www.anamurunsesi.com
yazdı

Hıristiyan
Dünyasını Kızdıracak
İddia
İsveçli teologun
ortaya attığı bir iddia Hıristiyan
dünyasındaki en önemli inançlardan
birini altüst edecek gibi görünüyor.
İddiaya göre Hz. İsa çarmıha gerilerek
öldürülmedi çünkü o dönemde Roma'da
böyle bir infaz yöntemi yoktu
Göteborg Üniversitesi’nde ilahiyatçı
olan Gunnar Samuelsson, ilk çağda
yazılmış antik yazılara dayanarak
yaptığı çalışmada, Hz. İsa’nın
inanıldığı gibi çarmıha gerilerek
ölmemiş olabileceğini öne sürdü.
Samuelsson’e göre, İsa çarmıha gerilerek
değil, başka bir infaz aracıyla
öldürülmüş olabilir.
01.07.2010 tarihinde
www.anamurunsesi.com
yazdı.
Hıristiyan
Dünyasını Kızdıracak
İddia
İsveçli teologun ortaya attığı bir iddia
Hıristiyan dünyasındaki en önemli
inançlardan birini altüst edecek gibi
görünüyor.
İddiaya göre Hz. İsa çarmıha gerilerek
öldürülmedi çünkü o dönemde Roma'da
böyle bir infaz yöntemi yoktu
Göteborg Üniversitesi’nde ilahiyatçı
olan Gunnar Samuelsson, ilk çağda
yazılmış antik yazılara dayanarak
yaptığı çalışmada, Hz. İsa’nın
inanıldığı gibi çarmıha gerilerek
ölmemiş olabileceğini öne sürdü.
Samuelsson’e göre, İsa çarmıha gerilerek
değil, başka bir infaz aracıyla
öldürülmüş olabilir.
İsveçli
teolog, ilk çağda uygulanan çarmıha
germe uygulaması üzerine hazırladığı 400
sayfalık tezinde, İncil’de İsa’nın
idamında uygulanan yöntem hakkında
kesinlik bulunmadığını savundu.
Samuelsson, İncil’de İsa’nın sadece bir
“stauros” taşımak zorunda bırakıldığını
belirtti. Birçok bilgin, “stauros”
kelimesinin antik Yunancada “haç”, bu
kelimeden türeyen fiilin ise çarmıha
germe eylemi düzenlemek olan
“anastauroun” olduğu yorumunu yaptı.
Ancak, M.Ö 800 yılına kadar uzanan antik
yazılar üzerinde 3.5 yıl araştırma
yapmış olan Samuelsson, İncil’de geçen
kelimelerin birden fazla anlamı olduğunu
ortaya çıkardı. İsveçli din bilimci,
“stauros” kelimesinin aslında
kazık/sırık/direk ve idam cihazları
anlamına geldiğini belirtti.
Samuelsson, buradan yola çıkarak
İncil’de bahsedilen “stauros”un gerçekte
bir kazık, ağaç gövdesi veya tamamen
farklı bir şey olabileceğini öne sürdü.
Aynı zamanda “anastauroun” fiilinin
“elini kaldırmaktan, bir müzik aletini
yasaklamaya kadar” birçok eylemi temsil
ettiğini belirtti.
TEK İDDİASI BU
DEĞİL
Samuelsson’un Hıristiyanlığın en güçlü
inanışlarını sorguladığı bulguları
sadece kelime anlamlarından gelmiyor.
İsveçli ilahiyatçı, aynı zamanda çarmıha
germenin Roma İmparatorluğu döneminde
alışılmış bir yöntem olmadığını
tezleriyle ortaya koydu.
Çarmıha
germe hakkında binlerce İbranice,
Aramice, Latin ve Yunan el yazması
inceleyen Samuelsson, çarmıhın esirleri
öldürmek için değil, öldürüldükten sonra
kazığa geçirilen bir yöntem olarak
ortaya çıktığı sonucuna ulaştı.
Dayanılan antik yazılardan birinde,
Roma’nın ilk çağ filozoflarından Genç
Seneca, savaş sonrasında binlerce esirin
kazıklara geçirildiğinden ve ölülerin de
kazığa oturulduğundan bahsediyor.
Samulsson, antik yazıların çok dikkatli
bir şekilde incelendiği zaman, çarmıha
germe vakalarının sadece iki ya da üç
defa rastlandığını söylüyor.
İsveçli ilahiyatcının bulguları, Roma
döneminde çarmıha germenin çok sık
uygulandığını belirten kitaplarla
çelişiyor. Birinci yüzyılda üç Roma
imparatoruna danışmanlık yapan Yahudi
tarihçi Flavius Josephus’un yazılarına
değinen Samuelsson, Romalı askerlerin
bir Yahudi ayaklanmasında ele
geçirdikleri tutsakları idam etmek için
birçok vahşi yöntem kullandıklarını
belirtti.
İsa’nın yaşadığı dönemde uygulanan idam
yöntemlerinin sanılandan çok farklı ve
çeşitli olabileceğini belirten
Samuelsson, neden çarmıhın baskın
Hıristiyan motifi olduğunu da
bilmediğini belirtti. İsveçli din adamı,
İsa’nın ölümü ardından ikinci yüzyılda
hazırlanan el yazmalarında T ve X
şekilli çarmıhların sıkça kullanılmaya
başlandığına dikkat çekti.
http://www.millethaber.com/62607-Hiristiyan_Dunyasini_Kizdiracak_Iddia_haberi.html
* * * * * * * *
Hz İsa
ile ilgili Kur’an ne demiştir?
Kuranda Hz. İsa'nın çarmıhda ölmediği,
ölenin başka biri olduğu ve onlara öyle
gösterildiği söyleniyor. Bu durumda
Hristiyanları bu inançlarından dolayı
suçlamak adeletsizlik değilmidir. Zira
onların çarmıhda gördükleri şahıs Hz.
İsa idi.
Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu
Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" (katelna)
demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir
ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler (ma
katelehu) ve onu asmadılar (ma salebe).
Ama onlara (onun) benzeri gösterildi (şubbihe).
Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa
düşenler, kesin bir şüphe içindedirler.
Onların bir zanna uymaktan başka buna
ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu
kesin olarak öldüremediler (ma katelehu).
(Nisa Suresi, 157)
Bu ayeti kerimede geçen "İsa hakkında
ihtilafa düşenler gerçekten şüphe
içindedirler. Onların bu hususta zanna
uymaktan başka bir bilgileri yoktur"
ifadesi de öldürdükleri kişinin Hz. İsa
olup olmadığı hakkında ihtilafa
düştüklerini göstermektedir. Yani
onlardan bir çoğu Hz. İsa'yı
öldürmediklerini bilmektedirler.
Hz. İsa'yı tutuklayan Romalıların ve
Yahudi din adamlarının onu çarmıha
gererek öldürdükleri iddasını bazı
Hıristiyan mezhepleri (örneğin Docetism)
de reddetmiştir. Bu açıdan Hz. İsa
aleyhisselam hakkında yanlış bilgi
edinmişlerse bundan Hıristiyanlar
sorumludur.
http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=16050
* * * * * * * * *
KURAN'DA PEYGAMBERLERİN ÖLÜMÜ NASIL
ANLATILIYOR?
Kuran'da peygamberlerin ölümlerinin
aktarıldığı kıssalarda geçen
kelimelerle, Hz. İsa'nın ölümünün
anlatıldığı ayetlerin incelenmesi, Hz.
İsa'nın ölümüyle ilgili önemli bir
gerçeği ortaya çıkarmaktadır. Bu bölümde
Hz. İsa'nın ve diğer peygamberlerin
ölümlerini ifade eden kelimelerin Arapça
karşılıklarını ve Kuran ayetlerinde ne
şekilde kullanıldıklarını inceleyeceğiz.
Kuran'da peygamberlerin ölmesi veya
öldürülmesiyle ilgili olarak kullanılan
kelimeler ileride daha detaylı
göreceğimiz gibi "katele (öldürmek),
mate (ölmek), haleke (helak olmak),
salebe (asmak)" ya da birkaç özel
kelimedir. Oysa Hz. İsa için, Kuran'da
çok açık bir ifadeyle, "Onu öldürmediler
(ma katelehu) ve asmadılar (ma salebuhu)"
ifadesi kullanılarak hiçbir öldürme
şekliyle öldürülmediği vurgulanmaktadır.
Hz. İsa'nın bir benzerinin gösterildiği
ve onun Allah katına yükseltildiği
bildirilmektedir. Al-i İmran Suresi'nde
ise Hz. İsa'yı Allah'ın vefat ettireceği
ve onu Kendi katına yükselteceği
bildirilmiştir:
Hani Allah, İsa'ya demişti ki: "Ey İsa,
doğrusu seni Ben vefat ettireceğim (müteveffiyke),
seni Kendime yükselteceğim (rafiuke),
seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve
sana uyanları kıyamete kadar inkara
sapanların üstüne geçireceğim..." (Al-i
İmran Suresi, 55)
Kuran'da ölüm anlamı içeren kelimelerin
ve Al-i İmran Suresi'nde geçen "vefat
ettirme" kelimesinin kullanım şekilleri
şöyledir:
1) TEVEFFA:
VEFAT ETTİRME
Ayette geçen "vefat" kelimesinin
karşılığı Türkçe'de kullanılan ölme
anlamından farklı anlamlara gelmektedir.
Ayetlerin Arapça karşılıklarının
incelenmesi, Hz. İsa'nın bildiğimiz
manada ölmediğini açıkça ortaya koyar.
Maide Suresi'nin 117. ayetinde ölüm
olayı şu şekilde aktarılır:
"Ben onlara bana emrettiklerinin dışında
hiçbir şeyi söylemedim. (O da şuydu:)
'Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan
Allah'a kulluk edin.' Onların içinde
kaldığım sürece, ben onların üzerinde
bir şahidim. Beni vefat ettirdiğinde (teveffeyteni),
üzerlerindeki gözetleyici Sen'din. Sen
herşeyin üzerine şahid olansın."
Bu ayetlerde geçen ve Türkçe meallerde
öldürme ya da vefat ettirme olarak
çevrilen kelime Arapça'da "teveffa"
kökünden türemiştir ve bu kelime ölüm
manasına değil, "canın alınması"
manasına gelmektedir. İnsanın canının
alınmasının ise her zaman ölüm anlamına
gelmediği yine Kuran'da bize
bildirilmektedir. Örneğin "teveffa"
kelimesinin geçtiği bir ayette insanın
ölümünden değil, uykuda canının
alınmasından bahsedilmektedir:
Sizi geceleyin vefat ettiren (teveffakum)
ve gündüzün "güç yetirip etkilemekte
olduklarınızı" bilen, sonra adı konulmuş
ecel doluncaya kadar onda sizi dirilten
O'dur... (Enam Suresi, 60)
Bu ayette "vefat ettirme" olarak tercüme
edilen kelime ile, Al-i İmran Suresi'nin
55. ayetinde kullanılan kelime aynıdır,
yani her iki ayette de "teveffa"
kelimesi geçmektedir. İnsanın, gece
içinde bulunduğu durum ölüm olmadığına
göre yukarıdaki ayette kullanılan "teveffakum"
kelimesinin ölümü kastetmediği, doğru
tercümenin "geceleyin canlarınızı alan"
şeklinde olması gerektiği açıktır.
Aşağıdaki ayette ise aynı kelime şu
şekilde kullanılmaktadır:
Allah, ölecekleri (mevt) zaman canlarını
alır (teveffa); ölmeyeni de uykusunda
(canını alır) (lem temut). Böylece,
kendisi hakkında ölüm kararı (el mevte)
verilmiş olanı tutar, öbürüsünü ise adı
konulmuş bir ecele kadar salıverir... (Zümer
Suresi, 42)
Bu ayetten de anlaşılacağı gibi, Allah
uyuyan insanın canını almaktadır, ama
hakkında ölüm kararı verilmemiş olanı
eceli gelinceye kadar tekrar
salıvermektedir. Bu haliyle insan
bildiğimiz manada ölmüş olmaz. Yalnızca
geçici bir süre için ruhu bedeninden
ayrılmış farklı bir boyuta girmiş olur.
Uyanacağı zaman ise tekrar ruhu bedenine
iade edilir.
Prof. Dr. Süleyman Ateş de tefsirinde "teveffa"
kelimesini şu şekilde açıklamıştır:
Teveffinin, uyku manasında
kullanıldığını söyleyenlere göre -ki
çoğunluk bu görüştedir- ayetin takdiri
"Seni uyutacağım" şeklindedir. Sonuç
olarak Hz. İsa'nın uykudakine benzer bir
duruma sokularak Allah katına
yükseltildiğini, olayın bildiğimiz ölüm
olmadığını, sadece bu boyuttan bir
ayrılış olduğunu söyleyebiliriz.
(Doğrusunu en iyi Allah bilir.) (Prof.
Dr. Süleyman Ateş, Yüce Kur'an'ın Çağdaş
Tefsiri, Cilt 2, Syf: 49-50)
2) KATELE:
ÖLDÜRMEK
Kuran'da ölüm konusu anlatılırken
genelde kullanılan kelime Arapça'da
"öldürmek" anlamına gelen "katele"
kelimesidir. Mümin Suresi'nde "katele"
kelimesi şu şekilde kullanılmaktadır:
Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı
öldüreyim (aktul) de o (gitsin) Rabbine
yalvarıp-yakarsın... (Mümin Suresi, 26)
Ayette geçen "Musa'yı öldüreyim"
ifadesinin Arapçası "aktul Musa"
şeklindedir. Bu kelime katele fiilinden
türemiştir. Bir diğer ayette ise aynı
kelime şu şekilde kullanılmaktadır:
... Peygamberleri haksız yere
öldürmelerindendi (yaktulune)... (Bakara
Suresi, 61)
Ayette geçen "öldürmelerindendi"
kelimesinin Arapçası "yaktulune"
şeklindedir ve yine aynı şekilde katele
kelimesinden türemiştir. Ve çeviride de
açıkça ifade edildiği gibi "öldürmek"
anlamına gelmektedir.
Aşağıda peygamberlerin ölümünü açıklayan
bazı ayetlerde "katele" fiilinin ne
şekilde kullanıldığı belirtilmektedir.
Parantez içinde anlamları bildirilen tüm
kelimelerin fiil kökleri KATELE'dir:
... Onların bu sözlerini ve
peygamberleri haksız yere öldürmelerini
(katlehum) yazacağız... (Al-i İmran
Suresi, 181)
... Büyüklük taslayarak bir kısmınız onu
yalanlayacak, bir kısmınız da onu
öldürecek misiniz? (taktulune) (Bakara
Suresi, 87)
... De ki: "Eğer inanıyor idiyseniz,
daha önce ne diye Allah'ın
peygamberlerini öldürüyordunuz?" (taktulune)
(Bakara Suresi, 91)
Allah'ın ayetlerini inkar edenler,
peygamberleri haksız yere öldürenler (yaktulune)
ve insanlardan adaleti emredenleri
öldürenler; (yaktulune)... (Al-i İmran
Suresi, 21)
... Eğer, siz doğru idiyseniz, o halde
onları ne diye öldürdünüz?" (kateltumuhum)
(Al-i İmran Suresi, 183)
... Demişti ki: "Seni mutlaka
öldüreceğim"... (Le aktulenneke) (Maide
Suresi, 27)
"Eğer beni öldürmek (taktuleni) için
elini bana uzatacak olursan, ben seni
öldürmek (aktuleke) için elimi sana
uzatacak değilim... (Maide Suresi, 2 )
"Öldürün (uktulu) Yusuf'u veya onu bir
yere atıp-bırakın..." (Yusuf Suresi, 9)
Firavun'un karısı dedi ki: "Benim için
de, senin için de bir göz bebeği; onu
öldürmeyin... (la taktulu) (Kasas
Suresi, 9)
"Ey Musa, önde gelenler, seni öldürmek (li
yaktulu) konusunda aralarında
görüşmektedirler..." (Kasas Suresi, 20)
Bunun üzerine kavminin (İbrahim'e)
cevabı yalnızca: "Onu öldürün (uktuluhu)
ya da yakın" demek oldu... (Ankebut
Suresi, 24)
3) HALEKE:
ÖLMEK
Kuran'da öldürme fiili için kullanılan
bir diğer kelime ise "haleke" fiilidir.
Haleke kelimesi ayetlerde "helak olmak,
ölmek" anlamlarında kullanılmaktadır.
Örneğin Mümin Suresi'nin 34. ayetinde şu
şekilde geçmektedir:
... Sonunda o, vefat edince, (haleke)
demiştiniz ki; "Allah, ondan sonra kesin
olarak bir elçi göndermez... (Mümin
Suresi, 34)
Ayette, Türkçeye "vefat edince" olarak
çevrilen ifadenin Arapçası "iza heleke"
şeklindedir ve bu kelimenin anlamı da
ölmektir.
4) EL MEVTE:
ÖLÜM
Kuran'da peygamberlerin ölümüyle ilgili
olarak kullanılan bir diğer kelime ise
"el mevte" kelimesidir. Mate kelimesi
ayetlerde "ölmek" anlamında
kullanılmaktadır. Bunlardan biri Sebe
Suresi'nde Hz. Süleyman ile ilgili
olarak bildirilmektedir:
Böylece onun (Süleyman'ın) ölümüne (el
mevte) karar verdiğimiz zaman, ölümünü (mevtihi),
onlara, asasını yemekte olan bir ağaç
kurdundan başkası haber vermedi... (Sebe
Suresi, 14)
Aynı kökenden gelen bir diğer kullanım
ise Hz. Yahya'ya yönelik olarak
kullanılmaktadır:
... Ona selam olsun; doğduğu gün,
öleceği gün (yemutu) ve diri olarak
yeniden-kaldırılacağı gün de. (Meryem
Suresi, 15)
Bu ayette "öleceği" şeklinde çevrilen
kelimenin Arapçası "Yemutu" kelimesidir.
Aynı kelime Hz. Yakub'un ölümü ile
ilgili ayetlerde de geçmektedir. Bakara
Suresi'nde şu şekilde geçer:
Yoksa siz, Yakub'un ölüm anında (el
mevte) orada şahidler miydiniz?..
(Bakara Suresi, 133)
Bu ayette geçen "el mevte" kelimesi de
yine aynı kökten gelmekte ve ölüm anlamı
taşımaktadır.
Hz. Muhammed ile ilgili bir ayette ise "katele"
ve "mate" fiilleri aynı anda
kullanılmaktadır:
Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan
önce nice elçiler gelip-geçmiştir. Şimdi
o ölürse (mate) ya da öldürülürse, (kutile)
siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye
mi döneceksiniz?... (Al-i İmran Suresi,
144)
Mate (ölmek) kökünden gelen mevt
kelimesi, yine peygamber ölümlerinin
anlatıldığı başka ayetlerde de
geçmektedir:
... Dedi ki: "Keşke bundan önce ölseydim
de (mittu), hafızalardan silinip
unutuluverseydim." (Meryem Suresi, 23)
Senden önce hiçbir beşere ölümsüzlüğü
(el hulde) vermedik; şimdi sen ölürsen
(mitte) onlar ölümsüz mü kalacaklar?
(Enbiya Suresi, 34)
"Beni öldürecek (yumituni), sonra
diriltecek olan da O'dur," (İbrahim
peygamber) (Şuara Suresi, 81)
4) HALİD:
ÖLÜMSÜZ
Ayetlerde yer alıp, doğrudan ölmek ya da
öldürmek fiilini değil, ancak
ölümsüzlüğü ifade eden bir başka kelime
ise "halid" kelimesidir. Halid
kelimesinin anlamı kalıcı olmak, bekası
devam etmek şeklindedir. Enbiya
Suresi'nde "halid" kelimesi şu şekilde
kullanılmıştır:
Biz onları, yemek yemez cesetler
kılmadık ve onlar ölümsüz (halidiyne)
değillerdi. (Enbiya Suresi)
5) SALEBE:
ASMAK
Kuran'da peygamberlerin ölümleri
anlatılırken kullanılan kelimelerden
biri de salebe (asmak) fiilidir. Salebe
fiili "asmak, çarmıha germek ve idam
etmek" gibi anlamlara gelmektedir. Bu
fiil ayetlerde şu şekilde
kullanılmaktadır:
... Oysa onu öldürmediler ve onu
asmadılar (ma salebu) ... (Nisa Suresi,
157)
... Biri efendisine şarap içirecek,
diğeri ise asılacak (yuslebi)... (Yusuf
Suresi, 41)
... Ancak öldürmeleri asılmaları (yusallebu)...
(Maide Suresi, 33)
... Muhakkak ellerinizi ve ayaklarınızı
çaprazlama keseceğim ve hepinizi idam
edeceğim (usallibennekum)... (Araf
Suresi, 124)
... Sizin ellerinizi ve ayaklarınızı
çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma
dallarına asacağım (usallibennekum)...
(Taha Suresi, 71)
... Ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim
ve sizin hepinizi gerçekten asacağım (usallibennekum).
(Şuara Suresi, 49)
Ayetlerde de görüldüğü gibi Hz. İsa'nın
vefatıyla diğer peygamberlerin
ölümlerinin aktarıldığı ayetler
birbirinden çok farklı kelimelerle ifade
edilmektedir. Allah Kuran ayetlerinde
Hz. İsa'nın öldürülmediğini,
asılmadığını, insanlara onun bir
benzerinin gösterildiğini, onu vefat
ettirdiğini (yani uykudaki gibi canını
aldığını) ve Kendi katına yükselttiğini
bildirmiştir. Hz. İsa için "canını
almak" anlamına gelen "Teveffa" fiili
kullanılırken, diğer peygamberler için
normal ölümü ifade eden katele ya da
mevt gibi ifadeler kullanılmaktadır. Bu
bilgiler ise bize Hz. İsa'nın durumunun
olağanüstülüğünü bir kez daha
göstermektedir.
Sonuç olarak Hz. İsa'nın uykudakine
benzer bir duruma sokularak Allah katına
yükseltildiğini, olayın bildiğimiz ölüm
olmadığını, sadece bu boyuttan bir
ayrılış olduğunu söyleyebiliriz.
(Doğrusunu en iyi Allah bilir.)
KUR'AN'DA
HZ. İSA
http://www.ilahi.org/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=82633
**********************************
"Anamur'un ve
Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek
Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ