
Ucuz
hayatla evde % 20 tasarruf edin
Ankara Ticaret
Odası'nın (ATO) "Ucuz Hayat"
raporunda, küresel ekonomik krizin
etkilerini azaltmak için ucuz yaşam
formülleri uygulayan şirketlerin aylık
giderlerinde yüzde 50'ye varan
oranlarda, vatandaşın ise yüzde 20-30
oranında tasarruf sağladığı belirtildi.
ATO tarafından hazırlanan "Ucuz
Hayat" raporuna
göre, ekonomik kriz Türk halkının
yaratıcı zekasını geliştirdi.
16.02.2010 tarihinde
www.anamurunsesi.com
yazdı.
Ucuz hayatla evde % 20 tasarruf edin
Ankara Ticaret Odası'nın (ATO)
"Ucuz Hayat"
raporunda, küresel ekonomik krizin
etkilerini azaltmak için ucuz yaşam
formülleri uygulayan şirketlerin aylık
giderlerinde yüzde 50'ye varan
oranlarda, vatandaşın ise yüzde 20-30
oranında tasarruf sağladığı belirtildi.
ATO tarafından hazırlanan
"Ucuz Hayat"
raporuna göre, ekonomik kriz Türk
halkının yaratıcı zekasını geliştirdi.
Geçim sıkıntısı çekmesi nedeniyle akla
hayale gelmeyecek "ucuz yaşam
formülleri" üreten vatandaş, elektrikten
doğalgaza, akaryakıttan gıdaya kadar her
alanda tasarruf yapmanın bir yolunu
buldu.
Özellikle tasarruf konusunda mucizeler
yaratan ev kadınları, marketlerdeki
indirimleri yakından takip ederek, raf
ömrü dolmak üzere olan tavuk, süt,
yoğurt, salça, ketçap, meyve suyu,
bisküvi gibi ürünleri yarı fiyatına
satan marketlere gidiyor.
Marketlerde önce
"promosyonlu" ve
"indirimli"
ürünler ile "Ne
alırsan 1 lira" reyonlarına bakan
kadınlar, sebze-meyve pazarına da,
fiyatların daha düşük olduğu akşam
saatlerinde gidiyor, giysi alışverişini
sezon sonuna bırakıyor, saçını evde
kendisi boyuyor, manikür-pedikür, ağda
gibi kişisel bakımlarını evde yapıyor,
çamaşır makinesinden boşalan deterjanlı
suyla önemsiz çamaşırlar ile elde
yıkanması gereken çamaşırları ya da
balkonu yıkıyor, durulama suyunu da
yerleri silmede ya da tuvalet
temizliğinde kullanıyor.
Şofben veya kombiden sıcak su gelene
kadar akan soğuk suyu biriktiren
kadınlar, çamaşır makinesini düşük ısıda
çalıştırıyor, çamaşırı nemliyken
ütülüyor, daha ucuz olduğu için kırık
yumurta, kırık peynir, kırık pirinç
alıyor, sağlığını riske atarak kızartma
yağını birkaç kez kullanıyor, kış
yiyeceklerini yazdan hazırlıyor, salça,
turşu, reçel gibi yiyecekleri satın
almak yerine evde yaparak ucuza
getiriyor, sütü, kapıdan alıyor, yoğurdu
kendisi yapıyor.
Elektrik, su ve yakıt giderleri
ailelerin bütçesinde kiradan sonra en
önemli yeri tutuyor. Tasarruf yapan
aileler, aydınlatmada floresan lamba ya
da az enerji tüketen tasarruflu
ampullere yöneliyor.
Televizyon izlerken ışığı kapatan
vatandaş, saçını, fön makinası yerine
havlu ile kurutuyor, kimi aileler de
günün belli saatlerinde indirim imkanı
sağ layan "akıllı
sayaç" kullanıyor, çamaşır ve
bulaşık makinasını 22.00-06.00 saatleri
arasında çalıştırarak yüzde 55 civarında
tasarruf sağlıyor.
.jpg)
Rapora göre, özellikle kış aylarında
yakıt masrafları ailelerin bütçelerine
ağır bir yük getiriyor.
Konutlarda ısı yalıtımı yaygınlaşıyor,
tüm aile bireylerinin işe ya da okula
gittiği zamanlarda evlerde kombiler
kapatılıyor ya da iyice kısılıyor,
kullanılmayan odaların radyatörleri
tamamen kapatılıyor ve sobalı evde
oturan alt gelir düzeyindeki vatandaş
ise sokaklardan odun parçaları,
sebze-meyve kasaları, karton kutu,
gazete toplayıp yakacak yapıyor.
Yemeğini ve çayını soba üzerinde pişiren
vatandaş, sobada ısıttığı suyla
yıkanıyor, yazın suyu güneşte ısıtıyor,
pencerelerine naylon, kapı kenarlarına
sünger yapıştırarak ısı izolasyonu
yapıyor, özellikle sanayideki
işyerlerinde ısınmak için pet şişe ve
eski otomobil lastiği yakılıyor.
Raporda, geçim sıkıntısının tasarruf
yapmaya zorladığı ailelerin dikkat
ettiği diğer hususlar da şöyle
sıralandı:
"-Vatandaş marketlerin indirimlerini
sıkı bir şekilde takip ediyor.
-Emekli vatandaşlar marketleri tek tek
dolaşarak fiyat araştırması yaparken,
dolaşmaya vakti olmayanlar indirim
kataloglarına bakıyor. İndirimleri
yakından takip ediyor.
-Pek çok tüketici, marketlerin kapıdan
kapıya servis araçlarını tercih ediyor.
-Yakıt giderlerini kısmak isteyen
aileler internetten market alışverişi
yapıyor.
-Ucuz elektronik eşya almak isteyen
tüketiciler elektronik market
zincirlerinin indirimli açılışlarında
geceden sıraya giriyor.
-Tüketiciler marketlerin verdiği indirim
kartlarına rağbet gösteriyor. Kiminin
cebinde birkaç tane market indirim kartı
bulunuyor.
-Marketler, alım gücü düşük müşterileri
için kendi isimlerini taşıyan ucuz
ürünlere de raflarında geniş yer
veriyor.
-Meyve suyu, süt, ayran, peynir, zeytin,
kuruyemiş, çikolata, kraker, gofret,
kek, bakliyat, makarna, sıvı yağ,
margarin, baharat, salça, ketçap,
mayonez, sirke, çay, küp şeker, toz
şeker, bal, reçel, pekmez, puding, un,
salam, sucuk, deterjan, çamaşır suyu,
yumuşatıcı, yüzey temizleyici, koku
giderici, temizlik bezi, bulaşık
süngeri, tuvalet kağıdı, kağıt havlu,
kağıt peçete, kağıt mendil, şampuan, duş
jeli gibi pek çok ürün artık market
markalı olarak da satılıyor. Dar gelirli
vatandaşlar da markalı ürünler yerine
organize perakende mağazaların kendi
isimleriyle fason olarak yaptırdıkları
bu ürünleri kullanıyor.
-Kalabalık aileler, belediyelerin
ürettiği ucuz ekmeği tercih ediyor.
-Kimileri "halk ekmek" büfeleri önündeki
uzun kuyruklara girerken, kimileri de
ucuz bayat ekmek satan fırınlara
yöneliyor.
-Sürekli artan akaryakıt fiyatları
karşısında bocalayan vatandaş, akaryakıt
giderlerini paylaşmak için, işyeri aynı
güzergahta olan yol arkadaşları buluyor.
-Benzin masrafları ile baş edemeyen
sürücüler araçlarına LPG taktırıyor.
Dolayısıyla, araçlarda LPG kullanımı
giderek artıyor.
-Kimileri mecbur kalmadıkça otomobilini
kullanmıyor. İşine servisle ya da toplu
taşım araçlarıyla gidiyor. Bazıları ise
otostop yapıyor.
-Bazıları da marketlerin servis
araçlarına müşteri gibi binerek kaç ak
yolculuk yapıyor.
-Dar gelirli vatandaş, bütçesinden
sinemaya pay ayıramayınca, sinemayı eve
taşıyor. Sinema biletine vereceği
parayla 5-6 adet korsan DVD-VCD satın
alarak ya da internet sitelerinden film
indirerek evinde izliyor.
-Müziksever vatandaşlar da kaset ve
CD'ye para vermek yerine, yine internet
sitelerinden müzik parçaları indirmeyi
tercih ediyor.
-Vatandaş ücretsiz olduğu için satılık
otomobil, satılık ve kiralık ev gibi
ilanlarını gazetelere değil bu amaçla
kurulmuş internet sitelerine veriyor.
-Özellikle öğrenciler, internete para
ödememek için, ücretsiz olarak
bağlanabileceği alışveriş merkezlerine
gidiyor.
-Bütçesini denkleştirmeye çalışan alt
gelir grubu "bit pazarı", orta gelir
grubu ise "sosyete pazarı"nın yolunu
tutuyor.
-Orta gelir grubu ise giysi, çanta ve
ayakkabı gibi ihtiyaçlarını karşılarken
markalı ürünler yerine, sosyete
pazarlarında satılan taklit ürünleri
tercih ediyor. Outlet ve spot mağazalar
da orta gelir grubunun alışveriş yaptığı
yerler arasında yer alıyor.
-Vatandaş, kozmetik, temizlik ürünleri
ve kuru gıdada, ambalajlı ve markalı
ürünler yerine daha ucuz olan açık
ürünleri tercih ediyor.
-Vatandaş, açık parfüm, açık bulaşık
deterjanı, açı k çamaşır deterjanı, açık
çamaşır suyu ve açık şampuan gibi
ürünler alıyor.
-Kemer sıkan vatandaş, et, kıyma,
pastırma gibi pahalı gıdalardan gramla
alıyor.
-Vatandaş, eski ya da modası geçmiş
giysilerini ve ayakkabıların ı çöpe
atmak yerine tamir ettirerek ya da
modelini değiştirerek kullanmaya devam
ediyor.
-Alt gelir grubundaki vatandaşlar eski
kazakları bile söküp paspas, elbezi, lif
örerek değerlendiriyor.
-Kaçık çoraplardan bulaşık bezi, eski
tişört, atlet, havlu ve çarşaflardan toz
bezi ya da yer bezi yapılıyor.
-Köyü ile bağını koparmayan düşük gelir
düzeyindeki ailelerin kışlık erzakı
memleketten geliyor.
-Sofraya kırmızı et koyamayan, beyaz et
ya da sakatat alıyor.
-Zeytinyağı yerine mısır özü ya da
ayçiçeği yağı, damacana su yerine çeşme
suyu kullanıyor.
-Çocuğuna hazır mama alamayan pirinç
unundan mama yapıyor.
-Kira giderini karşılamakta zorlanan
çiftler aile büyüklerinin yanına
taşınıyor ya da aile büyükleri evlerini
kapatıp çocuklarının yanına taşınıyor.
Aile büyüklerinin emekli maaşı da haneye
ek gelir olarak giriyor.
-Büyük şehirlerde, bekarlar aynı evi
paylaşıyorlar. Böylece kira, elektrik,
su ve doğal gaz faturaları hafifliyor.
-Ev kiralanırken kombili, kapıcısız ve
asansörsüz olanlar tercih ediliyor.
-Dar gelirli vatandaş, grip, nezle,
soğuk algınlığı için doktora gitmek
yerine bitki çaylarıyla, şifalı otlarla
ya da ucuz ve bilindik ilaçlarla kendi
kendini tedavi ediyor.
-Çocuğunun dişini kendisi çekiyor.
-Çocuğuna okul harçlığı veremeyen alt
gelir düzeyindeki aileler ise "beslenme
çantası" dönemine geri döndü. Pek çok
dar gelirli aile çocuğuna harçlık vermek
yerine sandviç hazırlıyor.
-Okul kitaplarını alamayan aileler, bir
üst sınıftaki öğrencilerin kullanılmış
kitaplarını istiyor ya da ikinci el
kitap ders kitabı satın alıyor.
-Dar gelirli çiftler düğün yerine sade
bir nikah töreni ile dünya evine
giriyor. Düğünü evde ya da apartmanın
bahçesinde yapıyor. Çiftler balayı
yerine memleketlerine gidiyor.
Rapora ilişkin değerlendirmelerde
bulunan ATO Başkanı Sinan Aygün, her
gelir düzeyinden vatandaşın ekonomik
sıkıntılar nedeniyle tasarrufa
yöneldiğini belirterek, şirketlerin
uyguladıkları tasarruf yöntemleriyle
aylık giderlerini yüzde 50'ye varan
oranlarda, vatandaşların ise yüzde 20-30
oranında düşürdüğüne dikkat çekti.
Global ekonomik kriz nedeniyle özellikle
işini kaybeden aile bireylerinin, daha
çok tasarruflu davranmaya yöneldiğini,
bunun yanı sıra orta ve dar gelirli
vatandaşların ve hatta şirketlerin bile
akıl almaz tasarruf yöntemlerine
başvurduğunu söyleyen Aygün,"Krizler
yaşam kalitemizi düşürdü" dedi.
Halkın global ekonomik krizi tasarruf
yaparak aşmaya çalıştığını ifade eden
Aygün, şunları söyledi:
"Sadece
vatandaşlar değil, şirketler de masraf
kısmak için ciddi önlemlere başvurdular.
Şirketlerde de iki telefondan biri
kapatıldı. Pahalı kiralar anlaşma
yoluyla indirildi ya daha ucuz yerlere
taşınıldı. Hizmet sektöründe
çalışanların önemli bir bölümü de,
ofisleri kapatıp, evleri ev ofis şekline
dönüştürdü. Küçük şirketlerin sekreter
çalıştı rmaya bile gücü yetmiyor, şirket
sahipleri sekreterden vazgeçip
telefonlara kendi bakıyor, temizliğini,
çayını, ayak işlerini yine patron
üstleniyor. Deterjan, kağıt havlu,
hijyenik maddelerden önemli miktarda
tasarruf sağlanıyor. Şirkete ucuz kredi
sağlamak için ticari kredi yerine
tüketici kredisi tercih ediliyor. Aylık
yüzde 2.5 gecikme faizi ödemek yerine
banka kredileri kullanılarak vergi
borçları kapatılmaya çalışılıyor. Güç
ekonomik şartlarda artık devir hesap
devri."
Global kriz paniğinin atlatılmaya
başlandığını, şirketlerin de buna
paralel olarak normalleşme sürecine
girmeye başladığını belirten Aygün, Türk
halkının ve özel sektörünün ekonomik
krizleri kendi yöntemleri ile aşmay ı
başardığını, bu kez de başaracağına
inandığını ifade etti. Aygün, 2010
yılıyla birlikte hissedilir bir
düzelmenin ortaya çıkacağını kaydetti.
http://www.netgazete.com/
ANKARA -AA
"Anamur'un ve
Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek
Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ