
sonuçsuz kalmıştı.
İstanbul'dan İtalya'ya kaçan sanatkârlar
ve bilim adamları, rönesans ve reform
hareketlerini hızlandırmışlardı.
Dünyanın en büyük imparatorluklarından
olan Doğu Roma İmparatorluğu tamamen yok
olmuştu.
Orta Çağ kapanıp Yeni Çağ başlamıştı.
Ticaret yollarının birer birer Türklerin
eline geçmesi Avrupalıları yeni ticaret
yolları bulmaya zorladı ve coğrafi
keşifler ortaya çıktı.
Bu fetih bir nevî Avrupa'nın
(İngiltere'nin) Amerika kıtasını
keşfinin yolunu açmıştır. Zirâ bu
keşifle ticaret yolları kapanan
Avrupalılar başka yollar bulmak
zorundaydılar. Bu keşif buna bir vesile
olmuştur.
Kaynak Site:
http://www.istanbulunfethi.com/
Fetih
Marşı
Yelkenler biçilecek, yelkenler
dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar
çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek
Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği
yaştasın!..
Sen de geçebilirsin yardan, anadan,
serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın
değerden...
Elde sensin, dilde sen, gönüldesin
baştasın...
Fatih'in İstanbul'u fethettiği
yaştasın!..
Yüzüne çarpmak gerek zamanenin
fendini...
Göster: Kabaran sular nasıl yıkar
bendini?
Küçük görme, hor görme, delikanlım
kendini
Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatih'in İstanbul'u fethettiği
yaştasın!..
Bu kitaplar Fatih'tir, Selim'dir,
Süleyman'dır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare
Sinan'dır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır!..
Bilmem, neden gündelik işlerle
telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak
yaştasın!..
Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek
arkandan!
Sana selam getirdim Ulubatlı
Hasan'dan....
Sen ki burçlara bayrak olacak
kumaştasın;
Fatih'in İstanbul'u fethettiği
yaştasın!..
Bırak, bozuk saatler yalan yanlış
işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı
başlasın...
Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği
yaştasın!..
Arif
Nihat ASYA
_________________________________________
"Anamur'un ve
Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek
Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ
|