www.anamurunsesi.com
yazdı

GAZZE
YARDIM GEMİSİNE YAPILAN SALDIRIYLA
İLGİLİ YAZILI SORU ÖNERGESİ VERİLDİ
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup
Başkanvekili ve Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır; Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan’ın cevaplaması istemiyle yazılı
soru önergesi verdi.
Başbakan Erdoğan’ın Kanada’nın Toronto
şehrinde yaptığı basın toplantısında
konuyla ilgili hala net bir açıklamada
bulunulmaması sebebiyle konunun hala
merak konusu olmaya devam ettiğinin
bildirildi
28.06.2010 tarihinde
www.anamurunsesi.com
yazdı.
HABER:Fatma
KAYA(Arıkan)-Ankara
GAZZE
YARDIM GEMİSİNE YAPILAN SALDIRIYLA
İLGİLİ YAZILI SORU ÖNERGESİ VERİLDİ
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup
Başkanvekili ve Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır; Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan’ın cevaplaması istemiyle yazılı
soru önergesi verdi.
.jpg)
Başbakan Erdoğan’ın Kanada’nın Toronto
şehrinde yaptığı basın toplantısında
konuyla ilgili hala net bir açıklamada
bulunulmaması sebebiyle konunun hala
merak konusu olmaya devam ettiğinin
bildirildiği soru önergesinde şu
konulara değinildi:
“Gazze’ye insani yardım malzemesi
götüren Mavi Marmara gemisine Akdeniz’in
Uluslar arası kara sularında İsrail
askerlerince yapılan saldırıda 9
vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.
Aradan bir ay kadar bir süre geçmesine
rağmen, İsrail Devletine karşı Türk
Hükümetinin ne gibi girişimlerde
bulunduğu ve yaptırım uygulanıp
uygulanmadığı merak konusu olmaya devam
etmektedir.
Hal böyleyken, Kanada’nın Toronto
şehrinde düzenlediğiniz basın
toplantısında bu konuyla ilgili net
olmayan açıklamalarınız medyada yer
almıştır.”
Soru önergesinin devamında
“kamuoyunun
da net cevaplarını beklediği soruların
açıklığa kavuşturulması için” aşağıdaki
soruların cevaplandırılması istenmiştir:
1. İsrail’in Mavi Marmara Gemisi’ne
saldırısı ile ilgili olarak, ulusal ve
uluslar arası hukuk çerçevesinde hangi
girişimlerde bulundunuz?
2. Bu saldırıyla ilgili olarak İsrail’e
karşı bir yaptırım uyguluyor musunuz?
3. İsrail tarafından rehin alınan Mavi
Marmara gemisi ve diğerleri ne zaman
teslim edilecektir?
4. Hamas yöneticilerinin EL-FETİH
yönetimi ile ihtilaflarına arabulucu
olarak MISIR Devletini işaret etmelerini
nasıl karşılıyorsunuz?
5. Ortadoğu Barışı konusunda dünden daha
umutlu olduğunuzu söyleyebilir misiniz?
Soru Önergesi tam metni:
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın
Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından yazılı
olarak cevaplandırılmasını
müsaadelerinizi arz ederim. 28/06/2010

Mehmet
ŞANDIR
MHP Mersin Milletvekili
Gazze’ye insani yardım malzemesi götüren
Mavi Marmara gemisine Akdeniz’in Uluslar
arası kara sularında İsrail askerlerince
yapılan saldırıda 9 vatandaşımız
hayatını kaybetmiştir. Aradan bir ay
kadar bir süre geçmesine rağmen, İsrail
Devletine karşı Türk Hükümetinin ne gibi
girişimlerde bulunduğu ve yaptırım
uygulanıp uygulanmadığı merak konusu
olmaya devam etmektedir.
Hal böyleyken, Kanada’nın Toronto
şehrinde düzenlediğiniz basın
toplantısında bu konuyla ilgili net
olmayan açıklamalarınız medyada yer
almıştır.
Kamuoyunun da net cevaplarını beklediği
soruların açıklığa kavuşturulması için;
1. İsrail’in Mavi Marmara Gemisi’ne
saldırısı ile ilgili olarak, ulusal ve
uluslar arası hukuk çerçevesinde hangi
girişimlerde bulundunuz?
2. Bu saldırıyla ilgili olarak İsrail’e
karşı bir yaptırım uyguluyor musunuz?
3. İsrail tarafından rehin alınan Mavi
Marmara gemisi ve diğerleri ne zaman
teslim edilecektir?
4. Hamas yöneticilerinin EL-FETİH
yönetimi ile ihtilaflarına arabulucu
olarak MISIR Devletini işaret etmelerini
nasıl karşılıyorsunuz?
5. Ortadoğu Barışı konusunda dünden daha
umutlu olduğunuzu söyleyebilir misiniz?
& & & & & & & & & & & & & & & &
KONUYA İLİŞKİN ÇARPICI BİR YORUM YAZISI
ANAMURLU GAZETECİ YAZAR ÖNDER DEMİR'DEN
GELDİ. İŞTE O YAZI;
ARAP’DAN DOST OLMAZ!...
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın
”one minute”
açılımı ile tırmanan Türk- İsrail
ilişkileri, Mavi Marmara yardım gemisine
yapılan sert müdahale sonrası 9 kişinin
yaşamını yitirmesi ile son bulmuştu.
İsrail hükümetinin müdahalesi elbette
onaylanamaz bir eylem biçimi idi.
Tüm dünya da bunu zaten kabul etmiş
durumda. Ancak bu olayların bu kadar
tırmanma sebebinin arkasındaki gerçek
nedenleri de unutmamak gerekir.
Sn. Başbakanın tüm dünyanın takip ettiği
bir TV. Programında, İsrailli
politikacılar hakkında oldukça sert
ifadeler kullanması ilişkileri bu
noktaya getirdi. Gazze’ye insani yardım
götürme düşüncesi oldukça güzel bir
fikir. Bu fikre niye ilk olarak biz
öncülük ediyoruz? Koskocaman Arap
dünyası dururken…
Aynı Filistinlilerin ve hatta tüm
Arapların yıllardır Osmanlıyı hep
arkadan vurduğunu asla unutmayalım. Yani
bu Araplar yüzünden karşılıklı
çıkarlarımız bulunan komşularımızla iyi
ilişkilerimizi asla zedelememeli. Bazı
ülkelere kol kanat gererek yanlış dış
politika izlenmemeli. İzlenirse işte
sonuç böyle olur.
İsrail’e karşı protesto eylemlerinden
başka bir şey yapabildik mi? Yapamadık.
O zaman izlenen politika yanlış
demektir.
Bu son yaşanan olaylar sonrası İsrail’le
aramızdaki ticari ve turistik
çıkarlarımız hep bizim aleyhimize
gelişti. 300 bin İsrailli turist bu
yılki Türkiye rezervasyonlarını iptal
ettirdi. Diğer yandan ülkemizle ticaret
yapan binlerce İsrailli firma ticari
bağlarını kesti. Demek ki bu politika
baştan aşağı yanlış.
Şimdi bozulan ikili ilişkileri tamir
etmek için yıllarca uğraşmak gerekecek.
Elin zengin Arabi tüm ithalatını
Avrupa’dan veya Amerika’dan yapar,
tatilini Avrupa’da geçirir. Biz de
Gazze’ye yardım için en ön saflarda
canımızı tehlikeye atarız.
Uğrunda canımızı hiçe saydığımız
Filistinliler yani Araplar tarihte
Osmanlıya yapmadığını bırakmamış.
İsterseniz Arap ihanetlerini bir kez
daha gözden geçirelim. Bunun sonrasında
Araplara yardım yapılmalı mı? Yoksa
yapılmamalı mı? Kararı siz verin!
1914 de başlayıp 1918 de sona eren
birinci Dünya savaşları sırasında her
cephede savaş veren Osmanlı ne yazık ki
en büyük ihaneti yine Arap ırkından
görmüştür.
Irak’tan Yemene, Filistin’den Libya’ya
kadar uzanan topraklarda Osmanlı
varlığını yaşatmak uğruna tüm benliğini
ortaya koyan askerlerimiz, bununla da
kalmayıp canını da vermek zorunda kaldı.
Kendilerini Araplardan ayırt etmeyip,
Arapları da kendilerinden saydılar.
Sahiplendiler.1517 den 1918 yılına kadar
asırlarca bu hep böyle sürdü. Ama aynı
Araplar Osmanlıdan kurtulmak için
İngilizlerle işbirliği yapıp onları hep
sırtından vurdu. Aynı Araplar batının
kışkırtıcı ajanlarının ve silahlı gizli
örgütlerin faaliyetleri ile ayrılıkçı
siyaseti savundular ve Osmanlı Devletine
karşı İngiltere cephesinde yer almaktan
geri kalmadılar.
Ne İstanbul’dan ne de müttefik
Almanlardan hiçbir yardım alamayan
Osmanlı Ordusu silahsız, susuz, yemeksiz
ve kimsesiz kalmıştı. Osmanlı evladı
Sina ve Filistin Çöllerinde bir lokma
ekmek ve bir yudum suya hasret kalmıştı.
Askerin en önemli teçhizatı arasında yer
alan matara da yoklar arasındaydı.
Sonunda askere matara yerine testi bile
verilmişti. Yani Osmanlı Ordusu iyice
komik duruma düşmüştü.
Bunu fırsat bilen hain Araplar, Osmanlı
karargâhlarını yağmalayıp, Türk askerini
ölüme mahkûm ediyordu. Sabotajlara
İngilizlerle birlikte katılan hain
Araplar yaralı ve ölü askerlerimizin
altın dişlerini bile sökecek kadar
canileştiler.
Cephede yaralanan askerler hastanelere
alınmayıp ölüme terk ediliyordu. Manzara
utanç ve dehşet verici boyutlara
ulaşmıştı.
Mekke ve Medine de bulunan kutsal
emanetleri canı pahasına koruyan ve
tamir eden Osmanlı neferi, bu dönemde
Hicaz Demiryolunu da yapmaktan geri
kalmamıştı. Başta Kudüs olmak üzere Arap
topraklarında ki birçok şehri imar edip,
halkın huzur içinde yaşamasını da temin
etmeyi başarmıştı Osmanlı…
Çöl Kaplanı lakabıyla tanınan Fahrettin
Paşa 72 gün aç susuz savunduğu Medine’yi
yeterli yardım gelmediği için sonunda
teslim etmek zorunda kaldı. Yakalanıp
Malta’ya sürüldü. Oradan bir fırsatını
bulup kaçarak İstanbul’a gelen paşa daha
sonra Anadolu da ki milli mücadeleye
katıldı.
Yıllarca ekmeğini yiyip, apolet ve
madalyasını taktıkları Osmanlıya karşı
ordu içinde ki Arap kökenli paşalar ve
subaylar da ihanet edince Osmanlı ne
yapacağını iyice şaşırdı. İhanet
odakları sadece askerler değil, yöresel
bürokratlar ve idareciler de Osmanlıyı
hep arkadan vurmaya başladı.
Tek amaçları Osmanlıyı Arap
topraklarından atmaktı. Bunun için de
ellerinden gelen her türlü ihaneti
yapmaktan geri kalmadılar.
Emir Şerif, Şefik El Müeyyet, Albay
Yasin Hilmi, Albay Ahmet Cevdet, Tegmen
Fevfik ve Şerif Hüseyin bu hainlerden
bazılarıdır. Bu hainler daha sonra savaş
sırasında kıtalarından kaçarak Arap
ordularına hizmet etmeye başladılar.
Yani sizin anlayacağınız ihanetin
boyutları her geçen gün büyüyerek
genişliyor, Osmanlı ordularının işi de
iyice zorlaşıyordu.
İhanet odaklarının sonunda istediği
oldu. Cephede aç, susuz ilaçsız ve
cephanesiz kalan Osmanlı Ordusu sonunda
Arap ihanetçiler sayesinde savaştan
yenik ayrılıp, Arap topraklarını terk
etmek zorunda kaldı. Bu acı olayları
kimse unutmasın! Unutturmasın!
Arap toprakları uğruna canını ortaya
koyan Mehmetçik sırtından haince
vurulunca sonunda dünyanın da istediği
oldu. 1918 yılı çok uzak bir tarih
değil. Yaşanan olaylar Tüm sıcaklığı ile
hafızalara kazınmışken,
”Gazze’ye Yardım
Açılımı“ adı altında şimdi Türk Milleti
yine bir oyunun içine çekilmek
isteniyor. Bu oyun Türk- İsrail
savaşıdır.
Şimdi artık millet olarak gözümüzü açma
zamanıdır. Türk Milleti tarihte bugüne
kadar kendisini hep sırtından vuran
ihanetçi Araplar yüzünden tehlikeye
atılmamalıdır. Daha doğrusu bu tür;
düşünmeden, tartılmadan ve iyice
muhakeme edilmeden uygulamaya konulacak
maceralar Türk Milletine göre değildir.

ÖNDER DEMİR
Gazeteci-Yazar
**********************************
"Anamur'un ve
Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek
Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ