www.anamurunsesi.com
yazdı

ABD'nin Ortadoğu'daki yeni rakibi
Türkiye
Uluslararası
siyasetin önemli dergilerinden Foreign
Policy'de çarpıcı bir yorum yayımlandı.
ABD’de yayımlanan Foreign Policy
dergisinde çıkan yorum yazısında, ABD
yönetiminin eskiden "model ortak" olarak
tanımladığı Türkiye’nin, artık ABD’nin
Ortadoğu’daki yeni rakibi konumuna
geldiği öne sürüldü.
Merkezi New York’ta bulunan "Dış
İlişkiler Konseyi" uzmanlarından Steven
Cook tarafından, Foreign Policy
dergisinin dünkü sayısında kaleme alınan
yazıda, son gelişmeler ışığında Türkiye
ile ABD ilişkileri masaya yatırıldı.
03.06.2010 tarihinde
www.anamurunsesi.com
yazdı.
ABD'nin Ortadoğu'daki yeni rakibi
Türkiye
Uluslararası siyasetin önemli
dergilerinden Foreign Policy'de çarpıcı
bir yorum yayımlandı.
ABD’de yayımlanan Foreign Policy
dergisinde çıkan yorum yazısında, ABD
yönetiminin eskiden "model ortak" olarak
tanımladığı Türkiye’nin, artık ABD’nin
Ortadoğu’daki yeni rakibi konumuna
geldiği öne sürüldü.
Merkezi New York’ta bulunan "Dış
İlişkiler Konseyi" uzmanlarından Steven
Cook tarafından, Foreign Policy
dergisinin dünkü sayısında kaleme alınan
yazıda, son gelişmeler ışığında Türkiye
ile ABD ilişkileri masaya yatırıldı.

'FRENEMY'
"Frenemy’nin (’arkadaşımsı düşman’)
Türkçesi nedir" başlıklı yazıda "Türk iç
ve dış politikalarıyla değişen
uluslararası sistemde beliren yön
değişikliğinin mantıklı sonucu olarak"
Türkiye ile ABD arasında süren "60
yıllık stratejik işbirliğinin ardından
iki ülke stratejik rakipler haline
geldiğine" dikkat çekildi.
İsrail’in Türkiye’ye ait gemileri 9
eylemciyi öldürdükten sonra enterne
etmesine Türkiye’nin verdiği sert
karşılığın bu realiteyi açıkça ortaya
çıkardığı ifade edilen yazıda, Dışişleri
Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun İsrail’in
eylemlerini "bir ülke tarafından işlenen
cinayet olarak nitelendirmesinin ve
Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyinde
İsrail’e yönelik sert bir açıklama
yapılması yolundaki çabalara öncülük
etmesinin, Türk dış politikasında
görülen yön değişikliğinin en büyük
delili olduğu önü sürüldü.
Yazıda, İsrail’in Türk gemilerine
enterne etmesine Türkiye’nin verdiği
sert tepkinin, ABD’nin dış politika
yönetimi içindeki, "Sovyetler tehdidi
nedeniyle Türkiye ile ABD’nin güvenlik
çıkarlarının birleştiği dönemleri
özleyen" bazı çevreleri uyandırmak için
yapılmış bir çağrı olması gerektiği
savunuldu.
Obama yönetiminin "diplomatik
ilişkilere, çok taraflılığa ve bölgesel
istikrara önem veren uluslararası
yaklaşımın", Türkiye’deki iktidarda
bulunan AK Parti ile güzel bir
birliktelik oluşturacağına yönelik
umutların belirmesine neden olduğu
belirtilen yazıda, yeni Washington
yönetiminden gelen, Türkiye ile ABD için
"model ortaklık" kavramını ortaya atan
Obama’nın ilk önceliğinin Türkiye
olacağı yönündeki açıklamalara karşın,
zaman ilerledikçe durumun farklı bir
boyut kazandığının görüldüğü ileri
sürüldü.
'KAVGACI KÜÇÜK
ORTAK BÜYÜDÜ'
Teorik olarak Türkiye’nin sahip olduğu
nitelikler ve değerlerin, ABD’nin Orta
Doğu, Orta Asya ve Kafkasya’daki
amaçlarını yerine getirmesinde yardımcı
olacağı yönünde yapılan
değerlendirmelere karşın, "Sovyetlerle
oynanan satranç oyununda", "kavgacı
küçük ortak" konumundaki Türkiye’nin
bugün büyüyerek dünyadaki 16. büyük
ekonomi haline gelmesinin ardından
ortaya farklı bir durumun çıktığı
yorumunda bulunuldu.
"BÖLGEDEKİ
NÜFUZLU OYUNCU"
Yazıda, Türkiye’nin diplomatik açıdan
kendini bulmaya başladığı ve son 8 yıl
içinde "Orta Doğu’daki ılımlı gözlemci"
konumundan çıkarak, "bölgedeki nüfuzlu
oyuncu" konumuna geldiğine dikkat
çekildi.
Washington ile Ankara yönetiminin genel
kapsamda, "İsrail ile Filistinliler
arasında barış sağlanması", "istikrarlı
ve toprak bütünlüğü korunmuş bir Irak",
"nükleer silahlardan arınmış bir İran",
"Afganistan’da istikrar" ve "Batıya
yönelmiş bir Suriye" olarak
sıralanabilecek aynı hedefleri
paylaşmasına karşın, detaylara
bakıldığında ABD ile Türkiye’nin tamamen
ayrı uçlarda olduğunun görüldüğü öne
sürüldü.
'TÜRKİYE
İLK KEZ TARAF SEÇTİ'
Yazıda, "İslamcı bir geçmişi bulunan
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın partisinin
yönetimindeki Türkiye’nin", İsrail’den
Gazze’ye uyguladığı ambargoyu kaldırmak
için adımlar atmasını talep ederek ve
aksi takdirde bunun (açıkça ifade
edilmeyen) ’sonuçlarına’ katlanmak
zorunda kalacağını" kaydederek,
İsrail-Filistin ihtilafında ilk kez
taraflardan birini seçtiğine dikkat
çekildi.
Bu bağlamda Türkiye’nin Hamas’a verdiği
desteğin, İsrail’in yanı sıra aralarında
Mısır, Filistin Yönetimi ve Suudi
Arabistan’ın da bulunduğu, ABD’nin diğer
bölgesel müttefiklerini de kızdırdığı
savunulan yazıda, Türkiye’nin Suriye
rejimiyle kurduğu iyi ilişkilerin de
başlangıçta George W. Bush yönetimince
tepkiyle karşılandığı ifade edildi.
Türkiye’nin İran ile yaptığı uranyum
takası anlaşmasına da değinilen yazıda
bunun, İran’a nükleer programı nedeniyle
sert BM yaptırımları uygulanması yönünde
çaba gösteren ABD’nin dış politika
hedefleriyle çelişen diğer bir önemli
konu olduğunun altı çizildi.
'YAVAŞ YAVAŞ
YOL ALAN İSLAMCILIK'
"Türkiye’de yavaş yavaş yol almaya
başlayan İslamlaşmayı", Türk dış
politikasında görülen yön değiştirmenin
nedeni olarak görmenin işin kolayına
kaçmak olduğu ifade edilen yazıda,
Erdoğan’ın, özellikle İsrail’e ilişkin
söylemlerinin büyük bir kısmınını
ideolojik bir boyutunun bulunmasına
karşın, şimdiki Türk dış politikasının
mimarının Erdoğan değil, Dışişleri
Bakanı Davutoğlu olduğu belirtildi.
Yazıda, Türkiye’nin uluslararası alanda
aktifleşmesini savunan Davutoğlu’nun,
"okumaya düşkün, yumuşak sözlü ve
fazlasıyla zeki" bir kişi olduğuna ve
İslamcılıkla ilgisi bulunmadığına işaret
edildi.
"TÜRKİYE’NİN ABD’DEN FARKLI
DEĞERLENDİRMELERİ VAR"
"Doğru bir yaklaşımla, tamamen değişen
dünyada, Türkiye’nin oynayabileceği rolü
kavrayan" Davutoğlu’nu bu şekilde
düşünmeye iten faktörün Kur’an değil,
"soğuk savaşın sona ermesinin sonucu
olarak ortaya çıkan yapısal
değişiklikler", "Avrupa’nın sürekli
olarak Türkiye’yi reddetmesi", "ülkenin
güneyi, doğusu ve kuzeyinde ortaya çıkan
ekonomik fırsatlar" olduğu vurgulandı.
Türkiye ile ABD’nin, Orta Doğu’da düşman
olmamakla birlikte, birbirlerinin hızla
rakibi olmaya başladıkları yorumunda
bulunulan yazıda, Türkiye’nin, Orta
Doğu’daki tek hakim güç olmayı isteyen
ve hedeflerine daha kolay ulaşmasını
sağlayacağı için siyasi bir düzeni
muhafaza etme arzusundaki ABD’den farklı
değerlendirmeleri bulunduğuna dikkat
çekildi.
Yazıda, Türkiye’nin "kendi çıkarlarına
hizmet edecek şekilde oyunun kurallarını
esnetmek arzusunda olduğu" ve bunun
sonucunda ortaya çıkan durumun ABD’nin
çıkarlarına hizmet etmesineyse ses
çıkarmadığı ifade edildi.
'FRENEMY SERT
KAÇAR'
Yazının sonunda, Türkiye ile ABD
arasındaki ilişkileri "Frenemy"
("arkadaşımsı düşman") olarak
nitelemenin sert bir tanımlama olduğu,
ancak bu ilişkiyi "model ortaklık"
olarak tanımlamanın da çok büyük bir
abartı olacağı yorumunda bulunulurken,
ABD’nin Türkiye ile ilişkilerinin,
ABD’nin, "bazı alanlarda çok güçlü
ilişkilere sahip olmakla birlikte,
ilişkilerin stratejik müttefik olma
seviyesine gelmediği" savunuldu ve
Washington’un Brezilya, Tayland veya
Malezya ile olan ilişkileri gibi
yürütülmesi önerisinde bulunuldu.
http://www.turkislamulkusu.com/lastv/Haberler.asp?haber=devam&id=2346



**********************************
"Anamur'un ve
Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek
Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ