ANAMUR'UN SESİ
"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
arama   site haritası
 

 

 

AŞAĞIDAKİ LİNKLERİ

TIKLAYIP ÖNCEKİ

MANŞET HABERLERİMİZİ

OKUYABİLİRSİNİZ:

 

GAZZE YARDIM GEMİSİNE YAPILAN SALDIRIYLA İLGİLİ TBMM'SİNE YAZILI SORU ÖNERGESİ VERİLDİ

 

 

MERSİN MİLLETVEKİLİ MEHMET ŞANDIR; DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI’YA “SINIR KAYDIRILMASINI” SORDU

 

'AÇILIM' DİYE ESİP GÜRLEYENLER FARKINA VARACAK MI?

 

MHP’Lİ ŞANDIR: PARLAMENTONUN TOPRAK DEDE’YE SAYGI BORCU VARDIR

 

Türkiye’de HES gerçeği çevre ve enerji ikilemi

 

Yüzyılın projesi Türkiye`de gerçekleşecek!

 

Memur Kadroları Kaldırılıyor

 

ABD'nin Ortadoğu'daki yeni rakibi Türkiye

 

İSRAİL ÇİZMEYİ AŞTI, HER KESİMDEN İSRAİL'E TEPKİ YAĞIYOR

 

İSTANBUL'UN FETİH YILDÖNÜMÜ

 

Türkiye'deki Aile Yapısının Profili Çıkarıldı

 

Anamur’a bir de böyle bakmak lazım

 

2010 Biatlon Şampiyonası seçmeleri Anamur'da sona erdi. Şampiyonlar belli oldu...

 

Biatlon Şampiyonası Bugün- Anamur'da-İskele'de Başlıyor

 

Anadolu'nun son göçerleri SARIKEÇİLİLER çözüm ve hayat yol arıyor...

 

Günü zinde geçirmek için yapılacaklar...

 

3 Mayıs, Anneler Günü ve Hıdrellez Anamur’da Törenle Kutlandı

 

KENTLEŞME ve KADIN EMEĞİ: Göç ve Kentsel Yoksulluğun Yansıması Olarak Ev Eksenli Çalışan Kadınlar...

 

ÇETKODER'DEN TÜRKİYE GENELİNDE ORGAN BAĞIŞ KAMPANYASI BAŞLATILDI

 

BUGÜNE (5 MAYISA DİKKAT)

 

KİRALIK BİNADAKİ “TARAF” GAZETESİNE VERİLEN TEŞVİKLER NE İÇİN?

 

POLİS DOSYASINA GİREN AKP'LİLER KİMLER?

 

İşte Gelişti Büyüdü Denilen Türkiye'mizin Hali

 

Son Anket: AKP'de rekor düşüş...

 

"Bayrağımızı yaktılar! Erivan'da tahrik dolu gösteri"

 

Atatürk'ten Namazlı Kur'anlı Davet

 

Rahmi Turan:"Medya irtifa kaybetti"

 

“Piyasadaki yangın tükürükle sönmüyor”

 

Çocuklarda yalan önlenebilir!

 

Muz Üreticilerinin Sorunları İçin Araştırma Komisyonu Kurulması İsteği

MUZ ÜRETİCİLERİNİN SORUNLARI İÇİN MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMALIDIR!..

 

Mersin Üniversitesi tarafından yürütülen Anamur İskeledeki Ar-Ge çalışmaları protesto edildi.ANAMUR SAHİPSİZ DEĞİLDİR!...

 

MİLLİ ŞEHİDİMİZİ BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEYİ ANIYORUZ

 

MHP ve CHP Mersin Milletvekillerinden Akkuyu Nükleer Santral'ine "Hayır"

 

Anamur ‘BAŞBUĞ’ Diye İnledi

 

ANAMUR MUZU MU, YERLİ MUZ MU?

 

ANAMUR MHP'de HAREKETLENME BAŞLADI...BİRİNCİ İSTİŞARE MECLİSİ

 

EN GDO'LU ÜRÜNLER NELERDİR?

 

Taraf PKK Ağzıyla Tehdit Ediyor

 

Taraf varken düşmana ne hacet?

 

DTP’nin Kapatılması ve Etnik Fitnenin Geleceği -Nuri GÜRGÜR

 

MEHMET SANDIR BAŞBAKANA SORDU:

"ABD Başkanı Barak Hüseyin OBAMA Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin “Devlet Hukukuna” ve egemenlik haklarına açıkça bir saldırı!" mı yaptı?

 

Şandır; "Ak Parti kurumları çatıştırarak devleti çökertiyor"

 

İlginç Uyarı:"Oğlunuz Ülkeyi Bölüyor"

 

ÇETKODER; “Dağdaki PKK’li kadar Bağ-Kur’lunun değeri yok mu?”

 

İşte Eleman Alacak Büyük Şirketler

 

“Ülkemizin kaymağını 2 milyon kişi yiyor”

 

Türk Eğitim-Sen, 13 Mart tarihinde Ankara’da Geleceğimiz ve Haklarımız İçin Büyük Ankara Yürüyüşü ve Mitingi” gerçekleştirdi.

 

ANAMUR’A KARDEŞ ŞEHİR ALMANYA’NIN BİNGEN KENTİ

 

Anamur Engelliler ve Engelli Aileleri Dayanışma Derneği (ANED) Açıldı

 

BEYNİMİZİ KULLANIYOR MUYUZ?

 

"Yeni nesil Türkçeyi böyle konuşuyor

 

KİM BU 35 AMERİKALI?

 

Can Yoldaşları ve Hafıza Tazeleme İhtiyacı-Nuri GÜRGÜR

 

AŞK BİR HASTALIK MI?-Dr. Sabri DERMAN

 

Bu noktaya gelindiyse iş bitmiştir-Burhan ÖZBEY

 

HABER ANALİZ: ANAP ve AKP TARZI PROPAGANDANIN SIRLARI

 

CETKODER RAPORU;

“Tarım ve hayvancılık sektörü bitmiş durumda. Esnaf çaresiz. Kapanan işyeri sayısında patlama var”

 

Kuşlar bile baz istasyonlarından kaçıyor

 

BAZ İSTASYONU NEDİR? NASIL TEHLİKELİDİR? İNSAN HAKLARI KURULU NE DİYOR? KANSER RİSKİ VAR MI? DAHA BİRÇOK SORUYA CEVAPLAR VE SAĞLIĞINIZA ETKİLERİNİ,ÖĞRENMEK İÇİN TIKLAYINIZ...

 

ÇEVRE VE TÜKETİCİ HAKLARINI KORUMA DERNEĞİ (ÇETKODER) GENEL MERKEZİ ADINA AŞAĞIDAKİ YASAL HAKLARINIZ VE TÜKETİCİ İÇİN ÖNEMLİ BİLGİLERİ SİZLERE SUNUYORUZ

 

ANAMUR EĞİTİM-SEN’DEN TEKEL İŞÇİLERİNE DESTEK

 

MERSİN ÖZEL İDARE KARIŞTI

 

“Tüketicilerden Ampul, Kefen, Havlu ve Çanla zamları protesto”

 

ANAMUR DEVLET HASTANESİNDE İŞTEN ÇIKARILANLARIN HABERİ POSTA GAZETESİNDE MANŞET HABER OLDU:

REZALET

 

ANAMUR DEVLET HASTANESİNDE İŞTEN ÇIKARILANLARIN AÇLIK GREVİ SÜRERKEN İŞÇİLERE BELEDİYE BAŞKANI VE MHP'DEN DESTEK ZİYARETİ

 

"Rüya Proje"

İlk adım atıldı, Mersin'in Anamur İlçesi Dragon Çayından Kıbrıs'a su gidecek

 

Aşure Gününde Anamur’da Anlamlı Tören

 

Dunning-Kruger sendromu

 

GAZİANTEP’TE YAŞAYAN ANAMURLULAR HASRET GİDERDİ

 

BULGAR TÜRKLERİ! / KÜRT TÜRKLERİ!..

 

DTP’nin Kapatılması ve Etnik Fitnenin Geleceği -Nuri GÜRGÜR

 

-ŞİLİ SANTİAGO’DA ATATÜRK ANITI

 

-Cumhuriyet tarihinde ilk  kez Yörükleri dinlediler

 

5 milyon kişi işsiz kalabilir...

 

ÇEVRE ve TÜKETİCİ HAKLARINI KORUMA DERNEĞİ (ÇETKODER)  2009 YILI TÜKETİCİLERİN EN ÇOK ŞİKÂYET ETTİKLERİ HUSUSLARI AÇIKLADI…

 

ÇETKODER'DEN DOMUZ GRİBİ AŞISI HAKKINDA:

“Yeter artık kardeşim, kafa karıştırmayın, gerçekleri aktarın”

 

Ucuz hayatla evde % 20 tasarruf edin

 

YENİ NESİL TÜRKÇEYİ BÖYLE KONUŞUYOR TIKLAYINIZ...

    www.anamurunsesi.com yazdı 

 

 

ristiyan Dünyasını    Kızdıracak İddia

 

    İsveçli teologun ortaya attığı bir iddia Hıristiyan dünyasındaki en önemli inançlardan birini altüst edecek gibi görünüyor.

 

    İddiaya göre Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülmedi çünkü o dönemde Roma'da böyle bir infaz yöntemi yoktu
Göteborg Üniversitesi’nde ilahiyatçı olan Gunnar Samuelsson, ilk çağda yazılmış antik yazılara dayanarak yaptığı çalışmada, Hz. İsa’nın inanıldığı gibi çarmıha gerilerek ölmemiş olabileceğini öne sürdü.

 

    Samuelsson’e göre, İsa çarmıha gerilerek değil, başka bir infaz aracıyla öldürülmüş olabilir.

 

     01.07.2010 tarihinde www.anamurunsesi.com yazdı.   


    Hıristiyan Dünyasını    Kızdıracak İddia

 

    İsveçli teologun ortaya attığı bir iddia Hıristiyan dünyasındaki en önemli inançlardan birini altüst edecek gibi görünüyor.

 

    İddiaya göre Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülmedi çünkü o dönemde Roma'da böyle bir infaz yöntemi yoktu
Göteborg Üniversitesi’nde ilahiyatçı olan Gunnar Samuelsson, ilk çağda yazılmış antik yazılara dayanarak yaptığı çalışmada, Hz. İsa’nın inanıldığı gibi çarmıha gerilerek ölmemiş olabileceğini öne sürdü.

 

    Samuelsson’e göre, İsa çarmıha gerilerek değil, başka bir infaz aracıyla öldürülmüş olabilir.

 

    İsveçli teolog, ilk çağda uygulanan çarmıha germe uygulaması üzerine hazırladığı 400 sayfalık tezinde, İncil’de İsa’nın idamında uygulanan yöntem hakkında kesinlik bulunmadığını savundu.

 

    Samuelsson, İncil’de İsa’nın sadece bir “stauros” taşımak zorunda bırakıldığını belirtti. Birçok bilgin, “stauros” kelimesinin antik Yunancada “haç”, bu kelimeden türeyen fiilin ise çarmıha germe eylemi düzenlemek olan “anastauroun” olduğu yorumunu yaptı.

 

    Ancak, M.Ö 800 yılına kadar uzanan antik yazılar üzerinde 3.5 yıl araştırma yapmış olan Samuelsson, İncil’de geçen kelimelerin birden fazla anlamı olduğunu ortaya çıkardı. İsveçli din bilimci, “stauros” kelimesinin aslında kazık/sırık/direk ve idam cihazları anlamına geldiğini belirtti.

 

    Samuelsson, buradan yola çıkarak İncil’de bahsedilen “stauros”un gerçekte bir kazık, ağaç gövdesi veya tamamen farklı bir şey olabileceğini öne sürdü. Aynı zamanda “anastauroun” fiilinin “elini kaldırmaktan, bir müzik aletini yasaklamaya kadar” birçok eylemi temsil ettiğini belirtti.

 

        TEK İDDİASI BU DEĞİL

 

    Samuelsson’un Hıristiyanlığın en güçlü inanışlarını sorguladığı bulguları sadece kelime anlamlarından gelmiyor. İsveçli ilahiyatçı, aynı zamanda çarmıha germenin Roma İmparatorluğu döneminde alışılmış bir yöntem olmadığını tezleriyle ortaya koydu.

 

    Çarmıha germe hakkında binlerce İbranice, Aramice, Latin ve Yunan el yazması inceleyen Samuelsson, çarmıhın esirleri öldürmek için değil, öldürüldükten sonra kazığa geçirilen bir yöntem olarak ortaya çıktığı sonucuna ulaştı. Dayanılan antik yazılardan birinde, Roma’nın ilk çağ filozoflarından Genç Seneca, savaş sonrasında binlerce esirin kazıklara geçirildiğinden ve ölülerin de kazığa oturulduğundan bahsediyor.

 

    Samulsson, antik yazıların çok dikkatli bir şekilde incelendiği zaman, çarmıha germe vakalarının sadece iki ya da üç defa rastlandığını söylüyor.

 

    İsveçli ilahiyatcının bulguları, Roma döneminde çarmıha germenin çok sık uygulandığını belirten kitaplarla çelişiyor. Birinci yüzyılda üç Roma imparatoruna danışmanlık yapan Yahudi tarihçi Flavius Josephus’un yazılarına değinen Samuelsson, Romalı askerlerin bir Yahudi ayaklanmasında ele geçirdikleri tutsakları idam etmek için birçok vahşi yöntem kullandıklarını belirtti.

 

    İsa’nın yaşadığı dönemde uygulanan idam yöntemlerinin sanılandan çok farklı ve çeşitli olabileceğini belirten Samuelsson, neden çarmıhın baskın Hıristiyan motifi olduğunu da bilmediğini belirtti. İsveçli din adamı, İsa’nın ölümü ardından ikinci yüzyılda hazırlanan el yazmalarında T ve X şekilli çarmıhların sıkça kullanılmaya başlandığına dikkat çekti.

 

http://www.millethaber.com/62607-Hiristiyan_Dunyasini_Kizdiracak_Iddia_haberi.html

 

* * * * * * * *

 

        Hz İsa ile ilgili Kur’an ne demiştir?

 

    Kuranda Hz. İsa'nın çarmıhda ölmediği, ölenin başka biri olduğu ve onlara öyle gösterildiği söyleniyor. Bu durumda Hristiyanları bu inançlarından dolayı suçlamak adeletsizlik değilmidir. Zira onların çarmıhda gördükleri şahıs Hz. İsa idi.

 

    Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" (katelna) demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler (ma katelehu) ve onu asmadılar (ma salebe). Ama onlara (onun) benzeri gösterildi (şubbihe). Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldüremediler (ma katelehu). (Nisa Suresi, 157)

 

    Bu ayeti kerimede geçen "İsa hakkında ihtilafa düşenler gerçekten şüphe içindedirler. Onların bu hususta zanna uymaktan başka bir bilgileri yoktur" ifadesi de öldürdükleri kişinin Hz. İsa olup olmadığı hakkında ihtilafa düştüklerini göstermektedir. Yani onlardan bir çoğu Hz. İsa'yı öldürmediklerini bilmektedirler.

 

    Hz. İsa'yı tutuklayan Romalıların ve Yahudi din adamlarının onu çarmıha gererek öldürdükleri iddasını bazı Hıristiyan mezhepleri (örneğin Docetism) de reddetmiştir. Bu açıdan Hz. İsa aleyhisselam hakkında yanlış bilgi edinmişlerse bundan Hıristiyanlar sorumludur.

 

 http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=16050

 

* * * * * * * * *


KURAN'DA PEYGAMBERLERİN ÖLÜMÜ NASIL ANLATILIYOR?

 

    Kuran'da peygamberlerin ölümlerinin aktarıldığı kıssalarda geçen kelimelerle, Hz. İsa'nın ölümünün anlatıldığı ayetlerin incelenmesi, Hz. İsa'nın ölümüyle ilgili önemli bir gerçeği ortaya çıkarmaktadır. Bu bölümde Hz. İsa'nın ve diğer peygamberlerin ölümlerini ifade eden kelimelerin Arapça karşılıklarını ve Kuran ayetlerinde ne şekilde kullanıldıklarını inceleyeceğiz.

 

    Kuran'da peygamberlerin ölmesi veya öldürülmesiyle ilgili olarak kullanılan kelimeler ileride daha detaylı göreceğimiz gibi "katele (öldürmek), mate (ölmek), haleke (helak olmak), salebe (asmak)" ya da birkaç özel kelimedir. Oysa Hz. İsa için, Kuran'da çok açık bir ifadeyle, "Onu öldürmediler (ma katelehu) ve asmadılar (ma salebuhu)" ifadesi kullanılarak hiçbir öldürme şekliyle öldürülmediği vurgulanmaktadır. Hz. İsa'nın bir benzerinin gösterildiği ve onun Allah katına yükseltildiği bildirilmektedir. Al-i İmran Suresi'nde ise Hz. İsa'yı Allah'ın vefat ettireceği ve onu Kendi katına yükselteceği bildirilmiştir:

 

    Hani Allah, İsa'ya demişti ki: "Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim (müteveffiyke), seni Kendime yükselteceğim (rafiuke), seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim..." (Al-i İmran Suresi, 55)

 

    Kuran'da ölüm anlamı içeren kelimelerin ve Al-i İmran Suresi'nde geçen "vefat ettirme" kelimesinin kullanım şekilleri şöyledir:

 

    1) TEVEFFA: VEFAT ETTİRME

 

    Ayette geçen "vefat" kelimesinin karşılığı Türkçe'de kullanılan ölme anlamından farklı anlamlara gelmektedir. Ayetlerin Arapça karşılıklarının incelenmesi, Hz. İsa'nın bildiğimiz manada ölmediğini açıkça ortaya koyar. Maide Suresi'nin 117. ayetinde ölüm olayı şu şekilde aktarılır:

 

    "Ben onlara bana emrettiklerinin dışında hiçbir şeyi söylemedim. (O da şuydu:) 'Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin.' Onların içinde kaldığım sürece, ben onların üzerinde bir şahidim. Beni vefat ettirdiğinde (teveffeyteni), üzerlerindeki gözetleyici Sen'din. Sen herşeyin üzerine şahid olansın."

 

    Bu ayetlerde geçen ve Türkçe meallerde öldürme ya da vefat ettirme olarak çevrilen kelime Arapça'da "teveffa" kökünden türemiştir ve bu kelime ölüm manasına değil, "canın alınması" manasına gelmektedir. İnsanın canının alınmasının ise her zaman ölüm anlamına gelmediği yine Kuran'da bize bildirilmektedir. Örneğin "teveffa" kelimesinin geçtiği bir ayette insanın ölümünden değil, uykuda canının alınmasından bahsedilmektedir:

 

    Sizi geceleyin vefat ettiren (teveffakum) ve gündüzün "güç yetirip etkilemekte olduklarınızı" bilen, sonra adı konulmuş ecel doluncaya kadar onda sizi dirilten O'dur... (Enam Suresi, 60)

 

    Bu ayette "vefat ettirme" olarak tercüme edilen kelime ile, Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetinde kullanılan kelime aynıdır, yani her iki ayette de "teveffa" kelimesi geçmektedir. İnsanın, gece içinde bulunduğu durum ölüm olmadığına göre yukarıdaki ayette kullanılan "teveffakum" kelimesinin ölümü kastetmediği, doğru tercümenin "geceleyin canlarınızı alan" şeklinde olması gerektiği açıktır. Aşağıdaki ayette ise aynı kelime şu şekilde kullanılmaktadır:

 

    Allah, ölecekleri (mevt) zaman canlarını alır (teveffa); ölmeyeni de uykusunda (canını alır) (lem temut). Böylece, kendisi hakkında ölüm kararı (el mevte) verilmiş olanı tutar, öbürüsünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir... (Zümer Suresi, 42)

 

    Bu ayetten de anlaşılacağı gibi, Allah uyuyan insanın canını almaktadır, ama hakkında ölüm kararı verilmemiş olanı eceli gelinceye kadar tekrar salıvermektedir. Bu haliyle insan bildiğimiz manada ölmüş olmaz. Yalnızca geçici bir süre için ruhu bedeninden ayrılmış farklı bir boyuta girmiş olur. Uyanacağı zaman ise tekrar ruhu bedenine iade edilir.

 

    Prof. Dr. Süleyman Ateş de tefsirinde "teveffa" kelimesini şu şekilde açıklamıştır:

 

    Teveffinin, uyku manasında kullanıldığını söyleyenlere göre -ki çoğunluk bu görüştedir- ayetin takdiri "Seni uyutacağım" şeklindedir. Sonuç olarak Hz. İsa'nın uykudakine benzer bir duruma sokularak Allah katına yükseltildiğini, olayın bildiğimiz ölüm olmadığını, sadece bu boyuttan bir ayrılış olduğunu söyleyebiliriz. (Doğrusunu en iyi Allah bilir.) (Prof. Dr. Süleyman Ateş, Yüce Kur'an'ın Çağdaş Tefsiri, Cilt 2, Syf: 49-50)

 

    2) KATELE: ÖLDÜRMEK

 

    Kuran'da ölüm konusu anlatılırken genelde kullanılan kelime Arapça'da "öldürmek" anlamına gelen "katele" kelimesidir. Mümin Suresi'nde "katele" kelimesi şu şekilde kullanılmaktadır:

 

    Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim (aktul) de o (gitsin) Rabbine yalvarıp-yakarsın... (Mümin Suresi, 26)

 

    Ayette geçen "Musa'yı öldüreyim" ifadesinin Arapçası "aktul Musa" şeklindedir. Bu kelime katele fiilinden türemiştir. Bir diğer ayette ise aynı kelime şu şekilde kullanılmaktadır:

 

    ... Peygamberleri haksız yere öldürmelerindendi (yaktulune)... (Bakara Suresi, 61)

 

    Ayette geçen "öldürmelerindendi" kelimesinin Arapçası "yaktulune" şeklindedir ve yine aynı şekilde katele kelimesinden türemiştir. Ve çeviride de açıkça ifade edildiği gibi "öldürmek" anlamına gelmektedir.

 

    Aşağıda peygamberlerin ölümünü açıklayan bazı ayetlerde "katele" fiilinin ne şekilde kullanıldığı belirtilmektedir. Parantez içinde anlamları bildirilen tüm kelimelerin fiil kökleri KATELE'dir:

 

    ... Onların bu sözlerini ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini (katlehum) yazacağız... (Al-i İmran Suresi, 181)

 

    ... Büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu öldürecek misiniz? (taktulune) (Bakara Suresi, 87)

 

    ... De ki: "Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce ne diye Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?" (taktulune) (Bakara Suresi, 91)

 

    Allah'ın ayetlerini inkar edenler, peygamberleri haksız yere öldürenler (yaktulune) ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenler; (yaktulune)... (Al-i İmran Suresi, 21)

 

     ... Eğer, siz doğru idiyseniz, o halde onları ne diye öldürdünüz?" (kateltumuhum) (Al-i İmran Suresi, 183)

 

    ... Demişti ki: "Seni mutlaka öldüreceğim"... (Le aktulenneke) (Maide Suresi, 27)

 

    "Eğer beni öldürmek (taktuleni) için elini bana uzatacak olursan, ben seni öldürmek (aktuleke) için elimi sana uzatacak değilim... (Maide Suresi, 2 )

 

    "Öldürün (uktulu) Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın..." (Yusuf Suresi, 9)

 

    Firavun'un karısı dedi ki: "Benim için de, senin için de bir göz bebeği; onu öldürmeyin... (la taktulu) (Kasas Suresi, 9)

 

    "Ey Musa, önde gelenler, seni öldürmek (li yaktulu) konusunda aralarında görüşmektedirler..." (Kasas Suresi, 20)

 

    Bunun üzerine kavminin (İbrahim'e) cevabı yalnızca: "Onu öldürün (uktuluhu) ya da yakın" demek oldu... (Ankebut Suresi, 24)

 

    3) HALEKE: ÖLMEK

 

    Kuran'da öldürme fiili için kullanılan bir diğer kelime ise "haleke" fiilidir. Haleke kelimesi ayetlerde "helak olmak, ölmek" anlamlarında kullanılmaktadır. Örneğin Mümin Suresi'nin 34. ayetinde şu şekilde geçmektedir:

 

    ... Sonunda o, vefat edince, (haleke) demiştiniz ki; "Allah, ondan sonra kesin olarak bir elçi göndermez... (Mümin Suresi, 34)

 

    Ayette, Türkçeye "vefat edince" olarak çevrilen ifadenin Arapçası "iza heleke" şeklindedir ve bu kelimenin anlamı da ölmektir.

 

    4) EL MEVTE: ÖLÜM

 

    Kuran'da peygamberlerin ölümüyle ilgili olarak kullanılan bir diğer kelime ise "el mevte" kelimesidir. Mate kelimesi ayetlerde "ölmek" anlamında kullanılmaktadır. Bunlardan biri Sebe Suresi'nde Hz. Süleyman ile ilgili olarak bildirilmektedir:

 

    Böylece onun (Süleyman'ın) ölümüne (el mevte) karar verdiğimiz zaman, ölümünü (mevtihi), onlara, asasını yemekte olan bir ağaç kurdundan başkası haber vermedi... (Sebe Suresi, 14)

 

    Aynı kökenden gelen bir diğer kullanım ise Hz. Yahya'ya yönelik olarak kullanılmaktadır:

 

    ... Ona selam olsun; doğduğu gün, öleceği gün (yemutu) ve diri olarak yeniden-kaldırılacağı gün de. (Meryem Suresi, 15)

 

    Bu ayette "öleceği" şeklinde çevrilen kelimenin Arapçası "Yemutu" kelimesidir. Aynı kelime Hz. Yakub'un ölümü ile ilgili ayetlerde de geçmektedir. Bakara Suresi'nde şu şekilde geçer:

 

    Yoksa siz, Yakub'un ölüm anında (el mevte) orada şahidler miydiniz?.. (Bakara Suresi, 133)

 

    Bu ayette geçen "el mevte" kelimesi de yine aynı kökten gelmekte ve ölüm anlamı taşımaktadır.

 

    Hz. Muhammed ile ilgili bir ayette ise "katele" ve "mate" fiilleri aynı anda kullanılmaktadır:

 

    Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip-geçmiştir. Şimdi o ölürse (mate) ya da öldürülürse, (kutile) siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz?... (Al-i İmran Suresi, 144)

 

    Mate (ölmek) kökünden gelen mevt kelimesi, yine peygamber ölümlerinin anlatıldığı başka ayetlerde de geçmektedir:

 

    ... Dedi ki: "Keşke bundan önce ölseydim de (mittu), hafızalardan silinip unutuluverseydim." (Meryem Suresi, 23)

 

    Senden önce hiçbir beşere ölümsüzlüğü (el hulde) vermedik; şimdi sen ölürsen (mitte) onlar ölümsüz mü kalacaklar? (Enbiya Suresi, 34)

 

    "Beni öldürecek (yumituni), sonra diriltecek olan da O'dur," (İbrahim peygamber) (Şuara Suresi, 81)

 

    4) HALİD: ÖLÜMSÜZ

 

    Ayetlerde yer alıp, doğrudan ölmek ya da öldürmek fiilini değil, ancak ölümsüzlüğü ifade eden bir başka kelime ise "halid" kelimesidir. Halid kelimesinin anlamı kalıcı olmak, bekası devam etmek şeklindedir. Enbiya Suresi'nde "halid" kelimesi şu şekilde kullanılmıştır:

 

    Biz onları, yemek yemez cesetler kılmadık ve onlar ölümsüz (halidiyne) değillerdi. (Enbiya Suresi)

 

    5) SALEBE: ASMAK

 

    Kuran'da peygamberlerin ölümleri anlatılırken kullanılan kelimelerden biri de salebe (asmak) fiilidir. Salebe fiili "asmak, çarmıha germek ve idam etmek" gibi anlamlara gelmektedir. Bu fiil ayetlerde şu şekilde kullanılmaktadır:

 

    ... Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar (ma salebu) ... (Nisa Suresi, 157)

 

    ... Biri efendisine şarap içirecek, diğeri ise asılacak (yuslebi)... (Yusuf Suresi, 41)

 

    ... Ancak öldürmeleri asılmaları (yusallebu)... (Maide Suresi, 33)

 

    ... Muhakkak ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi idam edeceğim (usallibennekum)... (Araf Suresi, 124)

 

    ... Sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım (usallibennekum)... (Taha Suresi, 71)

 

    ... Ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asacağım (usallibennekum). (Şuara Suresi, 49)

 

    Ayetlerde de görüldüğü gibi Hz. İsa'nın vefatıyla diğer peygamberlerin ölümlerinin aktarıldığı ayetler birbirinden çok farklı kelimelerle ifade edilmektedir. Allah Kuran ayetlerinde Hz. İsa'nın öldürülmediğini, asılmadığını, insanlara onun bir benzerinin gösterildiğini, onu vefat ettirdiğini (yani uykudaki gibi canını aldığını) ve Kendi katına yükselttiğini bildirmiştir. Hz. İsa için "canını almak" anlamına gelen "Teveffa" fiili kullanılırken, diğer peygamberler için normal ölümü ifade eden katele ya da mevt gibi ifadeler kullanılmaktadır. Bu bilgiler ise bize Hz. İsa'nın durumunun olağanüstülüğünü bir kez daha göstermektedir.

 

    Sonuç olarak Hz. İsa'nın uykudakine benzer bir duruma sokularak Allah katına  yükseltildiğini, olayın bildiğimiz ölüm olmadığını, sadece bu boyuttan bir ayrılış olduğunu söyleyebiliriz. (Doğrusunu en iyi Allah bilir.) KUR'AN'DA HZ. İSA

 

http://www.ilahi.org/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=82633

 

HABERLERİMİZ TOPLAM

DEFA OKUNMUŞTUR...

**********************************

"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ

   

  Başa Dön 

Yazdır

 
 
 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır [Çınar Arıkan]